|
Resimli Madencilik Terimleri
Sözlüğü - J |
JAKBİT, Başsız matkap
çubuğunun vida açılmış veya konik şekilde hazırlanmış ucuna vidalanarak veya
geçirilerek takılabilen, şişik keski veya yıldız
uçlu, sert çelikten yapılmış veya kesici ağızlara gümüş lehimle hazırlanmış
sert metal parçalar kaynatılmış uç parçası.

JAKBİT
ÇUBUĞU, Jakbit takılacak veya vidalanacak şekilde ucu
konik veya dişli olarak hazırlanmış burgu.
JALON,
Gözlem noktalarını
işaretlemek ve hedef olarak kullanılmak üzere, genellikle, dairesel kesitli
ahşap, metal vb. maddeden yapılmış ve üzeri 50 cm’lik
kısımlar halinde kırmızı-beyaz veya siyah-beyaz renklere boyanmış 2,0m boyunda
ve 3 cm çapında gereç. Nokta üzerine merkezlenebilmesi için bir ucunda sivri
demir bulunur. Jalonlar gözlem noktasına düşey olarak
dikilebilmesi için özel sehpa ve küresel düzeç ile birlikte kullanılır. —> Şekil, Flama.

JAMESON
FLOTASYON HÜCRESİ, —> Selül(sel).
JASP,
1) Kırmızı, kahverengi,
yeşil, kirli (saf olmayan), hafif, şeffaf, kriptokristalli,
hafif kırıklı kuars. 2) Bulanık, saydam olmayan
çeşitli renkli silisleşmiş (silisifiye) kilden ibaret
kayaç. Bunlar tamamiyle tortul kayaç karakterini
gösterdikleri gibi bazen hidrotermal orijinli
filonlar da teşkil ederler. Siyah renkli jaspa, lidit veya mihenktaşı denir. 3) Jaspis.
Jasp bir kalsedon
türü olup, ince ve değişken katmanlısına bandjasp,
rengarenk ince katmanlı, kalsedon ve billursal kuars damarlı olanına jasp
akikleri veya akik jaspları denir.
Jasptan Eski ve Orta Çağlarda vazolar, tabakalar
(kutular) yapılmıştır. —> Boynuz taşı.
JASP
AKİKLERİ, —> Jasp.
JASPİS, —> Jasp, Boynuztaşı.
JELATİN,
Nitroselüloz katılmasıyla
jelatin kıvamına getirilmiş, ana maddesi nitrogliserin olan patlayıcı madde.
JENERATÖR
GAZI, Kömür, odun, odun
kömürü gibi katı yakacakların jeneratör denilen fırında akkor hâle getirilen en
alt tabakadan hava üflenmesiyle veya hava emilmesi suretiyle elde edilen bir
ısıtma ve tahrik gazı. Isı değeri 1700 kcal/m3.
Üflenen veya emilen havaya su buharı da ilâve edilirse elde edilen karbonmonoksit ve hidrojenden ibaret gazada “Karışık Gaz” denir.
Fırından sadece su buharı üflenir veya emilirse elde edilen ve yüksek oranda
hidrojen içeren gaza ise “Su Gazı” denir.
JEODEZİ,
Yer ölçme (topoğrafya) bilimi.
JEOELEKTRİK
MADEN ARAMA METOTLARI,
Minerallerin, kayaçların, stratigrafik ve tektonik birimlerin, elektrikî iletkenlik yeteneğinin, doğada kendiliğinden
oluşan veya insan eliyle oluşturulan elektrikî
alanların ve manyetik alanların kullanılmaları suretiyle uygulamalı jeofiziğin
olanakları ve gelişmesinin elverdiği ölçüde yorumu ve saptanmasına dayanan
metotların hepsi. Jeoelektrik metotlardan, zeminin
donma, çimento enjeksiyonlarında nüfuz etme sınırları tesbiti
ve inşaat temeli sorunlarının saptanmasında da yararlanılır. Hidrojeoloji de
bundan yararlanır; bilhassa kurak yörelerde yeraltı suyu aranmasında önemli
uygulama alanı bulur.
