|
Resimli Madencilik Terimleri
Sözlüğü - L |
LABORATUVAR PORSELENİ,
Yumuşama derecesinin yüksek olması için feldispat
oranı düşük tutulan, ısı farklarına dayanıklı olan, bu sayede de özel
amaçlarla, genellikle laboratuvar malzemesi yapımında
kullanılan sert porselen, —> Porselen.
LAÇKA,
—> İşaretleşme.
LAÇKA
ETMEK, Halatın
salıverilmesiyle yükün aşağıya indirilmesi.
LAĞIM,
1) Taş içinde sürülen
galeri. 2) Patlayıcı madde doldurmak için delinen delik.
LAĞIM
ATEŞLEMESİ, 1) Üretim veya
galeri ilerlemesi amacı ile delinmiş olan 50 mm’ye
kadar çaptaki lağım deliklerine patlayıcı madde, elektrikli veya fitilli
kapsülle doldurup sıkılamak suretiyle yapılan patlatma işlemi. 2) Atım. 3)
Lağım atma.
LAĞIM
ATMAK, Lağım deliğine
yerleştirilen patlayıcı maddeleri ateşleyerek patlatmak.
LAĞIM
BURGUSU, Ateşlemede gerekli
delikleri açabilmek için martoperforatöre takılan bir
ucu makineye uyacak şekilde, diğer ucu da ya tek
ağızlı ya da yıldız şeklinde kesici uç olarak yapılan
veya —> Jakbit (delici uç) takılabilecek şekilde konik
veya dişli olarak hazırlanan yuvarlak veya 6 köşe profilli içi delik çelik
çubuk.
LAĞIMCI,
1) Galeri açma (lağım
sürme) işlerinde çalışan ve vardiyasındaki ekibin çalışma sorumluluğunu
üstlenen; lağım delme, ateşleme, yükleme ve tahkimat işlerini yönlendiren
(kişi) usta. 2) Lağımcı (lağım) ustası. 3) Taş içinde sürülen galeride
(lağımda) çalışan kişilerin her biri. 4) Lağımcı yedeği. 5) Lağım işçisi (düz
işçi). 6) Lağım ekibi.
LAĞIMCI
USTASI, —> Lağımcı.
LAĞIM
BURGUSU, Ateşlemede
gerekli delikleri açabilmek için martoperforatöre
takılan bir ucu makineye uyacak şekilde, diğer ucu da ya
tek ağızlı ya da yıldız şeklinde kesici uç olarak
yapılan veya —> Jakbit (delici uç) takılabilecek şekilde konik
veya dişli olarak hazırlanan yuvarlak veya 6 köşe profilli içi delik çubuk.
—> Burgu, Jakbit,
Matkap çubuğu, Uç, Spiral burgu.
LAĞIM
DELİĞİ, İçinde patlayıcı
madde kullanılarak kazı ve gevşetme yapmak için sondaj makinesi veya martoperforatörle silindir şeklinde açılmış delik. Lağım
deliği kuru veya sulu usüllerle açılır.

LAĞIM
EKİBİ, Taş içinde sürülen
bir galeride çalışan işçilerin tümü.
LAĞIM
MAKİNESİ, —> Martoperforatör.
LAĞIM
NUMARALAMA VE İSİMLEN-DİRME, —>
İşletmede yer belirleme.
LAĞIM
SÜRMEK, Taş içinde galeri
açma.
LAĞIM
UCU, Ateşlemeden sonra
kayaç içerisinde kalan iş görmemiş lağım deliği kısmı.
LAKOLİT,
Kendisini sınırlayan diğer
kayaçlara göre konkordan, yer yer
dom şeklinde çıkıntıları veya konveks girintileri
olabilen intruzif kayaç.
LALTAŞI , Parlak
kırmızı, özellikle nar çiçeği, şarabi kırmızı, kan kırmızısı renginde, bazı
türleri de kahverengimsi kırmızı veya morumsu kırmızı arasında olan; minerolojide pirop veya magnesiatongranat olarak bilinen ve gröna
grubuna giren bir mineral (Mg3 Al2
Si3 O12). Biraz Cr, Fe ve Ca ihtiva eder.
