|
Resimli Madencilik Terimleri Sözlüğü - D |
DAF (DELİVERED AT FRONTİER - SINIRDA TESLİM), Malların gümrük çıkış işlemleri tamamlanmış olarak
sınırda, ancak bitişik ülkenin gümrük sınırından önce ve belirlenmiş bir yerde
ve noktada teslime hazır hale getirilmesiyle satıcının yükümlülüklerinin sona
ereceği anlamına gelen uluslararası ticaret terimi. Burada “ sınır” kelimesi,
ihracatın yapıldığı ülkeninki dahil her türlü sınırı tanımlar. Bu nedenle sözü
edilen “ sınır”ın atıfta bulunulan yerini ve noktasını mutlaka isim olarak
belirtmek ve böylece kesinleştirmek gerekir. Bu terim özellikle demiryolu ve
karayolu taşımacılığı için düşünülmüşse de, herhangi bir taşıma biçiminde de
kullanılabilir. (Incoterms 1990).
DAĞ
BİLLURU, —> Neceftaşı.
DAĞILMA
EĞRİSİ, Ayırma ürünlerinden birinde bulunan ve her
yoğunluk veya boyut kesiminin yüzdesini gösteren ve laboratuvar
deneyleri sonucu çizilmiş eğri.
DAĞILIM EĞRİSİ, —>
Tromp eğrisi.
DAĞ
KRİSTALİ , —> Kuars.
DOĞAL
ELEMENTLER, Doğada başka
elementlerle bileşikler oluşturmaksızın yalnız halde bulunabilen kimyasal elementler.
Atmosferde gaz halinde bulunan elementler bu gruptan sayılmaz.
Doğada bulunan 96 kimyasal elementten
yalnızca 19’u katışıksız veya çok az katışıklı mineraller halindedir. Yalın
halde bulunabilen element sayısının bu kadar az olması, kimyasal elementlerden
çoğunun oksijen, kükürt ve halojenlerle bileşikler oluşturmaya çok yatkın
olmalarından kaynaklanır.
Doğal elementler, kimyasal özelliklerine
göre başlıca üç grupta toplanır. Metaller (platin, iridyum, osminyum,
demir, çinko, kalay, altın, gümüş, bakır, civa,
tantal), yarı metaller (bizmut, antimon, arsenik, tellür selenyum) ve ametaller
(kükürt, karbon).
DAHİLİ
KUYU, —> Körkuyu.
DAHLİT, Genel formülü , Ca
5 (PO4)3 F, Cl, OH, CO3 olan apatitin
kristal öz şekilsiz olanına verilen isim.
DAİMİ
NEZARETÇİ, Fenni
nezaretçinin emrinde ve iş başında daimi bulunmak suretiyle görev yapan ve
maden mevzuatına göre tayin edilmiş olan kişi. Bu kişi maden teknisyeni, maden
teknikeri veya maden başçavuşu olabilir.
DAİRESEL
(Eğrisel) KAYMA, —> Heyelân.
DAKBİL,
—> Ördek gagası.

DALGIÇ
TULUMBA, Su içine
daldırılmak suretiyle çalıştırılacak şekilde imâl edilmiş tulumba. Bu
tulumbalar elektrik veya basınçlı hava ile çalıştırılacak şekilde, suyu
basacağı yüksekliğe göre tek veya çok kademeli olarak, sondaj kuyusuna sarkıtılıp
da kullanılabilecek şekilde imâl edilir.
DAMAR,
—> Maden damarı.

DAMAR
İSTİKAMETİ, Damar düzlemi ile yatay düzlemin arakesiti.
DAMAR
KALINLIĞI, Tabaka hâlinde
teşekkül etmiş bir kömür veya cevher damarının tavanı ile tabanını birleştiren
dik doğru parçasının uzunluğu, yani ara kesme ve yalancı tavan kalınlıkları
dikkate alınarak ölçülen kalınlık. Kömür madenciliğinde ara kesme ve yalancı
tavan kalınlıkları dikkate alınmadan damardaki kömür bantlarının toplam
kalınlığına da kömür kalınlığı demir. —> İşletilen
ortalama damar kalınlığı.

