|
Resimli Madencilik
Terimleri Sözlüğü - Y |
YAĞCI, 1) İş makinelerinin
akaryakıt ve yağ ikmalini sağlayan ve bakımını yapan kimse. 2) Operatör
yardımcısı.
YAĞ
CİLA, Çoğunlukla biraz
bulanık olan minerallerde olan ve yağlı bir cisim görünümü veren cila. Bu
görünüm; nefelin, kardierit ve bazı kuarslarda vardır. —> Minarellerin parlaklığı.
YAĞLAMA
SİSTEMLERİ, Bir makinenin
doğrusal ve dairesel hareket eden parçalarında kaymayı sağlamak, aşınmayı ve
ısınmayı önlemek amacıyla uygulanan düzen. Bu düzende gres yağı veya ince yağ
kullanılır. Genel olarak gres yağı ile yağlamada gresör veya gres pompası; ince
yağ ile yağlamada da el yağdanlığı, damlalıklı yağdanlık, bilezikli veya dişli
çarklı yağlama düzenleri ile yağ pompası gibi araç ve gereç kullanılır. Demir
testereleri gibi düz kayıtlı olan makinelerde kayıtlar üzerinde ufak yağlama
delikleri bırakılıp, bunlar bir yayın taşıdığı bilyelerle kapalı tutulur. Taşıt
araçlarının alt kısmındaki mafsallı yerlerde yağlamayı sağlamak için de gres
nipeli vardır.
YAĞLARIN
VİSKOZİTESİ, Yağların
akış-kanlığı ve özlülüğünü belirleyen kavram. Visko-zite, pratikte Engler (E½)
derecesi ile ölçülür. Viskozite tesbiti üst çapı 2,9 ve alt çapı 2,8 mm ve
yüksekliği 20 mm olan bir boru ile yapılır. 20½C sıcaklıkta 200 cm3 suyun bu
borudan akışı olan 50-52 saniye zamanın 1 Engler derecesine eşit olduğu kabul
edilir. 20½C sıcaklıkta 200 cm3 yağın bu borudan akışı 300 saniye ise bu yağın
Engler derecesi 6’dır.
YAĞLI
KİREÇ, —> Kireç.
YAĞLI
KÖMÜRLER, Bünyesinde %
10-24 uçucu madde ihtiva eden kömürler.
YAĞLI
SALMASTRA, —> Salmastra.
YAĞ
POMPASI, —> Yağlama sistemleri.
YAĞSIZ
KÖMÜR, Antrasit. Kısa
alevli kömür.
YAKIT,
Yanma olayında kimyasal
reaksiyonla veya okside olmak suretiyle ısı verebilen ve eko-nomik bir değeri
olan her türlü madde. Yakıtlar, katı-, sıvı-, gaz- ve nükleer yakıt diye
sınıflandırılır.
YAKILMIŞ ÖLÜ DOLOMİT, —> Dolomit.
YAKIT
YAĞI, —> Fuel oil.
YAKITLARIN
GENEL ÖZELLİKLERİ, Linyit,
taşkömürü fuel oil ve doğal gazın ağırlık bakımından % olarak analiz değerleri.
––> Çizelge
YAKUT,
1) Alüminyum oksit
terkibinde parlak, kırmızı renkte değerli taş (rubin). Mavi renklisine safir
(gök-yakut) denir. 2) Kırmızı renkli korendon.
YALANCI
MERMER, Genellikle sönmüş
kireç, ince inşaat alçısı veya kalıp alçısı, mermer tozu ve tebeşirden yapılan
mermere benzer madde.
YALANCI
ŞEKİLLİ MİNERAL, —> Psödömorfoz.
YALITKAN
PORSELEN, Yüksek veya
alçak gerilim için yalıtkan olarak kullanılan, feldispattan yapılmış sert —> Porselen.
YAMAÇ
MOLOZU, Yamaçlarda,
yamacın düzlüğe ulaştığı yerlerde düşerek, kayarak oluşmuş; yer yer gevşek veya
taşlaşmış gayrimuntazam çökeller. Bazan eluviyal plaserler ihtiva ederler.
YANAR
KÜKÜRT, Havada kuru
kömürün en fazla 850°C da tam yakılması sonucunda yanma gazlarında kükürt
bileşiği halinde bulunan kükürdün yüzde olarak ifadesi.
YANARDAĞ
(VOLKAN), Yer’in ya da herhangi
bir başka gezegen ya da uydunun kabuk bölümünde yer alan ve içinden dışarı
doğru mağma (eriyik kayaç), piroklastik moloz ve çeşitli gazlar püsküren baca.
Yanardağlar, püskürme özelliklerine, etkinlik şiddetlerine ve volkanik yüzey
şekillerine dayalı olarak 1) İzlanda ya da yarık, 2) Havaii, 3) Stromboli,4)
Vulcano, 5) Pelée, 6) Plinius tipi püskürme olarak sınıflandırılmaktadır. —>
Şekil, Volkan.
İzlanda tipinin özelliği, erimiş bazaltlı
lavların, uzun paralel yarıklardan dışarı boşalmasıdır. Bu tür akıntılar
çoğunlukla lav platosu oluşmasına yol açar.
Havaii tipi yanardağlar, İzlanda
tipindekilere benzer; başlıca farkları, akışkan lavların zirveden ve radyal
yarıklardan akarak kalkan yanardağlar oluşturmasıdır.
Stromboli tipi yanardağlarda genleşen
gazlar orta şiddette patlamalara neden olur, bunun sonucunda da kesintisiz
küçük püskürmelerle dışarı akan akkor lav pıhtıları, volkan bombaları, curuflar
ve lav akıntıları oluşur.
Adını, stromboli yakınlardaki Vulcano
adasından alan Vulkano tipi yanardağlarda orta şiddette koyu renkli çalkantılı
gaz ve kül püskürmeleri olur.
Pelée tipi yanardağlarda, yoğun ve şiddetli
kızgın volkanik kırıntı ve ve gaz karışımı püskürmeler görülür.
Plinius tipi en şiddetli püsküren yanardağ
türüdür.
Yanardağların volkanik yüzey şekilleri ise:
Bileşik-, Strato-, Somma-, Kaldera- ve Kalkan yanardağ diye
isimlendirilmektedir.—> Şekil.

