|
Resimli Madencilik Terimleri
Sözlüğü - F |
FAALİYET RAPORU, İktisadi
faaliyet gösteren bir kuruluşun işletme bütçesine (iş programına) göre bir
yıllık faaliyetini gösteren rapor. Faaliyet raporunda işletme bütçesinde
öngörülen işler ile bunların gerçekleşme durumunun karşılaştırılması yanında
kuruluşla ilgili iktisadi ve mali analizler de yapılır. —> İşletme bütçesi.
FAÇETA,
Traş edilmiş bir taşın yüzeylerinden her biri
(Faseta olarak da tanımlanır).
FARİN
, İçerisinde %70 kalker ve
%30 kil bulunduran ve çimento klinkeri elde edilmesi
için hazırlanan hammadde. —> Marn’ın
doğal olarak bu bileşime yakın olması durumlarında doğrudan çimento hammaddesi
olarak kullanılır.
FAS
(FREE ALONGSİDE SHIP - GEMİNİN BORDASINDA TESLİM), Belirlenen yükleme limanında malların gemi dogrultusunda rıhtıma ya da
mavnaya yerleştirilmesiyle satıcının teslim yükümlülüğünün yerine getirildiği
anlamına gelen, uluslararası ticaret terimi. Malın yukarıda belirtilen şekilde
teslim edilmesiyle, mallara ilişkin herhangi bir kayıp ya
da hasarın bütün masraf ve riskleri alıcıya aittir. FAS terimi, malların ihraç
işlemlerinin alıcı tarafından tamamlanmasını öngörür. Alıcının bu tür işlemleri
doğrudan doğruya ya da aracı kullanarak dolaylı
biçimde tamamlamasının mümkün olmadığı durumlarda bu terim kullanılmamalıdır.
Ayrıca bu terim, yalnızca deniz ya da nehir
taşımacılığı çerçevesinde kullanılabilir. (Incoterms
1990).
FASETA,
—> Façeta.
FASİYES, 1) Aynı yaşta farklı bünyedeki sedimanların konumu. İçinde yaşamış canlıları
fosilleştirmiş, oluşumunun bütün şartlarını yansıtan bir kayacın bünyesi. 2)
Çehre.
Petrografik durumu petrofasiyes,
içinde yaşamış bitki ve canlılara göre biyofasiyes,
geniş sahalara göre denizel, kontinental fasiyes, alt fasiyes grupları
olarak sahil-, sığdeniz-, derin deniz fasiyeslerinden sözedilir.
Tuzlusu-, çamurlusu-, rif-, tatlısu-,
akıntı-, limnik-, lagüner-,
buzul-, akıntıbuzul-, çöl fasiyesi
adlı tâli fasiyeslerden bahsedilir. Bazı yazarlar,
özel durumları için fasiyes özelliklerini yansıtan fasiyes isimlendirmeleri yapmışlardır: izotopik-,
heterotopik-, izomezik-, heteromezik-, agresif-, defensif-, mineral fasiyesleri
gibi.
FASON
İŞLETME, İşlenecek ürünü
konsantre olarak satın alan veya sadece işletme bedelini tahsil eden izabehane. İşlenecek malzeme; konsantre, hurda veya
kırpıntı olabilir.
FAY,
1) Tektonik olaylar
sonunda tabakaların kırılması veya kesilmesi sonucu meydana gelen kayma
düzlemleri, zonları. 2) Arıza. Fay düzlemi (zonu) damar düzlemini kompartımanlara ayırdığı
için damar düzlemi parçalanmış olarak devam eder. Faylar oluş şekline göre
normal fay ve ters fay diye isimlendirilir. Fayın devamının bulunması gereken
hatta, fay hattı denir. —> Kıvrım.