DAMARLI
MERMER, Mermerin
lekelerini ve damarlarını taklit ederek boya ile yapılmış mermer taklidi
süsleme.
DAMAR
MEYLİ, 1)Damar düzemi ile
yatay düzlem arasındaki dar açı. 2) Yatım.
Damarlar meyil açılarına göre:
0º - 20º az meyilli -,
20º - 40º orta meyilli -,
40º - 60º yarıdik -
>60º dik damar olarak tanımlanır.
Meyli 80ºden fazla olan dik damarlara kılıç
damar da denir.
DAMAR
PATLAMASI, —> Ani gaz boşalması.
DAMAR
TAŞI, 1) Maden yatağının
içinde bulunan madenle birlikte teşekkül etmiş veya maden yatağının teşekkülü
sırasında yatağın içinde kalmış yantaş parçalarında
oluşan kayaç ve mineraller. 2) Gang.
DAMITMA, Bir sıvının, buharlaştırıldıktan sonra
yeniden yoğunlaştırılarak sıvı hale dönüştürülmesi.
Damıtma, sıvıları uçucu olmayan katkılardan
ayırmada veya kaynama noktaları ayrı olan iki ya da daha çok sıvının birbirinden ayrılmasında kullanılır.
Örneğin, damıtma yoluyla ham petrolden benzin, gazyağı ve makine yağı elde
edilmesinde bu sıvıların kaynama noktalarının farklı olmasından yararlanılır.
—> Özütleme.
DAMLALIK
TAŞ, Mermer
işletmeciliğinde imalat yüzünü su tesirinden korumak gayesiyle dışarıya doğru
çıkıntı verilmiş ve altı su damlamasına imkân verecek şekilde oyulmuş taşlar.
DAMLALIKLI
YAĞDANLIK, —> Yağlama sistemleri.
DAR
ALIN, 1) Kazı (üretim)
yapılan nisbeten dar yüzey parçası. 2) Damar
istikametinde, damar meyli boyunca (başyukarı veya başaşağı), damara dik veya diyagonal olarak yürütülen pano
şeridindeki kazı yeri.
DAR
ALIN TARZINDA İŞLETME METO-DU, Maden yatağı panosunun dar şeritler halinde; yan yana, üst üste veya
alt alta kesilmesi ve arka arkaya istihsal edilmesi tarzında uygulanan işletme
metodu.

DARALAN
OLUK, Küçük boyutlu olan ve tabaka halinde akan mineral tanelerinin, yataya
yakın sabit bir yüzey üzerinde ve akışkan ortam içinde özgül ağırlık farklarına
göre ayrılmalarını sağlayan; beslenme tarafında geniş ve boşalma kısmına doğru
darlaşan oluk şeklindeki ayırıcı. Beslenen pülp , oluğun daralması nedeniyle gittikçe kalınlaşan bir
tabaka halinde akarak, boşalma tarafına doğru engelli çöküş sınıflandırması ve
küçük tanelerin ara boşluklardan sızması koşullarını meydana getirir. Bu
durumda akan tabakanın alt tarafında yer alan ve daha yavaş hareket eden ağır
mineraller yakına, üst taraftaki hafif mineraller uzağa boşalır. Ürünleri ayırmak için ayırıcı levhalar
kullanılır. —> Şekil.
DARBELİ
SONDAJ, Halat ucuna bağlı
özel matkaplarla (balta) formasyonun dövülerek veya çarpılarak ufalanması
sistemi ile yapılan sondaj.
DARBELİ-ROTARİ
SONDAJ, Çok sert formasyonlarda
hızlı ilerleme sağlamak için özel takımlarla çalışan matkaba aynı anda dönme ve
darbe hareketi iletebilen sondaj sistemi.