YAN
BASMASI, —> Tavan basması.
YAN
DELİK, Derin sondajlarda
swivel head’e bağlı kelly’nin kuyudan çekildikten sonra içine yerleştirildiği
hafif meyilli kısa kuyu.
YANGIN
BARAJI, Bir yangın
durumunda yangın yeri ile irtibatlı olan yolları kapatan duvar, perde veya
dolgu. Bu baraj; kum torbası, kil, sıvalı travers, tuğla, beton veya briketten
yapılabilir.
YANGIN
EKİBİ, —> Tahlisiye istasyonu.
YANGIN
KAPISI, Hava giriş
kuyusunun yakınlarına, daha ziyade kat ağızlarına kurulan ve ateşe dayanıklı
malzemeden yapılmış olan (herhangi bir yangın anında kapatılabilecek) emniyet
kapısı.
YANIK,
Mermer yatağının dış
tesirlerle bozulmuş olan ve kaldırılıp atılması gereken kısmı. Yanık mermer
yumuşak, kof, kırılması kolay, cila kabul etmez ve darbe ile dağılma
özellikleri gösterir.
YANKAYAÇ,
1) Üretimi planlanan maden
yatağını çevreleyen yani maden yataklarını içinde bulunduran kayaç. 2) Yan
kaya.
YANLIŞ
OTURMUŞ MADDE, —> Eleme.
YANMA, Yakıtların genellikle havadan sağlanan
oksijen ile hızlı oksidasyon sonucu, ısı ve sıcak yanma ürünlerinin açığa
çıktığı ve bu esnada biraz da ışık ve sesin oluşabildiği, kimyasal reaksiyon.
Yanma olayının temelini karbon, hidrojen ve kükürdün yanma reaksiyonları
oluşturur. Yanmanın tam olmaması durumunda CO, O2, CH4,
kurum ve katran gibi hava kirleticileri oluşur. Yakıt içerisindeki su, yanma
sırasında buharlaşır ve bu durumda zararsızdır. Ancak yoğun SO2
içeren baca gazlarında yoğuşma sınırında asit oluşumunu hızlandırıcı etkisi
zararlıdır.
Diğer bir ifade ile yanma; oksijen ve
yakıtın bileşenleriyle ilgili bir kimyasal olaydır.
C + O2 —> CO2
C + 1/202 —> CO
H2 + 1/202 —> H2O
Yanıcı bileşenlerin tamamen yanarak ısıya
dönüşmesine “Tam yanma” denir. Katı ve sıvı yakıtların yanabilmesi için, önce
gaz fazına geçmesi ve ortamdan ısı alması gerekir. Doğal gaz, gaz fazında
olduğundan, ortamdan ısı almasına gerek yoktur. —> Tutuşma sıcaklığı, Kömür yakma sistemleri.
Doğal gazın yanma tepkimesi:
CH4 + 202 —> CO2
+ 2H2O
C2H6 + 5O2
—> 3CO2 + 4H2O
C4H10 + 6,5 O2
—> 4CO2 + 5H2O
C5H12 + 8O2
—> 5CO2 + 6H2O
YANMA
HARARETİ, 1) Yakıtın yanma
reaksiyonuna başlayacağı sıcaklık derecesi. 2) Yanma sıcaklığı (temperatürü).
YANMA
ISISI, Bir yakıtın bir kg’ının
yanması ile elde edilen ısı miktarı. 1 kg karbonun yanmasından 8100 Kcal ısı
elde edilir.
YANMA
OLAYI, 1) Yüksek hararette
gaz safhasında oksidasyon sonucu ısı intişar ettiren (yayan) olay. 2) Yanıcı ve
yakıcı gazların kimyasal reaksiyonu.
YANMA
REAKSİYONLARI, —> Yanma.
YANMAZ
KÜKÜRT, Havada kuru
kömürün en fazla 850°C da tam yakılması sonucu kalan kül içinde sülfatlı
bileşikler halinde kalan kükürdün yüzde olarak ifadesi.
YANMIŞ
MANYEZİT, —> Sinter manyezit.
YANTAŞ,
Aynı yaşta veya daha genç
bir maden yatağını çevreleyen, yani onunla kontakt durumunda olan kayaç. —> Yankayaç.
YAN
NOKTA HESABI,
Koordinatları bilinen iki noktayı birleştiren doğru üzerine dik düşen
noktaların koordinatlarının hesaplanması yöntemi. —> Şekil.

YAN
TUMBA, —> Tumba.
YAN
ÜRÜN, Üretim esnasında
ikinci derecede elde edilen ve esas mamül veya mamüllere nazaran nisbeten daha
az önemli olan ikinci derecede mamül veya ürün.
YAPI,
1) Kayaç kütlelerinin
kıvrılma, kırılma gibi biçim değiştirme olayları sonucu birbirleriyle ilgili
durumlarını ifade eden kavram. 2) —> Strüktür. 3) Bünye.
YAPILABİLİRLİK
RAPORU, 1) Çeşitli
olanaklarla uygulamaya konulmak istenen bir yatırım projesinin ekonomik ve
teknik bakımdan yapılabilir en uygun çözümü gösterdiğini belirten rapor. 2)
Fizibilite raporu.
YAPRAK,
Mermer ocaklarında —> Kompresör çivisi ile ve her bir çivi
için iki adet olmak üzere yani çift olarak kullanılan bir yüzü oval, diğer yüzü
düz 3 cm eninde ve 30 cm boyunda demir parçası.
YAPRAK
TAŞ, —> Şist.
YARDIMCI
DELİK, —> Tarama deliği.
YARI
BLOK ÇALIŞMA YÖNTEMİ,
Döner kepçeli kazıcının, kademe dışında hareket ederek kazdığı malzemeyi
kademeden uzakta bulunan bant konveyöre veya vagonlara yükleme düzeni. Bu
yöntem genellikle, kömür damarı üzerindeki son örtükazı kademesinin
kaldırılması işinde (—> Şekil) uygulanır.—> Blok Çalışma Yöntemi.

YARI
DENGELİ İHRAÇ SİSTEMİ, Çift
halatlı ve çift tamburlu ihraç sistemi. —> Dengesiz-, Yarı dengeli, Dengeli ihraç sistemi.
YARI
MEKANİZE AYAK, —> Alın mekanizasyonu.
YARIM
SARMA, Kapalı işletmelerde
bulunan üretim yerlerinde, çatallar üzerine konulan kapak tahtası veya ortadan
uzun ekseni boyunca dilinmiş ince yarım direk.

YARMA,
1) Sondaj yapmaya uygun
olmayan, yeryüzüne çok yakın veya toprak, kum ve döküntü çakıl sanalarının
altındaki sağlam zemine, maden aramak amacıyla ulaşmak için, kazma kürek veya
dozer vb. kazıcı makinelerle açılan prospeksiyon (çukurları) hendekleri.
Yarmaların eni insanın rahat çalışacağı kadar olmakla beraber, boyları birkaç
metre, hatta birkaç yüz medre olabilir. Uzun açılar yarmalara kanal da denir.
2) Yeryüzünde kazı yapmak suretiyle maden arama (prospeksiyon) şekli.