Kayaçların iletkenlikleri birbirleriyle
çakıştıklarından veya birbirlerine yakın olduğundan, iletkenlik saptanmasıyla
kayaç tayini mümkün olmamakla beraber masif ağır metal sülfürlerinin
saptanmasında iletkenlik ölçümü iyi sonuçlar vermektedir. Kömürlü veya siyah
şistlerde şistleşme istikametinde iletkenlik, sülfürlere nazaran daha fazladır;
şistleşmeye dik istikamette iletkenlik daha azdır. Bu duruma iletkenlik anizotropisi denir. Jeoelektrik
ölçümlerde değerlendirme, lokal petrografik ve hidrolojik şartlar gözönünde tutularak ve başka arama metotları ile de kombine
edilerek yapılmalıdır.
Doğal yer akımları yardımıyla, devridaim
sıvısıyla dolu sondajlarda porozite ölçümleri
yapılır.
Tellurik (Arz kabuğunu saran ve yüzlerce km derine
nüfuz edebilen doğal elektrikî alanlar) akımlardan
istifade suretiyle, arz kabuğu içindeki antiklinal
strüktürlerle, kırılma tektoniğiyle oluşmuş düşey veya düşeye yakın faylar
saptanarak refleksiyon sismik aramasına tamamlayıcı elektrikî ölçümler yapılır.
İnsan eliyle oluşturulan elektrikî alanlarla direnç haritalaması, sondaj direnç
ölçümleri (Elektrikî karot
alma), bir nokta etrafında dönerek sondalama ve derin sondalama ölçümleri
yapılır. Bu ölçümlerle iletken cevher damarları, mostralar, az eyimli tabakalar saptanır.
Manyetik alanlar kullanılarak yapılan
ölçümler, cevher damarlarının prospeksiyonuna
yardımcı olur.
JEOFİZİK
METOTLARLA MADEN ARAMA, Yerkabuğunun
fiziki durumu ve değişimi, kabuğun araştırılması ve yapısının tespiti imkânını
verdiğinden, tatbiki jeofizik vasıtasıyla, jeolojinin ve dolayısiyle
maden aramanın klasik metotlarının yanısıra,
uygulanan arama usulleri. Gravimetrik (—> Gravimetri metodu), manyetik (—> Manyetik metot) —> Elektrik-, Sismik-, Radyoaktif-, metotlarla
yapılan bu aramalar vasıtasıyla jeolojik ve diğer verilerin birleştirilmesi
suretiyle sonuç almak mümkün olmaktadır.
JEOLOG,
Arz kabuğunun ulaşılabilen
kısımlarında kayaçları, fosilleri, tabakalanmaları ve
tabakaların uğradığı değişimleri jeolojik zaman ve mekan içinde inceleyen yani
arzın jeolojik tarihini kendisine konu edinmiş ilim dalı ile uğraşan meslek
mensubu.
JEOLOG
PUSULASI, —> Pusula.
JEOLOJİ,
Arz kabuğunun yapısını,
kabuğun her çeşit yapı elemanını, oluşumunu ve her çeşit özelliğini araştıran
ana bilim dalı. Jeolojinin içerdiği bilim dallarından Genel jeoloji, volkanizma, dağların
teşekkülü, yer hareketleri (zelzele), atmosferin arz kabuğu üzerindeki
etkilerini; Tektonik, arz kabuğunun
fiziki yapısını; Paleantoloji (fosilbilim)
tüm fosilleri ve jeolojik zaman saptamasını; Stratigrafi, tabakalaşma, taşlaşma ve paleocoğrafyayı;
Petrografi (taşbilim), kabuğu
oluşturan bütün kayaç cinslerinin çıplak gözle, büyüteçle, mikroskopla, fiziki
ve kimyevi metodlarla tayinini; Mineroloji, kayaçları oluşturan
minerallerin kristal yapısı, fiziki ve kimyevi özelliklerini; Jeomorfoloji, kabuğun bugünkü
görüntüsünün oluşumunu ve değişimini konu olarak işler. Jeoloji ayrıca, muayyen
bir bölgenin veya ülkenin etüdü anlamına gelen “Rejyonal
Jeoloji”; jeolojik bilgilerin madencilik ve diğer mühendislik dallarında
kullanılmasını etüd eden “Uygulamalı Jeoloji”
bölümlerine de ayrılmıştır.
JEOLOJİK
HARİTA, Yeryüzünün şeklini
canlandıran topoğrafik haritaların üzerine;
yeryüzündeki kayaç ve tabakaların sınırları, yani bu formasyonların yeryüzünü
kesmesi ile meydana gelen arakesit çizgilerin yatay düzlem üzerindeki
izdüşümlerinin ve bu ara kesitlerle sınırlandırılan jeolojik formasyonların
birbirleri ile olan ilişkileri ve bunların derinliklerdeki muhtemel gidişlerini
gösterebilecek tarzda; işlenerek tanzim edilen plan. —> Şekil.