DAR
LAĞIM ATEŞLEMESİ, Çapı 50 mm’ye kadar olan birçok lağımın seri ateşlenmesi için
yapılan işlem.
DAYAK,
—> Payanda.
DAYANAK
NOKTASI, Arazide detay
ölçümler sonrası veya fotoğraf çiftinden yapılan ölçmelerle belirlenen ve
araziyi tanımlayan (xyz) değerleri belli nokta.
DAYK,
1) Komşu ve kendisinden
yaşlı formasyonların strüktürlerini kesen nisbeten
ince ve uzun magmatik kayaç. 2) Aşınma ile filonların yeryüzünde meydana getirdiği duvara benzeyen
düzensiz setler. 3) Kayaç çatlaklarına yerleşmiş genellikle tabla şeklindeki
dolgu. 4) Gang. 5) Dike.
DDP
(GÜMRÜK RESMİ ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM), Malların ithalatçı ülkede belirlenen yerde hazır
bulundurulmasıyla, satıcının teslim yükümlüğünün yerine getirilmiş olacağını
anlatan uluslararası ticaret terimi. Burada satıcı, malların gümrük giriş
işlemleri tamamlanmış olarak tesliminde gümrük resmi dahil olmak üzere,
vergiler ve diğer ödemelerle birlikte bütün risk ve masrafları üstlenir,—> EXW terimi satıcı açısından asgari
yükümlülük ifade ederken, DDP terimi, tersine, azami yükümlülüğü içerir. Eğer
satıcı doğrudan ya da dolaylı biçimde ithal lisansı
alamıyorsa, bu terim kullanılmamalıdır. (Incoterms
1990).
DDU
(GÜMRÜK RESMİ ÖDENMEKSİZİN TESLİM), Malların ithalatçı ülkede belirtilen yerde hazır bulundurulmasıyla
satıcının teslim yükümlülüğünün yerine getirilmiş olması anlamına gelen
uluslararası ticaret terimi. Satıcı, malların belirlenen noktaya getirilmesiyle
ilgili olan (ithalattan alınan resim, vergi ve diğer paylar hariç) bütün risk
ve masraflarla birlikte, gümrük giriş formalitelerinden doğan masrafları da
karşılamak zorundadır. Malların gümrük girişini zamanında yapmamaktan doğan ek
masraf ve riskler alıcıya aittir. (Incoterms 1990).
DEBİ,
Gaz veya sıvıların, aktığı
yerin muayyen bir kesitinden, birim zamanda geçen miktarı.
DEDEKTÖR , 1)
Bulucu aygıt 2) Sismometre.
DEFLAGRASYON,
1) Ateşleme işleminde
patlayıcı maddenin kimyevi reaksiyonla alev alması ve ses hızının altında bir
hızla yayılması. 2) Yavaş yanma. Deflagrasyon
oluşturan patlayıcı maddenin (kara barut gibi) zayıf tarafa doğru itici bir
etkisi vardır. Bu tip patlayaıcı maddelerin parçalama
(kırıcı) gücü azdır.
DEGAJ,
—> Ani gaz boşalması.
DEĞİRMENTAŞI,
1) Bileşiminde CaCO3 ile
silis bulunan bir kayaç. 2) Silisli kalker. 3) Büyük kütleler halinde oluşan,
özgül ağırlığı 2,6-2,7 gr/cm3 olan sert kalsedon.
DEKANTÖR,
Su içerisindeki çok ince
taneleri ayırma veya sınıflandırma işlerinde
kullanılabilen merkezkaç kuvvet etkisi ile çalışan makine.
DEKONVERTİSAJ,
—> QSL yöntemi.
DEKAPAJ,
1) Açık işletme projesine
göre maden yatağının üzerindeki veya kontağındaki örtü tabakasının
gevşetilmesi, kazılması, yüklenmesi, taşınması, toprak harmanınıa
dökülmesi, serilmesi, harman sahasının düzeltilmesi, toprak harmanı ve kademe
yollarının yapımı ve bakımı gibi muhtelif ameliyeleri kapsayan işlemlerin tümü.