YARI ÜRÜN,
Alüminyumun işlenmesi sonucunda elde edilen, fakat kendisi de başka bir işlemde
girdi olabilen, levha, folyo, şerit, disk gibi profil ürünleri tanımlayan ve
alüminyum sektöründe kullanılan bir terim.
YASSI
HADDE ÜRÜNLERİ, Üretilen
çeliğin haddelenmesi suretiyle elde edilen; a) Levha b) Sıcak haddelenmiş yassı
ürünler, c) Soğuk haddelenmiş yassı ürünler, d) Teneke olmak üzere dört ana
gruba ayrılan yassı çelik ürünleri. Bu ürünler, dayanıklı tüketim malları ve
yatırım malları endüstrilerinin ana girdisini oluştururlar. Türkiye’de yassı
çelik ürünlerinin tüketildiği sektörlerin başında boru ve profil sanayii,
otomotiv sanayii, yakıt araç ve gereçleri imalatı gelir.
YASSI
HALAT, Kemer şeklinde
örülmüş olan halat. —> Çelik halat.

YASSI
ÜRÜN, Levha, folyo, şerit,
disk gibi, hadde tezgahlarında elde edilen ürünleri tanımlayan ve aluminyum
sektöründe kullanılan bir terim.
YASTIK,
Tavanı ve tabanı çürük olan
yerlerde, sütun (çatal) olarak kullanılan direklerin tabana ve tavana batmasını
önlemek veya tahkimatı takviye etmek için yatay olarak konulan kısa direk.
—> Takoz.

YASTIK
ÇAMURU, Lağım deliği
dibine konan ve patlayıcı madde sıkılanırken esneklik sağlayan çamur parçası.
YAŞ
TABANLI TOZ KÖMÜR YAKICILAR,
Külün aglomera edilerek çekildiği yakıcılar. Yaş tabanlı kömür yakıcılarda,
yanma odasında sıcaklığın kül ergime noktasına çıkmasına izin verilerek külün
tabanda bir sıvı olarak yüzeylerde akması sağlanır. Bu amaçla tasarlanan
sistemlerde, yüzeylerin mümkün olan kısımlarında refrakterlerin yapılması, ısı
çekişinin de kül yapışmasından etkilenmemesi için gerekli önlemlerin alınması
lazımdır.—> Kömür yakma sistemleri,
Yanma.
YAŞLANDIRMA
SERTLEŞTİRİLMESİ, Su verme
ısıl işlemi ile aşırı doymuş katı eriyik oluşturulduktan sonra, uygun sıcaklık
ve sürelerde alaşımın mikroyapısında çökelme parçacıkları oluşturarak bir
alaşıma yüksek mukavemet kazandırma işlemi. Örneğin, duralimün alaşımı (% 4 Cu
bulunduran Al-Cu alaşımı.)
YATAY
ATIM, —> Fay atımı.
YATAY
AYAKLI GÖÇERTME, —> Tumba metodu.
YATAY
MERKEZKAÇ DÖKÜM, —> Savurma döküm.
YATAY
YÜZEYİ, Mermer
işletmeciliğinde ocakta taş tabakalarının birbirine yaslandığı yüzey.
YATIM,
—> Yatım açısı. Meyil açısı.
YATIM
AÇISI, 1) Bir damar veya
tabaka düzleminin yatay düzlem ile yaptığı açı. 2) Meyil açısı. —> Tabaka.

YATIM DİYAGRAMI, arazide ölçülen veya jeolojik haritadaki
bilgilerden yararlanılarak jeolojik kesit yapımı sırasında kullanılan yardımcı
diyagram.
Burada = Tabakanın
kesit düzlemi üzerinde zahiri (diyagonal) yatımı.
= Kesit istikameti-tabaka istikameti yani bunların
arasındaki açı.
= Tabakanın gerçek yatımı.
Bunlar arasında tg = sin .
tg bağıntısı vardır. Yatım diyagramı bu bağıntının grafikle gösterilmiş
şeklidir. —> Şekil.

YATIM
DOĞRULTUSU, Yatım düzlemi
içerisinde, damar düzlemi ile yatay düzlemin ara kesitine dik olarak doğrunun
yatay düzlemdeki izdüşümü.
YATIMLI
DAMARDA DRAGLINE UYGULAMASI, Damar
yatımlarına göre iki ana grupta uygulanan yöntem. Damar yatımı 20° ‘ye kadar
olan örtükazı birinci grubu teşkil etmekte olup, dragline yöntemi tek başına,
ikinci grubu oluşturan ve damar yatımı 20°-60° arasında olan örtükazı işlerinde
ise, dragline yöntemi, kazıcı kamyon yöntemi ile beraber uygulanır.
Damar yatımı (0°-10°) ve (10°-20°) arasında
olma durumuna göre iki ayrı yöntem mevcuttur. Birinci durumda dragline dilim
üzerinde, ikinci durumda ise döküm sahası üzerinde çalışır. —> Şekil.