Serpantinlerden husule gelir. Bu mineral “Kızılyakut”
olarak da tanımlanır.
LAMBAHANE,
Yeraltı maden
işletmelerinde çalışan işçilerin kullandığı ocak lambalarının; emniyet
kurallarına uygun olarak hazırlandıktan sonra, işçiye verilip alındığı, tamir
ve bakımlarının yapıldığı yer.
LARCODEMS
AYIRICISI, İngilterede geliştirilen 0,5-100mm arasındaki kömürlerin
yıkanmasında (zenginleştirilmesinde) kullanılan tuvönan
kömürün tek bir ünitede yıkanmasına imkan veren, kapasitesi diğer ayırıcılara göre yüksek (120 cm çapındaki bir ünitenin
kapasitesi 250 t/h civarında olan, yapı olarak, Vorsyl
ayırıcı ve Dynawhirpool’un
bileşimi hücreden oluşan, Dynawhirpool gibi yatay
düzlem ile 30° lik bir açı yapacak şekilde monte
edilip çalıştırılan,) kömür zenginleştirme (yıkama) ünitesi.—> Santrıfüj ayırıcılar, Ağır
mayi ile ayırma, Kömür yıkama sistemleri. —> Şekil.

LATA,
Dar ve yassı, uzun
kereste.
LATERİT,
1) İyi drene edilmiş
rutubetli, tropik, subtropik bölgelerde teşekkül eden
ayrışmış kırmızı toprak. Lateritin silisyumu ayrışmış ve özellikle demir ve
alüminyum hidroksitle konsantre olmuş bir muhtevası bulunduğundan, uygun bir
ortamda laterit demir, alüminyum, manganez veya nikel cevheri haline gelebilir.
2) Hindistan’da altere olmuş bazaltik
kayaç.
LAV,
Bir volkanın krateri
içinde bulunan ve kraterinden dökülen (akan veya püsküren) sıvı halindeki
erimiş maddeler ile bu sıvının soğuması ile meydana gelen düzensiz katı kütle.
Deniz dibinde oluşan lavlara görüntülerinden dolayı yastık- veya pilovlavlar denir.
LAVE
KÖMÜR, Ocaklardan üretilen
tuvönan kömürlerin lavvarda
zenginleştirilmesi (yıkanması) sonucu satılabilir olarak elde edilen yıkanmış
kömür. Lavvarda zenginleştirme sonucu elde edilen
satılabilir ara ürüne “Mikst”, ayrılan ve atılan
atığa da “Lavvar şisti” denir.
LAVVAR,
1) Kömür madenciliğinde
kömürü yıkama (hazırlama ve zenginleştirme) tesisi. 2) Madencilikte tuvönan ürünlerin zenginleştirilerek daha uygun fiyatla
satışını sağlamak veya nihai ürün elde etme aşamasına hazırlamak için ocaktan
çıkan madenlerin ilk işleme (hazırlama ve zenginleştirme işlemlerine) tabi
tutuldukları tesis. 3) —> Konsantratör.
LAVVAR
RANDIMANI, —> Konsantre randımanı.
LAVVAR
ŞİSTİ, —> Lave kömür.
LEASİNG
, Bir işletmenin ihtiyaç
duyduğu ve genellikle maliyeti yüksek araçları doğrudan satınalmak
yerine kiralanmasına (leasing) imkân veren bir finansman
yöntemi. Parayı leasing yoluyla çalıştırmak amacıyla
kurulmuş şirketler vardır. Bunlar genellikle bir bankaya bağlı olurlar, ancak
bağımsız şekilde de çalışabilirler. Leasing işlemleri
iç ekonomide olduğu gibi, uluslararası ekonomide de yaygın olarak uygulanır.
LE
BLANC YÖNTEMİ, Sentetik
—> Soda külü üretim yöntemlerinden
biri. Bu yöntem; sofra tuzu ve sülfürik asidin ısıtılmasından elde edilen
sodyum sülfatın, karbon (kömür), ve kireç taşı ile kavrulması ve sonra su ile
muamele edilmesi şeklindedir. Reaksiyon 900-1000° C de yürütülür. Bu yöntemle
yapılan üretimler büyük kapasitelere ulaşmamıştır. Bu yöntemde ayrıca fazla
miktarda kömüre ve aynı zamanda demir, silis,aluminyum
içermeyen kalsiyum karbonata ihtiyaç vardır.