FAY
ATIMI, Bir fay etkisi ile
kesilen katmanın iki parçasının birbirine nazaran yer değiştirme mesafesi.
Atılan parçanın yatay hareket mesafesine fayın yatay atımı, düşey hareket
mesafesine de fayın dikey atımı denir.
FAY
BREŞİ, Faylı arazide
rastlanan ve fay zonunda bulunan breş.
FAY
YÜZEYİ, Mermer
işletmeciliğinde bir zeminin diğer bir zemin üzerinde kayma yüzeyi.
FAYDALANMA
ORANI, ağır iş makinele-rinin fiilen yaptıkları
iş saatinin, toplam mümkün iş saatine bölünmesiyle elde edilen oran.
FAYDALI
MODEL, —> Patent.
FAYDALI
REZERV, Mevcut ekonomik ve
teknolojik şartlara göre hesaplanan rezervden işletme esnasındaki kayıplar ve
işletilemeyecek kısımlar çıkarıldıktan sonra geriye kalan rezerv. Diğer bir
deyişle; işletme projesi hazırlandıktan sonra bulunan rezervin
isimlendirilmesi.
FAYDASIZ
REZERV, Jeolojik yapının
iyi bilinmemesi, bakir panoların iyi aranamamış olması, damarların
isimlendirilememesi, eski işletme metotlarının kifayetsizliği, teknik
imkansızlıklar, tavan veya taban damarlarının çalışılmayıp bırakılması, yangın,
grizu, su basması vb. nedenlerle üst katlarda çalışılmadan kalmış olan rezerv.
FAZ,
1) Kimyevi ve fiziki
bakımdan mütecanis bir sistemde, mekanik olarak diğer fiziki durumlardan
ayrılabilen kısımlar. Suyun gaz, sıvı ve katı hallerinin herbiri
bir fazdır. 2) Birbiri arkasından gelen değişikliklerin herbiri
veya safhası. 3) Alternatif akımı taşıyan engel.
FAZLA
ÇALIŞMA, 1) Belirli sebeplere
ve şartlara bağlı olarak kanunda yazılı günlük çalışma süresinin dışında
yapılan çalışma. 2) Fazla mesai.
FELDİSPAT,
Doğal potasyum, sodyum,
kalsiyum ve baryum alüminasilikatlar grubuna verilen
ad. Feldispat mineralleri alkali içeriklerine göre; albit (Na Al Si3 O8),
ortoz veya ortoklas (K Al Si3 O3),
anortit (Ca Al2
Si2 O8) olarak adlandırılır ve magmanın soğuyarak kristallenmeye başladığı devrede oluşur. Feldispatlar; püskürük ve başkalaşım kayaçlarını meydana
getiren en önemli minerallerdir. Özellikle alkali feldispatlar
kuars ve mika ile birlikte graniti meydana getirir.
Porfir içinde, feldispat büyük kristaller halinde
bulunur. Feldispat eritici olarak seramik sanayiinde ve bu özelliğinin yanında Na,
K, Al kaynağı olarak cam sanayiinde kullanılır.Her
iki yerde de; yüksek alkali içeriği, renk verici (Ti O2 ve Fe2 O3) oksitlerinin olmaması ve
beyaz renkte pişmesi aranılan özelliklerdir.
FELDİSPATLI
PORSELEN, —> Çin
porseleni.
FELDİSPATİK ZIMPARA, —>
Zımpara.
FENNİ
NEZARETÇİ, İşletme
faaliyetlerinin; teknik esaslar, işçi sağlığı ve iş güvenliği gereklerini
yerine getirmek suretiyle yürütülmesinden sorumlu olan ve maden yasalarına göre
tayin edilen maden mühendisi.
FENOKRİSTALİN AGREGATLAR, Göz ile bünyesi tayin edilebilen kristaller —> Kriptokristalin agregatlar.
FENOKRİSTALİN KUARS, Tek
billur halinde veya ufak kuars billurlarının biraraya gelmesinden oluşmuş kristaller.
FERDİ
MASKE, İşçinin çalışma
sırasında üzerinde taşıdığı, tehlike anında kullanılan ve çalışanı kısa süre
için gazlardan koruyan maske.
FERE,