YATIRIM,
İktisadi faaliyet gösteren
bir kuruluşun faaliyeti ile ilgili, maddi olan veya olmayan sabit kıymetlere
yapılan ilave. Sabit kıymetlerin iktisadi değerini artıracak nitelikte olan
esaslı onarım ve yenilemeler de yatırım sayılır.
YAVAŞ
YANMA, —> Deflagrasyon.
YAYÇEK, Oltutaşını
işlemede kullanılan “Kemane”nin, kurutulmuş bağırsaktan yapılmış gergi yayı.
YAYLI
RONDELA, —> Pul.
YAZLIK,
1) Aynanın mümkün olduğu
kadar yakınında, aynadan koparılan gayri nizami kaya parçalarının düzeltilip
düzgün prizmatik mermer bloklarına dönüştürüldüğü açık saha. 2) Açık.
YEDEK,
1) İşçi yardımcısı. 2)
Mevcutları bozulduklarında değiştirmek için ambarda hazır tutulan malzeme.
YEMANİ,
—> Kuars.
YEMEK
TİKESİ, Pavyonda (işçi
yatakha-nesinde) kalan bekar işçilerin işçi yemekhane-sinde yemek yemeleri için
ocak kâtibi tarafından çalışma yerinde puvantaj defterine yevmiyeleri
yazılırken, bu işçilere verilen yemek (fişi) kuponu.
YEMLEME
LOKUMU, 1) İçine kapsül
yerleştirilen lokum. 2) Praymer.
YEMEN TAŞI,
Kırmızı renkli —> akik.
YEMİNLİ
TEKNİK BÜRO, “ 3213 sayılı
Maden kanunu”unda geçen bir terim olup, denetim ve gözetim dışında kalan ve
yönetmelikte belirtilen görevleri yürütmek üzere kurulmuş; çalışma alanlarında
uzmanlaşmış, devlet güvenliği açısından sakıncası bulunmayan mühendis ve
personelden oluşan büro. Ancak; yeminli teknik bürolar, Anayasa Mahkemesi’nin
24.12.1986 gün ve E1985/20 K 1986/30 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
YENİ
HURDA, Alüminyum
sektöründe kullanılan bir terim olup, alu minyumun üretim ve metal işleme
kademelerinde çıkan alüminyum artıklarını ifade eder. —> Eski Hurda.
YENİLENEBİLİR
ENERJİ KAYNAĞI, Devamlı
olarak veya belirli zaman aralıklarında, şarj edilerek depolanan enerji; güneş
enerjisi, rüzgar gücü, biyolojik atık (biyomas), gel-git ve denizdalgaları
gibi.
YERALTI
AÇIKLIĞI GERİLMELERİ, Kazı
öncesi düzgün bir dağılım gösteren düşey ve yatay bakir arazi gerilmelerinin,
kazı sonucu yeraltında yaratılan boşluk nedeni ile bozularak yeni bir dağılım
göstermesi şekli. Kazı sonrası oluşan gerilmeler ile birlikte, daha önce var
olan doğal arazi gerilmeleri galeri ve baca etrafındaki destek topuklarında ve
orta topuklarda gerilme yoğunlaşmalarına neden olur. Bunun yanı sıra galeri
veya baca tavanında basma, çekme ve makaslama türünden gerilmeler oluşur. Diğer
bir mekanik olay da yaratılan boşluk civarında oluşan deplasman veya
hareketlerdir. Bunların sonucu kaya kütlesi içersindeki birim deformasyon
enerjisi artarak gerilme yoğunluğunun bulunduğu yerlerde bölgesel depolanır.
—> Şekil.

YERALTI
DÜZENLERİ, Bir kapalı
işletmenin çalışmasını sağlamak veya kolaylaştırmak amacıyla; boşluk, su,
toprak ve kayalarla birbirinden ayrılmış alanları birbirine bağlamak için kazı
ve delme yoluyla yeraltında açılan galeri, kuyu, boşluk vb. hacimlerin tümü.
YERALTI
HUNİ AÇIKAYAK İŞLETME METODU, 1)
Sağlam tavanı, tabanı ve cevheri olan yeknesak tenörlü damar veya kitle halinde
olan maden yataklarında alt kattan üst kata bir nefeslik sürdükten sonra
üstteki eski imalatın altında bir topuk bırakarak başyukarının ağzı belirlenen
sınıra veya yan taşa kadar daire veya oval şekilde genişletilip aynı zamanda
aşağıya doğru derinleştirilmek ve kazılan cevheri başyukarıdan aşağı akıtarak
panodaki nakliyatı sağlamak esasına dayanan tahkimatsız (üretim) işletme
metodu. Bu usülde pano içinde cevher, kelebeye veya başyukarıya skreyperle de
çekilebilir.

YERALTI
İŞLETME METODU, Açık
işletme metodu uygulaması ekonomik olmayan maden yataklarına tavanın
göçertilmesi, açılan boşluğun doldurulması veya topuklar bırakılması esaslarına
göre uygulanan üretim sistemi. Bir kapalı işletmede yeraltı işletme metodunun
uygulanması ve işletme- ve kazı yönlerinin seçimi büyük önem taşır. Yeraltı
işletme metotları maden yatağının durumuna göre; uzun ayak, dilimli ayak,
topuk, oda ve blok işletmesi şeklinde yürütülür. Bunlar tavanın durumuna göre
de açık ayaklar, rambleli, ambarlı, göçertmeli ve kombine (karışık) işletme
metotları şeklinde; tavanın göçertilmesi esasına dayanan işletme metotları ise yatay-, dikey-,
ve çapraz ayaklı ilerletimli veya dönümlü uzun ayak, taban döşemeli (sun’i
tavanlı) ayak şeklinde isimlendirilir. Açılan boşluğun doldurulması esasına
göre uygulanan üretim sistemlerine de rambleli uzun ayak vb. isimler verilir.
Yeraltı işletme metodu uygulamada, işletme ve kazı yönü ise; maden yatağının
tabaka, kitle veya damar şeklinde oluşu, yatımı ve kalınlığı gibi faktörler
dikkate alınarak belirlenir ve uygulama aşağıdaki şekillerde yapılabilir: Kömür
madenciliğinde genellikle işletme yönü damar istikametinde, kazı yönü ise;
istikamet yönünde, başyukarı, başaşağı veya diyagonal olabilir. Filon tipi
maden yataklarında işletme yönü genellikle aşağıdan yukarı, kazı yönü ise
başyukarı, başaşağı veya diyagonal şekilde yürütülebilir. Buna karşılık tuz
madenciliğinde dik yataklarda işletme yönü başyukarı alındığında kazı yönü
istikamet yönünde, düz damarlarda da işletme ve kazı yönü birbirine paralel
olarak hem başyukarı hem istikamet yönünde seçilebilir. —> İşletme yönü. Erimesi veya eritilmesi
mümkün olan maden yataklarında klasik yeraltı işletme metotlarına nazaran daha
ekonomik olması durumunda, maden yatağına sondajlarla ulaşılarak madenin
yerinde eritilmesi sağlanmak suretiyle —> Fraş metodu (kükürt yatakları), genel olarak da —> Solüsyon madenciliği (tuz, trona)
uygulanır.
YERALTI
MADENCİLİĞİ, Madenin
yeraltında kendine özgü yöntemlerle elde edilmesi. —> Kapalı işletme.
YERALTI
ÖLÇME NOKTALARI, Yeraltı
galeri ilerlemelerine yön verme veya galeri planlarının çıkarılması gibi
işlerde kullanılan ve galerinin sürüldüğü arazinin durumuna göre kayaç,
tahkimat veya travers üzerine tesbit edilen veya çakılan kalıcı veya geçici
işaretler. Genel olarak bu noktalar galerinin tavanına veya tabanına
yerleştirilir. Ayrıca alet tesbiti veya nivelman ölçmeleri için bu noktalar
galeri yanlarına da yerleştirilebilir.—> Şekil.