LEHM,
1) Demir bileşiklerinden dolayı
sarıdan kahverengiye kadar değişen renklerde tuğla yapımında ana hammadde
olarak kullanılan kil. 2) Nehirlerin taşmaları sırasında toprak üstünde
bıraktıkları, bileşimlerinde demir oksit, kum, kalker ve humus bulunan ve
toprağın ziraata elverişliliğini artıran çökeller. 3) Mil.
LEKECİ
ÇAMURU, —> Kil. Lekeci kili.
LEKECİ
KİLİ, 1) Bileşiminde fazla
miktarda su bulunan ve su ile yoğrulmayan gri yeşilimtrak
ve bazan beyaz renkli kil. Bu kil yağlı maddeleri
emdiğinden leke çıkarmada ve yün dokuların yağlarını almada kullanılır. 2)
Lekeci çamuru.
LEVHA
TEKTONİĞİ, 1) Geometrik
bakımdan yerin litosfer yani dış kabuğunun birtakım katı levhalardan meydana
geldiğini, kinematik bakımdan ise, bu levhaların birbirine göre hareket halinde
olduğunu ileri süren, yerkabuğu hareketlerini ve yapısını tüm olarak konu
edinen tektonik terimi. Bu olay okyanus ortası sırtlarında; arz kabuğunun zayıf
olduğu yerlerde mağmanın çıkışı suretiyle yeni orojenezlerden dolayı iki plakanın birbirinden ters yönde
ayrılması, bir yarık meydana getirmesi, levhaların yatay yönde birbirine göre
yer değiştirmesi, birbirleri ile çarpışması (bu durumda çarpışan levhalardan
birinin aşağıya mantoya sapıp, manto içinde eriyerek yok olması) şeklinde olur.
2) Plaka tektoniği (pleyt tektonik). 3) Tabla tektoniği.

LİBOR, Londra’da alınıp satılan paranın fiyatı. Libor kelimesi, İngilizce “London
Inter Bank Offering Rate” kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kelime.
Londra’da bankalar arasında oluşan faiz oranı. Londra’da paranın çıplak faizi.
Türkiye’de bankalar arasındaki talebe göre “gecelik faiz oranları” gibi bir
faiz oranı; ama, bu parayı sahibinden alıp, kullanıcıya veren, ticaret bankası,
bankalar topluluğu veya yatırım bankası gibi aracı bankaların, müşteri
(kullanacak ülke veya firma)’nın güçlü veya güçsüz
olduğuna göre liborun üzerine ülke ve firma dikkate
alarak bir “risk primi” ekliyor. İşte bu risk primine “Marjin”
(ekleme) veya “artı puan” denmektedir.
LİÇ ÇÖKTÜRME - FLOTASYON
YÖNTEMİ, 1930 larda Ruslar ve Amerikalılar tarafından aynı zamanlarda
geliştirilen bu yöntem, oksit ve sülfürlü bakır mineralleri karışımını içeren
cevherlerden oksitli kısmı sülfürik asitle liç, liç solüsyonundan bakırı flotasyonla
diğer katılardan ayırarak kazanma esasına dayanan
bakır üretim yöntemi.
Metodun endüstriyel ölçüde tatbikatı ise
ancak 1950 den sonra gerçekleştirilebilmiştir. Özellikle Rusya’da sülfürlü
bakır cevherlerinin üst bölümlerindeki oksitlenmiş kısımlardan bakırı ekonomik
olarak kazanmak için bu yöntem tercih edilmektedir. Liç,
genellikle 2.5gr/lt civarında sülfürik asitli
solüsyonlarla yapılmaktadır. Liç edilecek cevher ince
öğütülmekte ve solüsyon gerekirse ısıtılmaktadır. Çöktürme 1mm. den küçük
parçalara kesilmiş düşük karbonlu hurda demirle veya bilhassa batıdaki
tatbikatta, -35 mesh sünger demirle yapılmak.