1) Tahkimatsız kelebe. 2) Bür. 3) Eyimli küçük galeri ve
kuyu. Fereler genellikle graviteyle
doğlu malzemesi, taş ve toprak nakliyatında
kullanılır. —> Kelebe.
FERROALAŞIMLAR, Haddeden geçirilmeye veya dökülmeye müsait
olmayan, demir sanayiinde kullanılmaya elverişli
bileşikleri meydana getiren ve ağırlık itibariyle tek başına veya birlikte; %
8’den fazla silisyum, % 30’dan fazla mangan, % 30’dan fazla krom, % 40’dan
fazla tungsten ve toplam olarak % 10’dan fazla başka alaşım elementi (alüminyum,
titan, vanadyum, molibden, niyobyum, vb. söz konusu metal bakır olursa rakam %
10’u geçmemelidir) içeren demirli alaşım ürünleri.
Bazı ferro alaşımların GTİP (Gümrük tarife istatistik
pozisyon) numaraları şöyledir:
Fe Mn: 7202.11, Fe Si: 7202.21, Fe Si Mn: 7202.30, Fe Cr: 7202.41, FeSiCr: 7202.50, Fe Ni: 7202.60, Fe Mo: 7202.70, Fe W: 7202.80, Fe Ti:7202.91, Fe V: 7202.92, Fe Nb: 7202.93, Diğerleri 7202.99. —> Demir alaşımları.
FERROALYAJ,
—> Demir alaşımları.
FERROKROM, Krom ve demir metallerinden elde edilen
alaşım. Çelik endüstrisinde, demire mukavemet vermek, korozyonu ve oksidasyonu önlemek için kullanılır. Kromit
cevherinin (FeO. Cr2
O3 veya FeCr2O4) ark
fırınlarında karbon vasıtasıyla veya termik prosesinde silisyum ile redüksiyona
tâbi tutulması suretiyle elde edilir. Ticarette yüksek karbonlu (% 4-8 C) ve
düşük karbonlu (% 0,06-0,15 C) ferrokrom olarak işlem
görür. Ferrokrom içerisindeki krom oranı genellikle %
65-72 arasında değişir.
Ferrokrom ticareti cent /
libre olarak yapılır. Bunun dolar / ton olarak anlaşılması için önce cent’ten dolara ve sonra da libre’den ton birimine
aşağıdaki örnekte olduğu gibi geçilir: Satış fiatı: 41,5 c/Lb —> 0,415
dolar / libre demektir. 1000 kg/453 gr = 2204,62 Lb
ise 1 ton hesabından hareketle; 0,415x 2204,62=914,92 dolar/Cr.
ton fiyatı bulunur. Ancak bunu satılacak ferrokromdaki
Cr içeriği ile düzeltmek gerekir. Satış miktarı
olarak 2000 ton düşünülmüşse ve % 66 Cr lık ferrokrom var ise, satılacak Cr içeriği 2000tx0,66 Cr= 1320 Cr. ton yapar. Cr.ton fiyatı da
daha önce bulunmuştu. Hasılat; bu durumda 1320x914,92=1.207.694 dolar
olur. —> Yüksek karbonlu ferrokrom, Düşük karbonlu ferrokrom.
FERROKROM
AFİNE, —> Düşük karbonlu ferrokrom.
FERROKROM
KARBÜR, —> Düşük karbonlu ferrokrom.
FERROKROM
SÜRAFİNE, —> Düşük karbonlu ferrokrom.
FERROMANGAN,
—> Manganlı çelik.
FIÇILI GALVANOPLASTİ, Dönen bir kap içinde katotları serbest
halde bulunan mekanik —> Galvanoplasti.
FINDIK,
—> Satılabilir.
FIRÇA,
1) Bağların birlikte
çalışmalarını sağlamak ve bağ aralıklarını eşit mesafelerde tutmak için, bağlar
arasına vurulan iki tarafı kurtağzı veya uygun şekilde hazırlanmış ince direk
parçaları. 2) Gergi. —> Tavan fırçası.
Bağlantı pabucu.
FIRÇA
VURMAK, Ocak tahkimatının,
iki ucuna kurt ağzı açılmış fırça denilen kısa direk veya çelik profil
parçasıyla takviye edilmesi veya kaymış olan tahkimatın eski yerine getirilmesi
için kullanılan takviye direği ile yapılan işlem. —> Sekil. Tavandan vurulan
fırçalar tavan fırçası, tabandan vurulanlar taban fırçasıdır.