YERALTI
RANDIMANI, 1) Yeraltında
yapılan tüm üretim miktarının yeraltında üretim ve taşıma için yapılan işçi
yevmiyeleri sayısına bölümü ile elde edilen (kg/yev veya t/yev) değer. 2)
İçeri- A randımanı.
YERALTI
SONDAJI, Maden ocaklarında
yeraltında gerek görülen her yerde ve yönde sondaj yapılabilecek şekilde imal
edilmiş özel sondaj makineleri ile yapılan delme işlemi.
YERALTI
SUYU, Yüzeyden sızan ve su
tablasının altındaki tabakalardaki gözenekleri, çatlakları ve boşlukları
dolduran su. Yeraltı suları bulundukları yerlere göre; formasyon suyu, çatlak
suyu veya mağara suyu gibi isimler alırlar. Deniz seviyesinin altında ve
hareket etmeyen yeraltı sularına da derin sular denir. —> Formasyon suyu. Su tablası.
YERALTI
UZUNLUK ÖLÇME YÖNTEMİ,
Yeraltında noktalar arası mesafelerin ölçülmesinde kullanılan yöntem. Eğimsiz
yerlerde çelik şerit yere yatırılmak suretiyle; meyilli yerlerde ise,
teodolitle doğrultu verilerek eğim açısı ve eğik mesafeler ölçülerek yapılan
uygulama. —> Şekil.

YERALTINDA
NİVELMAN YÖNTEMİ, Asma
mira kullanılarak yapılan geometrik yükseklik ölçme. —> Nivo, Nokta nivelmanı. Asma miralarda geri okumalar (-), ileri
okumalar (+)’dır. —> Şekil.

YERALTINDA
TEODOLİTLE YÜKSEK-LİK TAYİNİ, Yeraltında
iki tavan noktası arasındaki yükseklik farkının teodolit yardımıyla
bulunması. —> Teodolit, takeometre.
A- Noktası altında merkezlendirilen
teodolit ile B-Noktasına asılan şakülü’ün üstüne gözleme yapılarak (j) açısı,
ayrıca (b) âlet boyu ve (T) şakül boyu ve (D) eğik uzaklık değerleri ölçülür.
Aşağıda eşitliklerden Dh- Yükseklik farkı hesaplanır. —> Şekil.
YERALTINDA
YÜKSEKLİK TAYİNİ,
Yeraltında teodolit kullanılarak ve eğik veya yatay gözlemler yapılarak
uygulanan yöntem. —> Şekil.
YERİNDE
ÇÖZELTİ MADENCİLİĞİ, —> Liçing,
Liç.
YERİNDE
(İN-SİTU) LİÇ, Terkedilmiş
madenlerden veya düşük tenörlü oksitli cevher yataklarından sülfürik asitli liç
solüsyonu yardımı ile bakır kazanma yöntemi. —> Bakır liçi. Bu yöntemin uygulanması için cevherin gözenekli,
kırıklı olması, buna karşılık yan taşın geçirgen olmaması, bu yöntemin
uygulanabil-mesi için ön şartlardandır.—> Yerinde liç uygulaması.
Yerinde liç konusunda yapılan çalışmaların
en ilginci, 1967 yılında Kennecott Copper Korp un ABD Atomik enerji komisyonuna
Safford, Arizona civarındaki düşük tenörlü bakır cevherlerini, önce yeraltında
patlatılacak nükleer patlayıcı madde (nükleer bomba yani atombombası) ile
parçalayıp kırmak ve bunu takiben yerinde liç etmek yolunda tekliftir.
Bu tip projeler üzerinde yoğun çalışmalar
yapılmakla beraber, radyoaktivitenin yeraltı sularına ve genel olarak ortama
etkisi anlaşıldıktan sonra, uygulamaya geçmek mümkün olabilecektir. ABD’de
petrol yataklarından klasik usulle yapılan üretimin sonunda petrol yatağında
üretilmeyen rezervi yeniden üretime almak için üretim kuyusuna petrol yatağı
seviyesine nükleer patlayıcı madde yerleştirip patlatmak suretiyle orada
meydana gelecek şokun tazyiği sonucu arazideki petrolün patlama yerindeki
boşluğa sızması sağlanmak suretiyle petrol yatağından daha fazla üretim yapma
yoluna da gidilmiştir.
Ayrıca, madencilikte yeraltında açılacak
boşlukların da nükleer patlayıcı madde kullanarak açılması; onun verdiği ısı ve
basıncın hem boşluğun açılması ve hem de boşluğun cidarındaki katmanların
eriyip soğuması suretiyle, boşluk cidarının kendiliğinden tahkimi yönünde
denemeler de olmuştur.
YERİNDE
LİÇ UYGULAMASI, Düşük
tenörlü cevherlerin özel sondaj kuyularından yapılan enjeksiyon ile yerinde
çözelti haline getirilmesi ve pompalarla yerüstündeki arıtım tesislerine
basılarak değerlendirilmesi. Yöntemin başarısı maden yatağının derinlik, tenör
ve rezerv birimlerinin uygun özellikte olmasına bağlıdır. Yerinde liç, altın,
gümüş, uranyum —> Şekil, okside
bakır, trona, tuz gibi sınırlı sayıda ve genellikle klasik yöntemlerle ekonomik
olarak kazanılmayan düşük tenörlü maden yataklarına uygulanır.—> Liçing; Yerinde (in-situ), Liç, Bakır liçi.