LİÇ
SOLÜSYONU, —> Bakır
liçi.
LİÇİNG
(Leaching) , Düşük tenörlü cevher
içindeki metali çözdürücü eriyikler vasıtasıyla metal tuzları eriyiği hâline getirme ve daha sonra
metali çökeltme işlemi. Buna yerinde çözelti madenciliği de denir. Bu usul
ileride nisbeten düşük tenörlü
cevherlerin de işletilmesinde veya maliyetin düşürülmesi zorunluğu
olduğunda rağbet görecek ve geliştirilecektir. Yerinde madenciliğin en basit
versiyonunda; bir dizi sondaj kuyusuna çözeltiler pompalanır ve formasyonlar
arasında, diğer bir dizi üretim kuyularına doğru bir basınç oluşturulur.
Çözücüler formasyon arasından geçerken, hedef madenleri çözer (yıkar-leaching) ve onları üretim kuyularına taşır. Sondaj
pompaları; bu maden yüklü çözeltileri bir işleme tesisine ulaştırabilmek için
yüzeye pompalar. Bu sistemde pompa basınçları, boru hatlarındaki doluluk
oranları, kuyular arasındaki tasarlanan yolda çözeltinin kaçak yapması üzerinde
durulması gereken unsurlardır. Genellikle oksitli bakır ve uranyum cevherleri
sülfürik asitle, karbonatlı bakır cevherleri amonyum tuzları ile, sülfürlü
bakır cevherleri ferrik tuzlarla liç
edilir.—> Liç. Yerinde liç.
LİDİT,
—> Mihenk Taşı. Jasp.
LİF,
İnorganik (mineral) ve
organik (bitkisel, hayvansal) menşeli tabii ve sun’i
iplik şeklindeki katı ve dayanıklı madde.
LİF
ÖZLÜ DAMAR, Çelik halat
damar türü olup, damarı oluşturan tellerin bir lif özü üzerine sarılmış bir
veya daha fazla tel sıralarından meydana gelmesi şeklindeki çelik halat.—> Halat damar düzenleri, Çelik halat. Bu tip
damarlardan meydana gelen halatlar daha esnektir ve bükülebilirler. —> Şekil.

LİKİT
DİFERANSİYASYON, Magma
sıcaklığı 1500½C’ın altına düştüğü zaman, mağma içindeki sülfid ve
silikatların iki eriyik halinde ayrılması. Bu şekilde pirotin,
pentlandit, kalkopirit gibi
sülfitli maden yatakları oluşur.
LİKİTMAGMATİK-PNÖMATOLOTİK
GEÇİŞ YATAKLARI, Diferansiyasyon
yoluyla ana magmadan ayrılan gazların yardımı ile yukarıya sürüklenmiş ve
içinde fazla hafif ve uçucu olan kısımların yanında suyun da etkisi ile pnömatojen yatak özelliklerini gösteren özel bir maden
yatağı tipi.
LİMİT
KOT, Açık işletme metodu
ile yapılan üretimin, aynı saha için yeraltı işletmeciliğine göre daha ucuz
olduğu, son ulaşabileceği derinlik.
LİMİT
TENÖR, Bir maden yatağında
veya bir maden işletmesinde teknik, ekonomik veya diğer bir özel nedenle,
cevheri işletmek veya yerinde bırakmak veya çıkarılmış olan cevheri işlemek
veya düşük tenörlü diye atmak gibi iki farklı işlemi
birbirinden ayırma sınırını belirleyen tenör; başka bir ifade ile ekonomik ve ekonomik olmayan
cevher kitlelerini sınırlamak amacı ile kullanılan deyim.
LİNEER TİP PATLAYICI,
Orman yangınları ile mücadelede kullanılan, el ile veya kazı makinelerine göre
daha kolay ve ucuz olarak kanalların (hatların) açılması işlevini gören,
yaklaşık 3-3,5 m genişlikte bir alanı bitki örtüsünden arındırabilen suya
dayanıklı, bir tür infilaklı fitil. Lineer patlayıcılar en az 15-20 m
uzunluğunda, 3-4 cm çapında ve 30-35 kg’lık
paketlerde satılırlar. —> PETN esaslı
patlayıcı fitiller.