FIRDÖNDÜ,
Sondajda kullanılan
manevra başlığı. —> Sekil.

FIRINLAR,
Metalurjide kullanılan fırınlar, kullanılan yakıtlara
göre katı yakıtlı, akaryakıtlı ve gaz yakıtlı fırınlar; maddelerin ve yakıtın
yandığı yerlere göre de yakıtla cevherin birbirine temas ettiği tekneli yani
dikey fırınlar (Yüksekfırın. Water
jaket fırın. Konverter),
cevheri, yanmadan doğan gazlarla temas ettiren fırınlar (Reverber
ve Alev fırınları), cevheri, hem yakıtla ve hem de yanmadan meydana gelen
gazlarla temas ettirmeyen (potalı) fırınlar. —> Elektrikli fırınlar. Reverber fırını.
FİLLER
DAMAR, Damarı teşkil eden
dış kat telleri, bir alt katındaki kalın tellerle eş sayıdaki dolgu telleriyle
örülmüş ve dış tellerle yataklık yapan konstruksiyonu
haiz çelik halat. Bu tip damarlarda
(demetlerde) dış kat telleri dolgu tel sayısının iki katıdır. —> Sekil.

FİLMASİN,
Sıcak haddelenerek
yapılan, genellikle yuvarlak veya yarı yuvarlak, kare, dikdörtgen ve altıgen
kesitinde soğuk çekme için kullanılan kangal halindeki yarı mamül
metal çubuk.
FİLON,
Bir cevher veya mineralle
doğal olarak dolmuş kaya çatlağı. —> Maden
damarı.
FİLON
KAYAÇLAR, Yaşlı mağmatik kayaçların veya tortul tabakaların arasında veya
çatlaklarında, sığ derinliklerde (lakolit, dayk, sill) mercek veya çan
şeklinde yerleşmiş olan derinlik kayaç topluluğu.
FİLTRASYON,
1) Slamda
ve içerisinde su bulunan katı maddelerde koyulaytırma
veya rutubeti azaltma amacıyla; sıvı kısmın katı kısımdan ayrılması işlemi. 2)
Sıvı ayrımı.
FİLTRE,
Sıvı veya gaz ortamında
bulunan katı maddeleri tutabilmek için gerekli donanımı haiz ünite. Merkezkaç,
tambur veya disk filtreler; basınçlı veya emmeli çalışan filtreler gibi,
çeşitli imalat tarzları olduğu gibi; elektrostatik yük ile tozları toplayan
tipleri de vardır.
FİNANSAL KİRALAMA,—> Leasing.
FİRMA,
1) Ticaret siciline
kayıtlı olan, ticari ikametgahı bulunan ve belirli bir iktisadi işle uğraşan
müessesenin ticaret ünvanı. 2) Piyasa ekonomisinde
üretimi sevk ve idare eden birimler.
FİSHER-TROPSCH TEPKİMESİ, Temel olarak karbon monoksit ve
hidrojenden oluşan gazın, magnetik bir demir oksit
katalizörünün eşliğinde, yüksek sıcaklık ve normal veya yüksek basınç etkisiyle
hidrokarbonlara dönüştürülmesi.
1940 larda Alman kimyacılar tarafından
geliştirilen bu işlem benzin veya gazyağı gibi sıvı ve gaz hidrokarbon yakıt
üretiminde kullanıldı.
FİSHER-TROPSCH YÖNTEMİ, 1923 yılında Franz Fischer
ve Hans Tropsch isimli
Alman kimyagerlerin doğal gazı ham petrole dönüştürme için buldukları yöntem.
Başlangıçta bu işlem sırasında bol miktarda oksijen kullanılması gereği ve teknoloji yetersizliği bu yöntemle elde edilen
akaryakıtın maliyetinin yüksek olmasına yol açıyordu. Birleşmiş milletler
ambargosu yüzünden yaşadığı petrol kirizini aşmak için Güney Afrika bu yöntemdem
yararlanarak gazlaştırılmış kömürden petrol elde etmeyi başardı. Sasol adlı Güney Afrika şirketi, bu yöntemi geliştirip,
Norveçli Statoil
ile bir anlaşma yapıp Kuzey Denizinden çıkacak doğal gazı, petrole
dönüştürmeye hazırlanıyor. Günümüzde
petrol sektörü, atıl doğalgazdan 770 milyar varil petrol üretmeye ve dünyanın
29 yıllık petrol talebini karşılamaya hazırlanıyor. —> Doğal gaz.
FİSKETE,
Yeraltında basınçlı hava
veya basınçlı suyu püskürtmek üzere hortum veya boru ucuna takılan lüle
şeklinde hazırlanmış özel uç. Basınçlı hava püskürtmek veya hava akımı sağlamak
üzere hazırlanan fisketelere “Basınçlı Hava Fisketesi”, basınçlı suyu, ya
doğrudan doğruya veya basınçlı hava yardımıyla, sis halinde püskürtmek için
hazırlanmış olanlarına “Sis Fisketesi”, yağmur
şeklinde su püskürtmek için hazırlananlara da “Yağmur Fisketesi”
denir. Basınçlı hava fisketesi, bir boru içine
yerleştirilip fisketeden çıkan basınçlı havanın
yardımıyla boru içindeki hava da hareket ettirilerek küçük vantilatör yerine de
kullanılır. —> Tali havalandırma. Sis Fisketesi.

FİSKOS TULUMBA, —> Samandralı tulumba.
FİTİL,
Kapsülleri patlatmada
kullanılan, içi yanıcı madde ile doldurulmuş iletici.
FİTİLLİ
ATESLEME, Saniyeli fitil
ve kapsül, saniyeli fitil, infilaklı fitil ve kapsül kullanılarak yapılan
ateşleme.
FİTİLLİ
YAĞDANLIK, —> Yağlama sistemleri.
FİZİKİ
METALURJİ, —> Metalurji.
FİZİBİLİTE
RAPORU, —> Yapılabilirlik raporu.
FİZİKSEL
METALURJİ, 1) Malzemelerin
mikroyapısı ile mekanik ve diğer bütün özellikleri
arasındaki bağıntıyı inceleyen bilim alanı. 2) Malzeme bilimi.
FLAMA,
1) 1.80 m boyutunda 3 cm
çapında ve bir yere kolayca çakılabilmek üzere ucunda sivri demir pabuç bulunan
yuvarlak veya prizma şeklinde ağaç sopa. Kolay görülebilmeleri için 50 cm.lik
kısımlar sıra ile kırmızı-beyaz veya siyah-beyaz boyanır. Bunlara jalon da denir.
FLANS,
1) Boruların birbirine
cıvatalarla bağlanmasını sağlamak üzere hazırlanmış dairevi parça. Bunlar sabit
veya hareketli olabilir. 2) Salmastra kullanılan yerlerde kalmasını temin etmek
için kullanılan parça.

FLANSLI
BORU, 1) İki uçta flanşları serbest veya kaynaklı olan ve flanşların
birbirine bağlantıları cıvata ile sağlanan boru. 2) Flanşlı
sac boru.

FLAS
İZABE YÖNTEMİ, Özellikle
bakır ve tali olarak kurşun metal üretiminde kullanılan ve Finlandiyanın
Outokumpu firması tarafından geliştirilmiş izabe usulu. Bu yöntemin uygulandığı tesis, fırın reaksiyon
şaftı, dinlendirme bölgesi (settler) ve gaz çıkışı (off take) olmak üzere üç bölümden
oluşur. Flaks, kurutulmuş konsantre, hava veya
oksijen, reaksiyon şaftına püskürtülür. Burada oksijen ile sülfit
taneleri reaksiyona girer ve enerji açığa çıkar ve bu enerji mat üretimi için
gerekli enerjinin büyük bir kısmını sağlar. Reaksiyon şaftında ergimiş bulunan
taneler setler bölgesinde gaz akımından
ayrılır. Mat ise curuftan ayrılarak setlerin tabanına
çöker. Matın tenörü % 45-80 Cu
arasında değişir. Bu yöntemde oluşan curuf
içerisindeki Cu % 0,8-2,5 arasında değişir ve flotasyon yoluyla zenginleştirilir. —> Sekil.
FLEKSÜR,
Fayın teşekkülü sırasında
tabakaların plastisitesi sebebiyle fay zonunda teşekkül etmiş ve sürüklenme izi gösteren damar
arızası.