2) Örtükazı. —> Ön-, Ana-, Aradekapaj, Örtükazı,
Delik boyunun tesbiti, Örtü kazıda hacim, Paralel ve
düşey kazı.
DEKAPAJ
MEVSİMİ, İklim ve arazi
şartlarına bağlı olarak dekapaj işlerinin sürekli
yapılabildiği dönem.
DEKAPAJ
ORANI, 1) Dekapaj yapılarak kaldırılması gereken örtü tabakası
miktarı ile, bunun altında çıkarıılacak olan maden
miktarı arasındaki oran (D: K), Dekapaj oranı m3/ton,
m3/m3 olarak ifade edilir. 2) Örtükazı oranı.
DEKLİNASYON, Pusulanın gösterdiği manyetik meridiyen istikameti ile astronomik meridiyen
arasındaki açı. Mağnetik deklinasyon
veya yanlış gösterme.
DEKOMPOZE,
—> Alumina istihsali sırasında ortaya çıkan sodyum aluminata
aşılama hidratı ilave edilip bu şekilde aşılanmış sodyum aluminatın
soğutulup karıştırılması işlemi.
DEKONTAMİNASYON,
Radyoaktif maddelerin
çökelmesiyle meydana gelmiş çevre kirliliğinin yıkama, filtre etme veya
buharlaştırma suretiyle temizlenmesi.
DEKOVİL , Dar
hatlı, kazısı ve inşası fazla harcama gerektirmeyen, araziye daha kolaylıkla
uyabilen bir demiryolu. Bu sistemin yol açıklığı 0,6 veya 1,00 m’dir ve cer vasıtaları da normal demiryolununkine göre
daha hafiftir.
DEKREPİDASYON,
—> Isıtmayla kırma.
DELİCİ
UÇ, —> Lagım burgusu. Matkap. Uç.
DELİK ÇAPI, Delme
ve patlatma işlerinde, en az malzeme, emek ve zaman kullanarak, istenilen maden
veya kayacı en uygun boyutta ve en çok miktarda serbestleştirmeye yarayan
etkenlerden biri. Başarılı bir atımı sağlayan diğer etkenler ise ; patlayıcı
madde cinsi ve miktarı, ateşleme sistemi ve delik geometrisidir. Delik çapı
öncelikle patlayıcı miktarının kayaç yapısı içinde dağılma durumunu sağlar.
Küçük çaplarda, delik geometrisi de buna uygun boyutlarda dar olmakta, böylece
patlayıcı kayaç içinde daha iyi dağıtılmış olmaktadır. Geniş çaplı deliklerde
ise tersi söz konusudur. Ancak dar çaplı lağımlarda, kazı birim hacmi için daha
fazla delik metrajı zorunludur. Bunun sonucu olarak da daha fazla işçilik
gerekir ve ateşleme sistemini oluşturan malzeme tüketimi artar. Çapın
genişlemesi ile belirtilen tüketim kalemlerinde ucuzluk elde edilir. Delik çapı
tercihindeki bir diğer etken de patlayıcı madde cinsidir. ANFO ve emulsiyon patlayıcı maddelerin detonasyon
hızı, delik çapı küçüldükçe düşer. Bu sebeple ANFO kullanıcılarının en küçük 76
mm, emulsiyon kullanıcılarının en küçük 89 mm delik
çapını göz önüne almaları tavsiye edilir. Kartuş tipi patlayıcı kullananların
da kartuş boyutuna bağlı olarak çap seçmeleri gerekir. Diğer yandan ; delik
çapı ayna yüksekliği ve atım yükü aralığı ile orantılandırılmalıdır.
Delik çapı seçiminde, her deliğin alacağı patlayıcı miktarı ve bunun da çevreye
verebileceği sarsıntı da değerlendirmeye dahil edilmelidir.