YERSEL
FOTOGRAMMETRİ, —> Foto-grammetri.
YERÜSTÜ
DÜZENLERİ, Maden
işletme-lerinde çalışmayı sağlamak veya kolaylaştırmak amacıyla, yerüstünde
kurulan ana ve yardımcı tesislerin tümü.
YERÜSTÜ
MADENCİLİĞİ, Madenin
yeraltına girmeden kendine özgü yöntemlerle elde edilmesi. —> Açık işletme.
YERÜSTÜ PATLAYICI MADDE
DEPOSU, Yerleşim
yerlerinden uzak ve tek katlı olarak, patlama olduğunda uzaklara tehlikeli
parçalar saçmayacak, hafif ve yanmaz malzemeyle geniş saçaklı olarak örtülü,
zemininde çivi, vida, herhangi bir yarık veya çatlak bulunmayan düzgün,
sızdırmaz, herhangi bir cismin çarpmasıyla kıvılcım çıkarmaz ve kolay
temizlenir biçimde, çimento şap veya mozaikle kaplı, ihtiyaca göre çeşitli
bölmeleri olan, pencereleri çatıya yakın yükseklikte ve güneş ışınlarının
doğrudan depo içine girmesini önleyecek biçimde ve havalandırma delikleri
bulunan bina. Yerüstü patlayıcı madde depoları ihtiyaca göre sürekli, geçici ve
gezici olmak üzere üç ayrı şekilde yapılabilir.
Bunlar beton ve taştan sağlam duvarlı ve
tavanlı üst ve yanları toprakla örtülerek veya bir yamaçta açılacak galeriyle
girilmek suretiyle tünel biçiminde de yapılabilir.
Üstü toprak örtülü ve galeri tipi gömme
depoların üzerlerindeki toprak kalınlığı, güvenlik uzaklıkları yönetmeliklere
uygun olarak saptanır ve yapılır. Bu depoların çıkış ağızlarına ve etrafına
gereğine göre toprak veya beton sütre yapılır. —> Dinamit ambarı (yeraltı) —> Şekil
s.438
YEŞİL ALTIN ; 24
karatlık yani 1000 saflık olarak tanımlanan has altına yalnız gümüşün
katılmasıyla elde edilen altın cinsi, —> Altın
ayarı.
YEŞİMTAŞI, 1)
Genellikle yeşil, bazen de beyaz, sarı veya kahverengi, olan bünyesine Fe
girmesi halinde koyu yeşil rengini veren jade grubu taşlar. Koyu renklisine
kloromelenit de denir; figur yapımında kullanılır ve uğur taşı olarak kabul
edilir. 2) Baltataşı.
YEVMİYE,
1) Bir işçinin bir vardiya
süresinde yaptığı çalışma. 2) Bir işçiye bir vardiyalık çalışma karşılığı
ödenen ücret.
YEVMİYE
ADEDİ, Bir yerde çalışan
işçilerin belirli bir dönemde yaptıkları yevmiye sayısı. Fiili yevmiye, yıllık
ücretli izin, hafta ve bayram tatili diye üç bölüm halinde izlenir. Fazla mesai
yevmiyesi de tüm işçinin çalışılan günlerde normal çalışma süresinden fazla
çalıştıkları zamanın saat olarak toplamları 8’e bölünmek suretiyle elde edilen
yevmiye sayılarıdır. Bu yevmiyeler de fiili yevmiye sayısına ilave edilir.
YAĞ
CİLA, Çoğunlukla biraz
bulanık olan minerallerde olan ve yağlı bir cismin görünümünü veren cila. Bu
görünüm; nefelin, kardierit ve bazı kuarslarda vardır.—> Mine-rallerin parlaklığı.
YIĞILMA
AÇISI, Yığın halinde olan
malzemenin heyelan yapmadan durabildiği açı değeri. Bu açı, yığını teşkil eden
koni kenarının yatay düzlemle yaptığı açının ölçüm değeridir. —> Denge açısı.
YIĞMA,
Dekapaj pasasının
taşındığı düzlemden daha üst seviyeye doğru yapılan boşaltma işlemi.
YIĞMA
LİÇ, —> Bakır liçi.
YIĞIN
LİÇİ,—> Siyanür liçi ile altın üretimi.
YIKAMA,
Sondaj tekniğinde matkabın
ilerleyebilmesi için sondaj dibinde veya kuyu çevresinde yerinden sökülen
parçacıkların dışarıya alınması için yapılan iş. Bunun için genellikle sıvı,
nadiren de basınçlı hava kullanılır. —> Sirkülasyon.
Lavaj.
YIKAMA
EĞRİLERİ, Maden yatağında
mevcut kömür veya cevherin özelliklerini ve kalitesini saptamak, kurulacak zenginleştirme
tesisinin projesini hazırlamak veya çalışmakta olan lavvarın çalışma durumunu
(lavvar randımanını) kontrol etmek için çizilen ve kömür veya cevherin
karakterini belirleyen eğri. Yıkama eğrisini çizmek için ilk iş madenden numune
alınır, ikinci iş olarak numune tartılır, tane büyüklüğüne göre tasnif edilir,
üçüncü iş olarak da bunlar ayrı ayrı yüzdürülür. Beher fraksiyonun kül
nisbetlerini veya tenörlerini tesbit etmek suretiyle son olarak yıkama eğrileri
ile ilgili hesaplar yapılarak bu hesap sonuçlarına göre yıkama eğrileri
çizilir. ––> Şekil.


YIKAMA
KASASI, —> Jig.
YIKAMA
RANDIMANI, Zenginleştirme
tesislerinde yıkamaya verilen kömür ağırlığının (ton) yıkama tesisinden alınan
konsantre cevher veya satılabilir kömüre oranı ile elde edilen değerin (%)
olarak ifadesi.
YIKANMA
YERİ, 1) İşçilerin vardiya
başı ve sonunda elbise değiştirip hazırlandıkları yer. 2) Banyo (hamam).
YIKANMIŞ
KÖMÜR, —> Lave kömür.
YILDIZ
TAŞI, —> Kuars, Güntaşı.
YILIN
SON GÜNÜ MEVCUDU, Yılın
son gününde çalışan işçi sayısı ile yıllık ücretli izinde ve hafta tatilinde
olanların tamamı.
YİTRİYUM
GRUBU, —> Nadir toprak elementleri.
YOKLAMA,
Bir nevi maden arama.
YOL APLİKASYONU, Topoğrafik plân üzerinde son şekli verilen
yol ekseninin arazi üzerine işaretlenmesi. Yolun doğru ve kurp dönemeç içinde
olan kısımları topoğrafik alet ve yöntemlerden yararlanılarak ahşap kazıklarla
arazide işaretlenir. İşaretlemede ayrıca, arazi kırık noktaları, yol kenarları,
şev üstü, şev dibi gibi önemli noktaların, başlangıç noktasına göre mesafeleri
aplikasyon defterine ve kazıklar üzerine (0+120), (1+411) şeklinde yazılır.
—> Şekil.
Yatay konumda ve farklı doğrultulardaki iki
ardışık aliyman doğrultusu arasının R- yarıçaplı bir dairesel yay ile
birleştirilmesi durumunda ortaya çıkan geometrinin aplikasyonu —> Şekil.

YOL
ÇİVİSİ, —> Ray çivisi. Trifon.
YOL
DEMİRİ, Ray.
YOL
MAKASI, —> Makas.
YOL
MARANGOZU, Demiryolu
döşeyip bakımını yapan usta.
YOL
MASTARI, Demiryolunda ray
açıklığını ölçme ve tesbit etmeye yarayan gereç.