FLİNT
TASI, —> Öğütücü
taşı.
FLİS,
1) Orojenez
sahasındaki basenlerde orojenik olaylar sırasında oluşan greli,
killi ve az çok şist yapılı çökeller. 2) Belirli bir kayaç olmaktan ziyade özel
bir fasiyese verilen isim.
FLOKÜLANT,
1) —> Flokülasyonu sağlayan organik makromoleküler
madde. Bunlar nişasta, un gibi tabii maddeler olabileceği gibi, değişik
özellikteki polimerizatlar da olabilir. 2) Çöktürücü.
FLOKÜLASYON,
1) Sıvı içerisinde bulunan
ve birbirinden ayrı duran dispers haldeki çok ince
taneciklerin bir araya gelerek, daha iri taneler haline gelmesi ve böylece
çökelme işleminin hızlandırılması. 2) Çökelme. Pıhtılaşma. Yumaklanma.
Topaklanma.
FLOTASYON,
Farklı yüzey özelliklerine
sahip minerallerden bir kısmını sulu bir bulamaç içerisinde yüzdürmek,
diğerlerini çöktürmek yoluyla yapılan bir ayırma ve
zenginleştirme işlemi. Bu maksatla yüzdürülecek minerallerin yüzeyleri hidrofoblaştırılırken, çöktürülecekle-rinki
hidrofil hale getirilir.
FLOTASYON
BATARYASI, —> Selül.
FLOTASYON
HÜCRESİ, —> Selül.
FLOTASYON
KOLONU, Mekanik flotasyon hücrelerindeki turbulansından
dolayı; ince gang tanelerinin konsantreye kaçmasını önlemek fikrinden hareket
ederek; turbulansın olmadığı bir ortamda tanelerin
askıda kalmalarını sağlayacak ince, uzun ve yüksek bir hücreye üst kesimden
malzeme besleyerek yapılan flotasyon işlemi. Kolon flotasyonunda hava hücrenin tabanından verilir ve böylece
kabarcıklar ve taneler zıt akım içinde karşılaşır. Bu zıt akış; ana ürünler ve
gang taneleri için fiziksel bastırıcı işlevini görür, iri gang mineralleri ise
yüksek çökelme hızları nedeniyle hücreden hızlı bir şekilde ayrılır.
Kabarcıkları izleyen ince gang mineralleri ise hücredeki kalın köpük
tabakasında yıkama suyunun da etkisi ile geri yıkanır ve böylece yüksek tenörlü konsantre elde edilir. —> Sekil. Sekilde görülen flotasyon kolonunda besleme kolon yüksekliğinin 2/3’sinden
yapılmaktadır. Flotasyon kolonları temel olarak
toplama bölgesi ve köpük bölgesi olmak üzere iki bölgeye ayrılır: Köpük bölgesi
kalınlığı endüstriyel uygulamalarda 1,5 m kadar olabilmektedir. Oranı (L/D)
> 10 ve kare, dikdörtgen ya da dairesel
kesitlidir. 4 m çapında dairesel veya kesit alanı 16 m2 (2 m x 8 m)
olan flotasyon kolonları endüstride de kullanım alanı
bulmuştur (1994). —> Palp, Selül, Jameson flotasyon hücresi