DELİK
DELME, Lağım deliği delme
işlemi
DELİK
DELME VAGONU, —> Jumbo.
DELİK
TOZU, Fazla delinen lağım
deliğinin istenen seviyeye kadar doldurulması amacıyla kullanılan toz.
DELME
HIZI, Delme esnasında
matkabın kitle içerisindeki ilerlemesinin cm/dk
birimiyle ifadesi.
DELİKLİ
SAC ELEK, Sac veya plastik
plakalar üzerine çeşitli biçimde; genellikle kare, daire ve çokgen şeklinde
delikler açılmak suretiyle hazırlanarak eleme işlemi yapacak ünitelerin
imalinde kullanılan eleman. —> Elek.
Elek yapımında kullanılacak sac plâkaların aşınmaya ve paslanmaya karşı,
dayanıklı olması gerekir. Seçilecek sac kalınlıkları delik çaplarına göre
değişir. Eşit delik aralığında sac kalınlığı arttıkça, eleme randımanı düşer.
Bu nedenle, elek açıklığı ve eleme randımanı dikkate alınarak ekonomik ömür
bakımından uygun sac kalınlığı seçilir.—> Tel örgülü elek. Elek altı,
Elek üstü, Elek açık alanı, Elek anma alanı.
DELTA, 1) Yunan alfabesinin dördüncü harfi (D, d)
. 2) Akarsuyun göl ya da denize ulaştığı yerde yani
ağzında oluşturduğu kabaca üçgen biçiminde alüvyon birikimi bölgesi. 3)
Çatalağız.
DEMARAJ,
1) Bir vagonun belirli bir
sürate ulaşıncaya kadarki ilk hareketi. 2) Kömür madenciliğinde yeni grup işçi
tertibinde üretimin istenen düzeye ulaşması için geçen süre. 3) Maden
ticaretinde, malın geç sevk edilmesi veya zamanında ulaştırılmaması.
DEMARAJ
PRİMİ, Yeni grup işçi
tertibinde ocağın üretim kapasitesine kısa sürede ulaştırılmasını sağlamaya
yarayan teşvik ücreti.
DEMİR ALAŞIMLARI, Demirin diğer metallerle yaptığı alaşımlar.
Ferroaluminyum, % 10 Al
Ferrocerium % 50-94 Ce
Ferrokrom % 56-70 Cr
Ferrokobalt % 50 Co
Ferromanganez % 7-45 veya daha fazla
Mn. % 7-45 Mn ihtiva eden demire ayna demiri
denir. Standart ferromanganez % 80’den fazla Mn ihtiva eder.
Ferromolibden % 45-80 Mo
Ferronikel % 24-75 Ni
Ferrofosfor % 10-25 P
Ferrotungsten % 70-92 W + % 0.3 C
Ferrotitan “Ferrokarbon titanyum” %
10 -15 Ti
Ferrosilikon % 7-92 Si
Ferrovanadyum
% 20-50 V
Ferrouranyum
% 20-40 U
Ferrostronsiyum % 20-50 Sr
Demirin ferroboron, ferroboron-silikon,
ferrokobalt-krom, ferromagnezyum,
ferrosodyum ve ferrotantalyum
alaşımları da vardır. Düşük derecede ergiyen demir alaşımları yüksek fırınlarda
ve elektrik fırınlarında, karbonsuz demir alaşımları da aluminotermik
prosesle elde edilir. —> Ferro alaşımlar.
DEMİR
DİREK, İç içe geçmiş iki
borudan ve kilit tertibatından oluşan krikoya benzer madeni tahkimat ünitesi.
Bunlar sürtünmeli ve hidrolik sistemde imal edilir. Tek direk halinde
kullanıldığı gibi ikili veya dörtlü imal edilip yürüyen tahkimat olarak da
kullanılır. —> Hidrolik direk.