YOL
PABUCU, —> Cebire.
YOL
TERAZİSİ, Demiryolunu
belirli meyilde döşemeye veya döşenmiş demiryolu raylarının eğimini ölçmeye ve
kontrol etmeye yarayan gereç.

YOL
TRAVERSİ, —> Travers.
YOL
VERİCİ, Elektrikli
makineleri çalıştırma şalteri.
YONMA, Mermer işletmeciliğinde, taşların el
aletleriyle ve işçiler tarafından gerekli şekilde yontulması olup muhtemelen
yontma kelimesinin değiştirilmiş ifadesi.
YONU, Mermer işletmeciliğinde, yüzleri yontulmuş
taşın ifade edilmesi. El ile yontulanlara “El yonusu” denir.
YÖNLENDİRİLMİŞ
SONDAJ, Sondajın özel
istikamet ve ölçü aletleriyle planlı ve kontrollu olarak saptırılması.
YUMAKLAMA,
Topaklama
YUMUŞAK
TEL DAMAR, Mermer
işletmeciliğinde, muhtelif form ve yönlerde yumuşak damar parçaları.
YUVA,
Direk dibi.
YUVARLAK
DAMARLI HALAT, Çelik
halatı teşkil eden damarların en kesitleri yaklaşık olarak daire biçiminde olan
halat. —> Şekil, Halat damar
düzenleri.

YUVARLAK
VİDA, 1) Diş uçları
yuvarlatılmış vida. Keskin köşeli kesiti olan vidaların pislik, kum, toz ve
pastan zarar gördükleri dikkate alınarak kirli su, vana milleri, hortum
rekorları, demiryol koşum takımları gibi yerlerde kullanılır. 2) Kaytan vida.
YÜK
HATTI, —> Hidrolik kesit.
YÜKLEME
MAKİNESİ, 1) Paletli,
lastik veya demir tekerlekli olarak imâl edilip kepçenin geriye veya yana doğru
hareketi ile postayı arkasındaki veya yanındaki arabaya veya bant sistemine
boşaltan iş makinesi. Bu makineler çürük arazide kazma ve yükleme işlerinde,
sağlam arazide lâğım atıldıktan sonra alına çekilerek yükleme işlerinde kullanılır.
2) Kepçe. 3) Loder. 4) Açık ocakta serbest haldeki malzemeyi çalışma sahası
içinde bulunan tekerlekli nakil aracına yüklemede kullanılan paletli veya
lastik tekerlekli iş makinesi.



YÜKLEME
SACI, Yükleme esnasında,
madenin vagonlar arasına düşmesini önlemek için konulan iki ucu kıvrılmış sac
parçası.
YÜKLE-TAŞI-BOŞALT
TEKNİĞİ, 1) Kazılmış
malzemenin, bir yükleyici vasıtası ile lastik tekerlekli ve damperli taşıma
aracına yüklenip, tumba yerine taşınıp boşaltılmasının düzenlenmesi işi. 2)
İngilizce kelimelerin baş harfleri olarak LHD (Load-Haul-Dump) tekniği. 3)
Raysız taşıma tekniği.
YÜKLEMEDE
DİAGO-NAL KAMYON KONUMU,
Kamyon kasasının kademeye diyagonal konumda ve kepçe dönme yayı üzerinde
bulu-nuşu. Kazıcı dönme açısı 30° ile 120° arasında değişir.—> Şekil a.
YÜKLEMEDE
DİK KAM-YON KONUMU, Örtükazı
kademesine dik çalışma yönteminde kamyonların kazıcının her iki tarafına veya
tek tarafına dik olarak ya-naşması. Bu durumda kazıcı-nın dönme açısı 30° ile
90° arasında değişir.—> Şekil b.
YÜKLEMEDE
PARALEL KAMYON KONUMU,
Ör-tükazı veya kömür kademesi dışında, kademeye paralel olarak yanaşan kamyonun
ring usulü hareketi. Dolan kamyonun yerini arkada bekleyen boş kamyon alır. Bu
durumda kazıcının dönme açısı 90° ile 180° arasında değişir. —> Şekil c.


YÜKLEYİCİ, Yükleme makinesi, Loder.
YÜKLEYİCİ-KAMYON
ÖRTÜKAZI YÖNTEMİ, Küçük
kapasiteli açık işletme örtükazı işinde kullanılan pratik çalışma metodu. Verim
alınabilmesi için malzemenin çok iyi lağımlanmış veya yumuşak olması gerekir.
Lâstik tekerlekli yükleyicide bu durum çok daha önemlidir. Lâstiklerin
kaymaması ve aşınmayı azaltmak için tekerleklerine bazen zincir veya zırh
geçirilir.
YÜKLEYİCİNİN
KEPÇESİNİN DOLMA FAKTÖRÜ,
—> Çalışma verimi.
YÜKELEYİCİNİN
YAPACAĞI İŞ MİKTARI, —>
Çalışma verimi.
YÜKSEK
(DÜŞEY) FIRIN, Pik demir
üretiminde en çok kullanılan, üstten şarj edilen ve alttan boşaltılan dikey bir
eritme fırını. Hava (veya diğer gazlar) fırın tabanına yakın yerden, alttan
fırına üflenip, şarj kitlesi arasından yukarı doğru yükselir. Yukarıdan inen
katı şarj maddesi ile yukarıya yükselen gazlar arasında kimyasal reaksiyonlar
olur. Fırına yakıt verildiğinde, o da şarj ile birlikte üstten doldurulur.
Yüksek fırınlarda yakıt olarak kok kullanılır. Fırındaki şarjın ergiyip, taban
kısmındaki haznede toplanması ve alttan alınması arzu edilir. Genellikle
fırının en sıcak kısmı, hava borularının bulunduğu düzeyin biraz yukarısına
rastlar. Bu bölgeye ergitme zonu denir. Yüksek fırınların termik randımanları
yüksektir. Yüksek fırınların en iyi örneğini demir ve çelik ergitme
tesislerinde kullanılan düşey fırın teşkil eder ve ortalama 28-30 metre
yüksekliktedir. Bakır, kurşun, çinko, nikel cevherlerinin ergitilmesinde 5-6
metre yükseklikteki yüksek fırınlar kullanılır. Demir-Çelik üretiminde
kullanılan yüksek fırının içi ateşe ve ergiyen maddelerin etkilerine
dayanabilen tuğlalarla örülmüş ve tersine kapatılmış iki kesik koni
şeklindedir. İç hacmi 250-850m3 arasında olup 1m3 fırın
hacmine göre 24 saatte 0,5-1,4 ton ham demir (pik) elde edilebilir.—> Yüksek fırında reaksiyon.