.
FLOTASYON
PETEĞİ, —> Selül.
FLUİDAL
TEKSTÜR, 1) Amorf
(şekilsiz) maddelerden oluşan, mikroskop altında incelendiği zaman, akıntıya
benzeyen şekiller gösteren kayaçların dokusu. Bu doku en çok çabuk soğuyan
lavların yüzeylerinde görülür. 2) akışkan doku.
FLUORESAN
MİNERALLER, —> Ultraviyole ışın.
FLUORİT, Kimyasal
formülü Ca F2, sertlik derecesi 4, özgül
ağırlığı 3.2 gr/cm3; ultraviyole ışığı
altında flüoresan olma özelliğine sahip mineral. Tortul ve magmatik
kayaçlar içinde ticarete elverişli miktarlarda bulunur. Fluorit;
demir-çelik endüstrisinde cüruf yapmakta, yüksek kaliteli gazolin, freon gibi maddelerin istihsalinde kullanılır. Saydam ve
yarı saydamdır.Fluspat, flüorin veya fluorspat olarak da isimlendirilir. Dünya fluorit tüketiminin %60 kadarı çelik endüstrisinde, %20
kadarı aluminyum metalurjisinde
(Asit derecesindeki fluoritten elde edilen fluor tuzları olarak), %15 kadarı kimya sanayiinde
fluorlu kimyasal madde yapımında kullanılır. Bütün bu
sanayii kollarında kullanılan fluorit
ticari olarak üç tür (derece) halinde pazarlanır. Bunlar, a) Asit derecede fluorit : En az %97 Ca F2,
%1-1.5’dan az silis, %0.03-0.1’den az sülfür içermelidir. Bazan
kalsit, berilyum ve arsenik miktarları da limitlendirilir.
Nem %1 veya daha az olmalıdır. b) Seramik derecede fluorit
: Bunun için iki standart vardır. Birincisi %95-96 Ca
F2, ikincisi %85-90 Ca F2
içermelidir. Silis en fazla %2.5-3, kalsit en çok %1-1.5, ferrik
oksit en çok %0.12, kurşun ve çinko sülfatlar ise eser miktarda olmalıdır. c) Metalurjik derecede fluorit (metspar) : %60-85 Ca F2
içermelidir. Kükürt ve sülfür en çok %0.3, kurşun %0.25-0.5 olmalı, çok az
miktarda fosfor içermelidir.
FLÜSPAT , —> Fluorit.
FLÜORESAN
MİNERAL,—> Ültraviyole ışın.
FLÜORİN, —> Fluorit.
FLÜORSPAT,—> Fluorit.
FOB
(FREE ON BOARD - GÜVERTEDE TESLİM), Malların belirtilen yükleme limanında gemi bordasına aktarılmasıyla
satıcının teslim yükümlülüğünün yerine getirildiği anlamına gelen, uluslararası
ticaret terimi. Mallar gemi bordasına aktarıldıktan sonra, mallara ilişkin herhangibir kayıp ya da hasarın
bütün masraf ve riskleri alıcıya aittir. FOB terimi, malların ihraç
işlemlerinin satıcı tarafından yapılmasını öngörür. Gemi bordasının herhangibir pratik anlamı kalmamışsa (roll-on/roll off veya konteyner
trafiğinde olduğu gibi)—>FCA teriminin kullanılması daha uygun olur. (Incoterms 1990).
FOLYO, 7-200
mikron arasında kalınlığı olan metalik levha. Kurşun, kalay ve alüminyum
metallerinden folyo yapılabilmekle beraber, en yaygın
olanı —> Alüminyum folyodur. Folyo
rule haline getirilebilir, nem veya gaz geçirmez. En
çok gıda, tütün ve ecza malzemelerinin paketlenmesinde kullanılır. Alüminyum ve
kurşun folyolar elektrik parçalarında, yedek
parçalarda baskı ile şekillendirme işlerinde kullanılır. Altın folyo ise dekoratif kaplamalarda kullanılır.
FONSAJ,
Kuyu kazı ve derinleştirme
işi.
FONSAJ
KOVASI, Çelikten yapılmış,
ortadan kulplu, devirerek boşaltma için mandalı veya altta halkası olan kuyu
kazısında çıkan pasayı (posta) kuyu dibinden kuyu
başına çıkaran araç. Bunların beton taşıma işinde kullanılanlarına beton
kovası, ocak suyunu çıkarmak için özel imal edilenlere de su kovası denir.

FORMACI,
1) Yüksek fırında ergimiş
metalin potalara akışını sağlamak için fırının alt deliğini elindeki çubukla
açan kişi. 2) Bakır izabesinde konverterde bulunan
bakır tenörünü yükseltmek amacıyla; bakır boruları
kullanarak, konverter içine hava veya saf oksijen
girmesini sağlayan kişi.
FORMASYON, 1) Jeolojik zaman içinde yer küresi tarihinin
tarif edilmiş bir zaman bölümü. Formasyonun sınırları daha ziyade
paleontolojik, zaman zaman petrografik tariflerle
saptanır. Zaman sınırlaması kesin saptanamamış formasyon sınırları permokarbon, permotrias, kretaze-tersiyer şeklinde ifade edilirler. 2) Kayaç
stratigrafi sınıflamasının temel birimi olan ve haritaya geçirilebilen ve
derine doğru izlenebilen alt ve üstten sınırlı homojen kayaç oluşumu. 3)
Periyot, sistem. Formasyon kelimesi lâtincede “
Sekil, Figür “ anlamına gelmektedir.
FORMASYON
DONDURMA METODU, Sulu
formasyon ısısının özel bir donanımla alınması ve böylece formasyon suyunun
donarak sızdırmazlığın sağlanması esasına dayanan kuyu kazı metodu. Su sızması
önlendikten sonra, standart kuyu kazı metodu uygulanarak kuyu kazma iyi yapılır.