Sürtünmeli madeni direk.
DEMİRLİ
KİL, Bileşiminde demir
oksidi bulunan bir kil. Kırmızı olanı topraksal olijist, sarı olanı topraksal
limonit.
DEMİRLİ
KUARS,—> Kristalin kuars.
DEMİR
ŞAPKA, 1) Sülfürlü maden
yataklarının, üst kesiminde oksidasyon zonunda oluşan
limonit örtü —> Oksidasyon zonu. Sementasyon zonu. 2) Gossan.
DEMİRYOLU, Lokomotif, vagon vb. demir tekerlekli
taşıtların üzerinde yürüdüğü, demir, ağaç veya öngerilmeli
beton traversler üzerine birbirine paralel olarak döşenerek yapılan bir tür
yol. Demiryolu, çekilen taşıtlara belirli bir yön vermek ve tekerleklerin
sürtünme direncini azaltmak için XVIII inci yüzyılın ikinci yarısında
kullanılmaya başlandı.—> Ray,
Demiryolu açıklığı.

DEMİRYOLU
AÇIKLIĞI, Demir yolunda döşenmiş paralel iki ray demiri arasında içten içe
ölçülen en kısa açıklık (mesafe)—> Şekil.
Buna “ Ray açıklığı “ veya “ Demiryolu genişliği “ de denir.—> Ray, Ray çivisi.
DEMİRYOLU
GENİŞLİĞİ,—> Demiryolu açıklığı.
DEMİRYOLU
NAKLİYATI, Yeraltı ve
yerüstünde zemine ray döşenerek bu raylar üzerinde demir tekerlekli (bandajlı)
vagonları katar halinde (—> Lokomotif,
Sonsuz halat, vb.) itme veya çekme suretiyle taşınarak cevher, kömür,
malzeme ve insanların istenilen yerlere ulaştırılması. Ocaklarda döşenecek
demiryolu rayları; üzerinde çalıştırılacak lokomotif ve vagonların ağırlıkları
göz önünde bulundurularak; serilmek suretiyle döşenir . Genel olarak yeraltı
işletmelerinde küçük araba ve el ile nakliyat yapılan yerlerde 7 kg/m, küçük
araba el veya katır nakliyatında 10 kg/m, küçük araba, küçük motor, vinç ve
zincir nakliyatında 14-18 kg/m, küçük orta lokomotif ile büyük vagon nakliyatı
(anayol nakliyatı) 24 kg/m, açık işletmelerde (linyit) 33-41 kg/m, genel
demiryolu taşımacılığında ise 49kg/m ve daha fazla ağırlıktaki raylar
kullanılır. Rayların ağırlığı arttıkça taşıma gücü de ona göre artar. 7-14 kg/m
ağırlıktaki raylar uygun ray bükme makineleri ile gerektiğinde bükülerek veya
düz olarak gerekli malzeme ile kolayca döşenebilir. Diğerlerine ise özel
bağlantı donanımı gerekir. Raylar
döşenirken ağaç, demir veya beton traversler kullanılır. Demiryolu döşenen
yerin taşıma mukavemetine göre traverslerin arasındaki mesafe iyi tesbit edilir.
Normal tonluk araba ile nakliyat yapılan yerlerde döşenen raylarda yol
genişliği (ray arası mesafe) 60 cm, 5 tonluk araba nakliyatı yapılan yerlerde
yol genişliği Türkiyede 105 cm olarak
standartlaşmıştır. 5 tonluk araba nakliyatının yapıldığı troley
hatlarında ağırılığı39,5 kg/ m olan raylar kullanılmaktadır.
Kullanılacakları yerlere göre kullanılan ray boyları ise
4-5-7-9-12-15-30m olarak imal edilmektedir. Ağırlıklarına ve kullanış yerlerine
göre raylar 2-4 veya 6 cıvatalı pabuçlarla bağlanır. Pabuç-cıvata bağlantısı
yerine bugün için birçok yerlerde kaynakla bağlantı da yapılmakta ve bilhassa
ray başlarında meydana gelen vuruntu azaltılmaktadır.