YÜKSEK
FIRIN CÜRUFU, Şarjın
içindeki yabancı elemanların fırın hararetinde buhar olmayan ve redüksiyona
uğramayan oksitlerin birbirleri ile birleşmiş ve akar hale gelmiş şekli.
Cürufun bileşenleri SiO2, CaO ve Al2O3 olup,
CaO miktarının %50 oranını geçmemesi gerekir.—> Cüruf.
YÜKSEK
FREKANS İNDÜKSİYON FIRINI, —>
Direnç fırınları.
YÜKSEK
FIRIN KATKI MALZEMESİ,
Yüksek fırına verilen cevherdeki yabancı maddelerin kolay erimesini ve cüruf
haline geçmesini sağlamak için cevhere katılan malzeme. Bu katkı maddeleri
maksimum %25 civarında; bazik özellikli (kireçtaşı, dolomit, olivin, fluorit),
asit özellikli (kum,çakmak taşı, aluminli silikatlar ve tuğla kırıntıları) ve
diğer (manganez ve krom cevherleri ile fosforit ve kemik gibi) malzemelerden
oluşur.
YÜKSEK
FIRINDA KULLANILAN DEMİR CEVHERLERİ,
Manyetit (Mağnetit) Fe3O4;
demir içeriği %45-70, mıknatıslı, siyah veya koyu renkli.
Hematit Fe2O3;
kırmızımsı kahverenkli, Fe tenörü en fazla %70. Pul pul ve parlak yapıda
olanlarına spekülarit denir.
Limonit: 2Fe2O33H2O;
demir miktarı %30-50
Siderit: FeCO3, demir miktarı
%25-40, içinde genellikle mangan bulunduğundan değerli cevher sayılır.
İçinde belli miktardan fazla fosfor ve
kükürt içeren cevherler yüksek fırında kullanılmaz.
YÜKSEK
FIRINDA REAKSİYON, Yüksek
fırına demir oksidi olarak giren cevherden oksijenin ayrılması işlemi. —> Şekil.

YÜKSEK
GENİŞLEMELİ KÖPÜK, Hacmi
500-1500 misli genişleme özelliği gösteren köpük yapıcı sıvı. Bu madde, galeri,
baca vb. yerlerde meydana gelen açık alevli yangınlara müdahale ile alev ve
ateşin yayılmasını önlemek, söndürmek ve kısa zamanda yangın sahasının hava
akımı ile irtibatını kesmek ve daimi baraj yapma imkanlarını sağlamak için
kullanılır. —> Rijit köpük.
YÜKSEK
GERİLİM DAĞITIM ŞEBEKESİ, —>
Elektrik enerjisi dağıtım şebekeleri.
YÜKSEK ISI PERLİTİ, —> Perlit.
YÜKSEK
KALİTE BAKIR, L.M.E.
esaslarına göre elektrolitik bakır olarak iki kalitede muamele gören katot
bakırı ve hadde ürünlerini ifade eden terim.
YÜKSEK
KALİTE TİP KALAY, Rafine
kalay muhtevası % 99,85 olup, ağırlığı 12 kg’dan az ve 50 kg’dan çok olmayan
külçe veya kütük şeklindeki kalay.
YÜKSEK
KARBONLU ÇELİK, —> Çelik.
YÜKSEK
KARBONLU FERROKROM, Bünyesinde
genellikle % 2-10 oranında, ortalama % 4-6 karbon (C) ihtiva eden ferrokrom.
Bir ton yüksek karbonlu ferrokrom elde edebilmek için 4500-7500 kWh arasında
değişen elektrik enerjisine ihtiyaç vardır.
YÜKSEK
TEVETTÜR, Yüksek voltaj.
YÜKSELTGENME,
—> Elektroliz.
YÜREK, Vinç ile yapılan nakliyatta vinç halatının
taşınacak araçla irtibatını sağlamaya yarayan ara parça. Vinç halatının ucu
yürek üzerindeki yerine yerleştirildikten sonra, kelepçelerle sıkılarak halatın
yüreğe emniyetli bir şekilde irtibatlanması ve böylece kafes vb. araçların
koşum takımlarının halata kolayca bağlanması sağlanır. —> Halat,
Halat kelepçesi.

YÜRÜME
YOLU, —> Şekil, Adam yolu

YÜRÜYEN
DREGLAYN, 1) Üniversal
bagerlerin lastik tekerlekli, paletli veya raylı yürüme düzenine karşılık,
yürüme hareketini adım atma şeklinde gerçekleştirme düzenine sahip dreglayn. 2)
Adımlayan dreglayn. —> Dreglayn.

YÜRÜYEN
TAHKİMAT, Hidrolik ve
mekanik enerji ile sıkılanan, boşaltılan ve ilerletilen tahkimat düzeni. —> Alın mekanizasyonu.

YÜZDÜRÜCÜ,
Flotasyon işleminde köpük
teşekkülüne yardımcı olan ve köpüğün yeterince sağlamlığını sağlayan
reaktiflere verilen genel ad. —> Reaktif.
YÜZEY
BÜYÜTME, Kırma ve öğütme
işlemleri sonucu tanelerin serbestleşerek yüzeylerinin; ergitme, çözeltme,
sinterleme, briketleme, koklaştırma gibi işlemlere açık hale getirilmesi; diğer
bir deyişle yüzey büyütmesi sağlanarak kimyasal olayda reaksiyon hızının
arttırılması, fiziksel olayda ise (flotasyonda) yüzdürülecek veya batırılacak
katı maddelerin yüzeylerine reaktiflerin etkisinin artırılması amaçlanır.
YÜZEY
İŞLETMESİ, Derinliği 10 m
ile 40 m arasında değişen huni şeklindeki açık işletme.
YÜZEY
NİVELMANI, Nivelman
aletiyle yatay ölçmesi yapılmış olan bir yüzey üzerinde, birçok noktanın
yüksekliklerinin bulunup koordinatlarına göre bu noktalar plana işlendikten
sonra enterpolasyon yoluyla o yüzeyin tesviye münhanili haritasının yapılması.
Nivelman aleti ile yapılan yüzey nivelmanında yükseklik farklarının çok fazla
olmaması lazımdır. Zira dik arazide gözleme aletinin sık sık yer değiştirmesi
gerekir.
YÜZ,
Mermer işletmeciliğinde
taşın imalâttaki yerinde görünen en büyük yüzeyi.
YÜZLEME, Mermer işletmeciliğinde iki kesişen
kenarın kalemle doğrultularak taş yüzü düzleminin belirtilmesi.