FORMASYON
SUYU, Gevşek ve geçirgen
formasyonlarda bulunan yeraltı suyu. —> Yeraltı
suyu. Su tablası.
FORMEN, —> Başçavuş.
FORS
MAJÖR, Maden ve metal ile
ilgili ticari anlaşmalarda bulunan; alıcı ve satıcıyı kendi iradeleri ve
kontrolleri dışında oluşan şartlar altında malzemenin teslim edilemeyeceğini
veya teslim alınamayacağını açıkça belirterek mücbir sebebleri
açıklayan madde. Bu madde genellikle, grevleri, doğal afetleri, yeni hükümet
kararlarını, üretici ülkedeki hükümet darbelerini, taşıma esnasındaki
beklenmedik olayları (geminin batması gibi) fors majör olarak belirtir.
FOSFORİT, —> Fosfat.
FOSFAT,
1) Fosforik asitten (H3
PO4) türeyen tuz ya da ester yapısındaki
kimyasal bileşiklerin ortak adı. Tuzların bileşiminde fosfat iyonu (P O43),
hidrojen fosfat iyonu (HPO42) ya da
(H2PO4¯2) gibi eksi yüklü iyonlar ile sodyum ya
da kalsiyum gibi artı yüklü iyonlar bulunur. Esterler ise; fosforik asitteki
hidrojen atomlarının yerine etil (C2 H5) ya da fenil (C6 H5)
gibi organik grupların geçmesi ile oluşur. 2)
İçerisinde kalsiyum fosfat bulunan tortul kayaç.
Yerkabuğunda bulunan ve P2 O5
oranı % 1’i geçen 200 den fazla fosfat minerali bulunur. Yerkabuğunun ortalama
P2 O5 tenörü % 0,23
civarındadır. Canlıların gelişmesinde etkin bir madde olan fosfata, açlıkla
mücadele bağlamında stratejik bir hammadde olarak bakılmaktadır. Üretilen
fosfat cevherinin % 86 kadarı gübrede, % 9,5 kadarı kimya sanayiinde
(özellikle kir sökücü olarak), % 4 kadarı hayvan yemlerinde, % 0,5 kadarı ise
besin sanayiinde kullanılır. Fosfat cevheri en çoğu
ABD olmak üzere Tunus, Ürdün, İsrail,Togo ve Güney Afrika’da üretilir.
Toprakları gübrelemek için doğal fosfat, normal süper fosfat; tripl süper fosfat, doğal fosfatın fosforik veya sülfürik
asitte kısmen erimesiyle elde edilen karışım, kalsiyum hidrojen fosfat, susuz
çökelti hâlindeki fosfat, parçalanmış fosfat, kireçli alüminyum fosfat, süperfosforik asit ve amonyum fosfat çeşitli varyasyonlarla
kullanılır. Ekonomik anlamda, genellikle sedimanter
yataklardaki oluşumlara fosfat kayacı, magmatik
yataklardakilere ise apatit terimleri kullanılır. Fosforit terimi fosfat eşanlamlı olup, çoğunlukla denizsel
kökenli fosfat kayaçları için kullanılır.
Fosfat tane tipine göre de tarif
edilebilir. En çok bilinenler; olitik, pelletal ve nodüler tip
fosfatlardır. 2 mm’den küçük çaplı, kolofan (izotropik apatit) ve frankolitin (anizotropik apatit) hakim olduğu
fosfatlara pelletal tip, tane çapı 2 mm’den büyük olanlara ise pizolotik
tip fosfat denir.
Fosfat kayacının kalitesini belirtmek için
aşağıdaki terimler kullanılır.
a) BPL (Bone phosphate
of lime), kirecin kemik fosfatı.
b) TPL (Triphosphate
of lime), kirecin trifosfatı.
c) P2 O5 (Phosphours
pentaoxide), fosfat pentaoksit.
d) P (Phosphours),
fosfat (genellikle kullanılmaz).
Bunların kendi aralarındaki oran ise
şöyledir: P2 O5 / BPL= 2,18 BPL/P=5.
Fosfat kayacı standartları BPL ve P2
O5 olarak aşağıdaki gibi belirlenmiştir.
% BPL %
P2 O5
73 - 75 33,4
- 34,3
70 - 72 32,0
- 33,0
68 - 70 31,1
- 32,0
66 - 68 30,2
- 31,1
64 - 66 29,3
- 30,2
64 29,3
P: 0,4366 P2 O5; BPL: 0,4577 P2 O5;
P2 O5: 2,185 BPL.Ticari işlemler için hazırlanan cevher
konsantrelerinin P2 O5 içeriğinin % 30’dan yüksek, CO2
miktarının % 1,5’dan az, fluor miktarının % 4,5’den
az, klorun % 0,006’dan az olması istenir. Demir ve aluminyum
yüzdesinin 1,5’dan fazla olmaması gerekir. Organik madde miktarı ise % 1’den
fazla olmamalıdır. Fiziksel özellikleri arasında nem önemlidir. Nemin % 4’den
fazla olmaması istenir. Cevherin tane iriliği de homojen olmalıdır. Hacmin %
90'ının 149 mikronluk elekten geçmiş olması kabule şayandır.
FOSFAT
KAYACI, —> Fosfat.
FOSFORESAN
MİNERALLER, —> Ultraviyole ışın.
FOSİL,
Tortul kayaç tabakaları
arasında zamanla taş halini almış hayvan ve bitkilerin kavkı, kemik, diş,
gövde, yaprak vb. kısımlarıyla bunların her türlü kalıp ve izleri. Jeolojik
devirlerde yaşamış olan canlıların öldükten sonra bazı fiziksel ve kimyasal
olayların yardımıyla fosil haline geçmelerine de
fosilleşme denir. Fosiller genellikle gömülü bulundukları kayaçlarla
yaşıttırlar.