LİNYİT
KÖMÜRÜ, Taşkömüründen daha
genç, kahverengi, koyu kahverengi veya siyah renkte, dokuları amorf, ağaçsı
veya lifli, yüksek oranda rutubet ihtiva eden, porselen üzerinde çizgisi
kahverengi olan kömür cinsi.
Yapılarında çoğunlukla % 5’ten fazla
(genellikle ortalama % 15 civarında) reçine ve bitkisel balmumu bulunur. Külsüz
kuru kömürde serbest karbon miktarı % 75 civarındadır.
LİNYİTLERİN BRİKETLENMESİ, Linyit kömürlerinin, mekanik sıkıştırma ile, ince taneler arasında bağ
oluşturarak, çeşitli şekillerde iri boyutlu parçalar elde etme işlemi.
Sıkıştırma herhangi bir şekille yapılabilmekle beraber kömür briketlemede
genellikle merdaneli presler kullanılmaktadır. Bu presler yardımıyla 3500 kg/cm2
basıncın üzerine çıkılabilmektedir. Prese malzeme beslemesi ise üstten veya
yandan, cebri veya serbest akış yöntemi ile yapılır. —> Şekil, Briketleme tesisi akım şeması.

Linyitlerin briketlenmesi
kullanılan yöntem ve malzemeye bağlı olarak ;
— Briketleme sıcaklığına
göre: Soğuk briketleme, Sıcak briketleme
— Bağlayıcıya göre :
Bağlayıcısız briketleme , Bağlayıcılı briketleme
— Katkı maddesine göre :
Katkılı briketleme, Katkısız briketleme
şeklinde
sınıflandırılabilmektedir. Briketlenecek malzemeyi akışkan ve yapışmaz hale
getirmek veya briketlerin kimyasal içeriğini düzenlemek için bağlayıcıların
dışında mineral yağlar, parafinler, gliserin, glikol, silisyum, grafit,
nişasta, talk, sterik asit, molibden sülfit vb. maddeler de kullanılabilmektedir. Briketlemede
kullanılan bağlayıcılar ise; aşağıda
özetlenmiştir. —> Çizelge —> Briketleme —> Briket
LİNYİTLERİN
ULUSLARARASI KLASİ-FİKASYON SİSTEMİ, Uluslararası klasi-fikasyon
sisteminde külsüz ve havada kurutulmuş (30½C ve % 96 rutubet), yukarı ısı
değeri 5700 kcal/kg’dan
aşağı olan ve linyit olarak kabul edilen (—> Tablo) kömürlerin uluslararası bir düzeyde sınıflandırılması.
Linyitlerin uluslararası
sınıflandırılmasında birinci parametre olarak mutlak rutubet miktarı ile ısı
değeri yani kömürün yakacak değeri olarak kıymeti, ikinci parametre olarak da
kömürün içindeki bitüm oranı yani kömürün kimya sanayii
hammaddesi olarak kıymeti alınmaktadır.
Bu parametrelerden birincisi maden
kömürlerinin birinci rakamı olan (0-9) sınıf numaralarının devamı olarak,
(10-15) linyit kömürünün rutubet oranını, ikincisi de (00, 10, 20, 30, 40)
susuz, külsüz madde üzerinden hesaplanan bitüm oranını ifade eder.
Yukarı ısı değeri 5700 kcal/kg
(30½C ve % 96 rutubetli ortamda)’dan aşağı olan kömürlerin uluslararası klasifikasyonu. —> Tablo,
Kömür.
LİONİTE —> Korund.
LİSİNG,—> Leasing.
LİTOPON, —> Barit.
LODER, 1)Ön
kısmında kepçe veya toplayarak yükleme düzeni bulunan paletli, lastik veya
demir tekerlekli ve elektrik, basınçlı hava veya dizel motoruyla tahrik edilen
yükleyici. —> Yükleme makinesi,
Çalışma verimi.