JEOLOJİK
KESİT, Jeolojik haritada
yeryüzü jeolojisi gösterilen bölgenin yapısının üçüncü buutda
gösterilmesi ve haritayı yapanın veya haritayı değerlendiren kimsenin
yorumlarını yansıtması amacıyla hazırlanan —> Kesit, Profil.
JEOLOJİK
REZERV, Daha ziyade
“Sosyalist Blok” ülkelerinde kullanılan bir rezerv sınıfı. Varlığı belirlenmiş,
fakat ekonomik açıdan hiçbir şekilde sınıflandırılmamış olan maden kütlesi.
Başka bir deyişle rezerv ve potansiyel ayırımı yapmaksızın varlığı saptanmış
olan tüm maden kütlesi.
JEOLOJİK
TERMOMETRE, Teşekkül
sıcaklıkları bilinen belli mineral grupları, aynı grup içindeki muayyen
mineraller, aynı mineralin yüksek ve düşük sıcaklıktaki çeşitli formları,
bilinen bazı maddelerin iç yapıya girmiş olmalarının formasyon oluşum sıcaklığı
hakkında bilgi vermesi.
JEOLOJİK
YAŞ TAYİNİ, 1) Tabakalaşma
şartları, fosil ve kayaç muhtevasının tetkiki ile jeolojik oluşumun bir diğer
jeolojik oluşuma göre nisbi (relatif)
zaman farkının saptanması (relatif yaş tayini). 2) Sedimentasyon kalınlığı ve hızı, sedimanlarda
gözlenen iklim ve mevsimin izleri (mesela bantlı kil) gibi jeolojik olaylar ve
araçlarla; radyoaktif maddelerin parçalanma kanunlarındaki sürelerden
yararlanmayı sağlayan fiziksel yollarla (uranyum ve izotop metotları, K 14
metodu) saptanan mutlak yaş tayini. 1) ve 2)’de belirtilen metotların sonuçları
birleştirilerek mutlak zaman sıralamasına gidilir.
JEOMETR,
—> Maden topoğrafı.
JEOMORFOLOJİ,
—> Jeoloji.
JEOSENKLİNAL, Yerkabuğu üzerinde, dipleri çöken ve bu
yüzden içinde çok büyük kalınlıkta tortular (Sedimanter
tabakalar) toplanabilen süreklilik gösteren uzun kuşak ya
da tekne.
Jeosenklinallerin yüzlerce ya da
binlerce metre kalınlığındaki tortul katmanları ile dolma sürecinin son
evresinde bu çökeller kıvrılır, parçalanır ve kırılır. Bunu kristalin kayaç
sokulmaları ve tekne ekseni boyunca yükselmeler izler; böylece jeosenklinal oluşumu tamamlanarak ortaya kıvrımlı bir dağ
silsilesi çıkar.
JEOTERMAL
AKIŞKAN, Jeotermal kaynağa bağlı olarak çıkan ve bünyesinde
eriyik halindeki çeşitli kimyasal maddeler ve karbondioksit, hidrojen sülfür
gibi gazlar bulunan sıvı.
JEOTERMAL
ALAN, Jeotermal enerji bulma ve faydalanma olanağına sahip
arazi parçası.
JEOTERMAL
ENERJİ, Sıcaklığı sürekli
20½C’den fazla olan ve çevresindeki normal yeraltı ve
yerüstü sularına oranla daha fazla erimiş mineral, çeşitli tuzlar ve gazlar
içerebilen, elektrik üretiminde, ısıtmada, çeşitli sanayi tesislerinde enerji
hammaddesi olarak kullanılabilen, çeşitli kimyasal madde ve gaz üretimine
elverişli olabilen sıcak su, buhar ve bunlarla birlikte bulunan karbondioksit, hidrojensülfür, kükürtdioksit vb.
gibi doğal gazlar ve suların içerdiği enerji. Ayrıca çeşitli teknik yöntemlerle
faydalanılabilen yerkabuğu içinde (kızgın kuru kayalar) birikmiş ısı da jeotermal enerji sayılır.