FOSİLBİLİM,
Paleontoloji. —> Jeoloji.
FOSİL
YAKIT, Jeolojik devirlerde
bitki ve hayvan artıklarının sedimantasyon (yataklanma)
ve fosilleşmesi (taşlaşma) suretiyle meydana gelen kömür, petrol, yergazı ve turba. Nükleer yakıt ve odun, fosil olmayan
yakıttır.
FOSİL YAKITLAR, Turba,
linyit, kömür, ham petrol veya doğal gaz gibi; bitki ve hayvan kalıntılarından
oluşan yakıt türü.
FOTOGRAMMETRİ,
Ölçülecek objenin şekil ve
konumunun fotoğraflarla saptanma metodu. Diğer ölçü metotlarındaki gibi birçok
noktayı ölçme zahmetine girmeden ve obje ile direkt temasa gerek kalmadan üç
boyutlu olarak, fotogrammetri kısa zamanda ölçme
avantajına sahiptir. Değerlendirme, analog
(benzerlik) metoduna göre değerlendirme cihazında orijinal resmin
dönüştürülmesi suretiyle yapılmaktadır. En sık kullanılan, stereoskopik
resimlerin stereoskopla değerlendirilmesi uygulamasıdır. Daha büyük bilgi işlem
makinelerinin devreye girmesi ve rakamlı değerlendirmelerde şu avantajlar elde
edilmektedir: 1. Resimler her çeşit fotoğraf makinesi ile çekilebilmektedir. 2.
Alet hataları büyük ölçüde bertaraf edilmektedir. 3. Topografik
temel ölçülerin alanı genişlemektedir. 4) Ölçü geometrisi serbest ve amaca
uygun seçilebilmektedir. Yakın çevrede kullanılan yersel fotogrammetrinin
uyumlu ve randımanlı bir ölçü sistemi olduğu, galeri ve kuyulardaki
deformasyonların ölçümlerinde 1 mm hassasiyet sağlamasından dolayı, fotogrammetrik ölçümler tasmandan doğan konut, temel
duvarları, köprü, vinç köprüleri zararlarının saptanmasında yeterli olarak
kabul edilmektedir.
FOTOJEOLOJİ,
Hava fotoğrafları (stereos-kopik) yardımıyla
yeryüzünün jeolojik karakterlerinin tespitine ve yeraltı zenginliklerinin
belirlenmesi için yapısal, litolojik, jeolojik haritaların ve maden prospeksiyonlarının yapılmasına yarayan jeloji
dalı. —> Sekil.

FOYA, Daha parlak
bir görünüm kazandırmak için süs taşlarının, özellikle elmasın, altına konan
metal varak.
FRANKOLİT, —>
Fosfat.
FRAS
(YÖNTEMİ) METODU, Klasik
madencilik metotlarıyla geçilmesi zor veya imkansız
örtü tabakası altında bulunan, eritilmeye müsait kükürdün yatağına kadar sondaj
yapılıp borulanmasından (iç içe üç boru) sonra yüksek
basınçla 160½-170½C suyun borularla kükürt yatağına yollanması, erimiş kükürdün
basınçlı hava ile yeryüzüne çıkarılması esasına dayanan üretim metodu. —> Sekil.

FREN
DİSKLİ KONVEYÖR, Bir oluk içerisine yerleştirilmiş ve belirli
aralıklarda diskle donatılmış bir zincirin hareket ettirilmesiyle mâlzemenin
sürüklenerek taşınmasını sağlayan konveyör. —> Sekil. —> Zincirli konveyör, Konveyör,
Kaydırma.

FRENO,
1) Varagelde
yapılan nakliyatı sağlayan ve fren düzeni olan molet
tertibatı. 2) Kasnaklı fren düzeni. Freno sistemini
çalıştırana frenocu denir. —> Sekil.

FRENOCU,
—> Freno.
FRENOLU
KUYU, Dolu kafesin aşağıya
indirilmesini sağlayan freno düzenli kuyu.

FREN
SAHANLIĞI, Kuyu veya dikbaşyukarı graviteden
yararlanılarak maden veya ramble malzemesi taşımada sür’at kesmek için kuyu veya dikbaşyukarı
içine yapılan kısmi perde (sahanlık).
FRİT
, 1) Firit,
sır, 2) Seramik mamûllerinin en üst tabakasını teşkil eden yani bu mamûllerin
kaplanmasında kullanılan, ihtiyaca göre seçilen ve çabuk eriyen minerallerden (Flux Minerals) oluşturulan sır
maddesi. 3) Seramik fabrikalarında talebe göre terkibi yapılarak ambalajlanmış
bir şekilde piyasa sürülen tuz veya un görünümünde ticari madde 4) Perdahlı
tuğla, sırla kaplanmış bir tuğla olup ilkel anlamda sır, tek maddeden
ibarettir.
FRİTLİ
PORSELEN, Kum, soda, tuz,şap ve alçıtaşı
karışımından meydana gelen bir frit sayesinde
camlaşan ve yumuşama derecesine kadar pişirilen —> Porselen.
FUEL
OIL, Ham petrolün
damıtılması sonunda elde edilen ve yakıt olarak kullanılan rafineri ürünü.
FÜLLER TOPRAĞI, Ana içeriği montmorillonit
olan ve esas değişebilir katyonu Ca ++ olan kil.
Birçok ülkede kalsiyum —> Bentonit bu isimle
belirtilir. Absorbant ve adsorbant
olarak sıvı ve katı yağların renklerinin giderilmesinde kullanılan
killerdendir.