LOG,
1) Sondaj kuyusunda geçilen tabakaların litolojik ve/veya stratigrafik olarak
grafikle gösterilmesi. 2) Sondaj kuyusunda derinlere doğru rezistivite,
self-potansiyel, gamma-ray’in
yoğunluğu veya hızı gibi fiziksel özelliklerin grafikle gösterilmesi. 3) Sondaj
kuyusunda delinen formasyon cinslerinin; su, petrol, gaz veya başka
minerallerin derinliklerinin; kullanılan takımların boy ve çapları vb.
faktörlerin kaydedilmeleri.
LOKMA,
—> Çene.
LOKOMOTİF
NAKLİYAT, Ekskavatör,
yükleme siloları veya oluklar, yükleme istasyonu, yükleme bantları vasıtası ile
yüklenen cevher, kömür veya malzeme vagonlarının katar olarak hazırlanması ve
katarın ray üzerinde çekilerek tumbaya, dışarıya, hazırlama ve temizleme
tesislerine veya döküm yerine taşınması.—> Nakliyat, Elektrikli lokomotif.
LOKUM,
1) Dinamit veya benzeri
patlayıcı maddelerin, genellikle parafinli kağıda silindir biçiminde sarılmış
ticari şekli. 2) —> Kartuş.
LÖKOKRAT, Bir tür —> Granit olup,
bu kayaçta koyu renkli mineraller granit yüzeyinin yirmide birini kaplar.
LÖS,
Gayet ince ve köşeli kuars tanecikleri ile killi, kalkerli bir çimentodan oluşan
sarı renkli ve parmaklar arasında toz haline gelebilen tortul kayaç.
LPG, —> Sıvılaştırılmış
petrol gazı.
LÜMİNESAN
MİNERAL, —> Ultraviyole ışın.
LUMİNESANS
METODU, Minerallerin floresans, fosforesans, termoluminesans ve triboluminesans
özelliklerinden yararlanılarak mineralleri tanıma esasına dayanan maden arama
metodu. Floresans ve fosforesans
metotlar için ultraviyole ışık üreten lambalar
kullanılır. Termoluminesans metotta ısıtılan ve
ısıdan etkilenen mineral uzun süre ışık yayar. Triboluminesans
mineral, sürtme ve çarpma etkisiyle karanlıkta ışık saçar.
LÜLETAŞI, Serpatin’in
ayrışmasıyla oluşan beyaz, sarımtrak, gri renkli,
donuk (mat) görünümlü kil minerali [ 2MgO. 3SiO2. 2H2O) veya
(H4 Mg2 Si3 O10)
. İnce kristalli, yumrular halinde, yoğun kütleli sertliği 2-2,5 ve özgül
ağırlığı 2 gr/cm3 fakat porözdür. Suda
yüzer ve dille dokunulduğunda kuvvetli yapışma özelliği gösterir. Ülkemizin
önemli doğal zenginliklerinden olup, yeni üretildiğinde veya ıslatılmak
suretiyle kesici aletlerle el işlemeciliğine uygun, şekillenebilir bir özelliğe
sahiptir. Daha ziyade Eskişehir ilimiz çevresinde yoğunlaşan üretim ülkemiz
turizmine önemli katkılar sağlar. Lületaşı, Eskişehir taşı ve
sepiyolit olarak da isimlendirilir. Aynı ana kayaçtan
kurtulan veya başka bir kaynaktan hasıl olan MgO çok
sığ bir bataklık ortamında yine mağnezyum hidro-silikata dönüşerek çökelirse, lületaşı gibi katı
kütleler yerine, tabakalı kil şeklinde teşekkül eder. Bunlara sedimanter sepiyolit veya sepiyolitik kil denir ve ß- sepiyolit
diye anılır. Lületaşı suda yüzer. Sepiyolitik kil
suda batar ve dağılır. Lületaşının bünyesindeki SiO2
ve MgO miktarı - sepiyolitten
fazladır. Sepiyolitik kil, hayvan toprağı olarak da
bilinir.
LYCAL, Herreshoff fırınında elde edilen kostik
manyezitin piyasadaki adı.