JEOTERMAL
GRADYAN, Yeryüzünün
muayyen bir noktasında yer kabuğunun jeotermal
sıcaklığını 1°C artıran derinlik. Normal yerkabuğu şartlarında her 33 m’de sıcaklık 1°C artar. 1°C sıcaklık artımı 33 m’den daha fazla derinlikte gerçekleşen arazi parçaları
(-), 33 m’den daha az derinlikte gerçekleşen arazi
parçaları (+) olarak mütalâa edilir. Ölçüm her 10 m’de
bir yapılır ve ölçülen sıcaklık derecelerine jeotermal
(gradyan) sıcaklık veya jeotermik ısı da denir. —> Ocak
iklimi, Adyabatik kompresyon ısısı. Jeotermik
ısı; derin maden ocaklarına gönderilen havanın önemli derecede ısınmasına neden
olur. Ocaklara gönderilen havanın jeotermik ve adyabatik
kompresyon ısısı etkisi ile sıcaklığının artmasının zararlarını azaltmak için ya ocağa gönderilen hava veya bacalara vantilatörle üflenen
hava, soğutularak ocağa veya bacaya gönderilir.
JEOTERMAL
SANTRAL, —> Elektrik enerjisi üretim tesisleri.
JEOTERMİK
ISI, —> Jeotermik Gradyen.
JİG, Farklı özgül
ağırlıkta bulunan minerallerin akışkan ortam içinde yerçekimi ve akışkan
ortamın düşey hareketinin etkisine bağlı olarak tabakalar halinde ayrışmasını
sağlayan düzen. Yıkama kasası, pistonlu bak kasası veya “bak’a
piston” da denir.Diğer bir ifade ile jiglerde suyun
sürekli olarak aşağı yukarı hareketi ile jige verilen
değişik yoğunluktaki malzemenin sanki çok yüksekten su içinde düşüyormuş gibi
bir ortam yaratılarak malzemenin diğer uca gidinceye kadar yoğunluğu fazla olan
malzemenin altta, yoğunluğu az olan malzemenin de üstte tabakalaşmasını ve
böylece yoğunlukları farklı katı maddelerin birbirinden ayrılmaları sağlanır.
Bu yöntemle yapılan ayırmaya hidrolik ayırma yöntemi de denir.Jiglerde
verimli bir operasyon için aynı karakterdeki ve boyut dağılımındaki malzemenin
sabit hızla beslenmesinin yanında yatak hareketinin sürekliliği de önemlidir.
Teorik olarak 0-150 mm boyutunda kömürler jig ile
zenginleştirilebilirse de; pratikte alt sınır boyutu 75 mikrondur. Besleme hızı
ise 15-30 ton/saat/m2 civarındadır. Tane büyüklüğü -15 mm kömürlerin
zenginleştirilmesinde feldispat yataklı jigler kullanılır. Jiglerde temiz
kömür ve şistin yanında ara ürün yani mikst de elde
edilebilir. Mikst ya
doğrudan doğruya pazarlanır veya kırılarak tekrar devreye sokulur. Jigle zenginleştirme yapılan lavvarlarda
ton başına 500-600 lt taze su kullanılır. En yaygın
kullanılan jigler baum jigler olmakla beraber son yıllarda daha iyi performans
elde etmek bakımından batak jigler geliştirilmiştir.
—> Baum jig, Batak jig, Kömür yıkama yöntemleri,
—> Şekil.
JİPS,
1) CaSO4
. 2 H2O kimyasal bileşiminde, monoklin
kristalli, renksiz, şeffaf, kil veya demir oksit karışmış hali ile gri, sarı
veya kırmızı renkli olabilen kayaç. Jips 120½C’a
kadar ısıtılarak kristal suyunun bir kısmı buharlaştırılır. Pudra haline
getirilen bu jips (alçı) biraz suyla karıştırılarak hekimlikte, model yapmada,
duvar sıvılarında, çabuk donma özelliği sebebiyle kullanılır. Tabii jips, 500½C
veya 1000½C’a kadar ısıtılarak özel inşaat harçları, sun’i taş yapımı ve jips-beton yapı işlerinde kullanılan
özel jips elde edilir. —> Alçıtaşı.
JİZMAN,
—> Maden yatağı.
JUVENİL
SU, Mağmadan uçucu maddelerle birlikte gelen ve
yoğunlaşan magma menşeli su. —> Vados su.
JUMBO (Cambo), 1) Hareket edebilen ve üzerinde birkaç martoperforatör (lağım makinesi) bulunan; böylece aynı
zamanda birkaç lağım deliği açarak, galeri ilerlemesini hızlandırmaya yarayan
delik delme (vagonu) aracı. 2) Arabalı perforatör.