Demir yollarının döşenmesinde raylar arasındaki mesafe mastarla kontrol
edilip, traversler uygun evsafta seçilip nizami aralıklarla döşenmeli, rayların
pabuçla bağlandığı yerlerin altına travers döşenmemeli, pabuç cıvataları iyice
sıkıştırılmalı, çift yol döşenen yerlerde her iki yolun altına ayrı ayrı traversler makasların altına ise boy traversi
döşenmeli, traverse rayı tutturan yol çivisi veya tirbüşonlar
şeşbeş çakılmalı, traverslerin altı ve araları kırmataşla
doldurulup travers altları bu kırma taşlarla iyice sıkıştırılmalı, kullanılan
nakliyat vasıtalarının ağırlığına uygun mukavemette ray seçilmeli, yol
döşenirken belirli meyli tutturmak için —> Yol terazisi kullanılmalı, mekanik manevra ve özel taşıma dışında
demiryollarına verilen meyil % 0,5’in altında, demiryolu döşenen galeriler,
kullanılan taşıt araçlarına uygun kesitte seçilmeli, arabaların kancalandığı
veya kancaların çözüldüğü yerlerde durdurma ve boşaltma merkezlerinde,
araçlarla galeri yan duvarları arasında (çok yol varsa araçlar arasında galeri
tabanından 180 cm yükseklige kadar en az 60 cm)
aralık bırakılmalı, taşıma elle, hayvanla veya mekanik araçlarla yapıldığı
takdirde araçla galerinin yan duvarlarının biri arasında da galeri tabanından
180 cm yüksekliğe kadar 60 cm genişlikte yaya yolu bırakılmalı, yaya yolu
bırakılmasına imkan yoksa ve taşıma sırasında işçilerin geliş ve gidişine veya
çalışmasına izin verilmişse yolların yan duvarlarında 50m aralarla en az iki
kişinin sığabileceği cepler yapılmalı ve bu cepler kolayca görülebilecek halde
boyanmalı (badana) veya işaretlenmeli, kurblarda
(virajlarda) yani dönemeçlerde dıştaki rayın iç raya nazaran yüksek atılması
(döşenmesi), makaslar veya kurblarda —> Öksüz
(özengi) demirlerinin kullanılması, motor veya
arabaların, yol genişliğine göre, çalışabilecekleri asgari yarı çaptan daha
küçük yarıçaplı kurbların tonluk ocak arabaları 60 cm
genişliğindeki yolun asgari kurb yarıçapı 6m,105cm
genişliğindeki yol için yarıçapı 12m’den az yapılmaması, ayak dipleri, varagel, vinç dip ve başlarında, kuyu diplerinde, akrosajlarda, tumba yollarında (devrelerinde), ana yollarda
lüzumu kadar geçit makasları çift yol sağ ve sol veya Y makasları atılması
gerekir.
Yeraltı madenciliğinde kullanılan
demiryollarında 60 cm genişliğinde ray şebekesinde travers uzunluğu 120 cm,
105cm genişliktekinde 2-2,5 m cıvarında, travers
kalınlık ve genişlikleri ise 15x20cm boyutlarında yapılmalıdır.
DEMONTAJ,
1) Sökme. 2) Sondajı
tamamlayan makine ve takımların yeni bir lokasyona
taşınabilir hale gelecek şekilde sökülmesi işlemi.
DENGE
AÇISI, Yığılmış malzemenin
kaymadan durabildiği en büyük açı değeri. —> Kayma açısı.
DENGE
DİYAGRAMI, Bir veya birden
fazla elemanın (alaşımların) fiziko kimyasal
fazlarının denge durumlarını gösteren grafik. —> Ötektik karışım.
DENGE
HALATI, —> Kuyruk halatı.
DENGELİ
İHRAÇ SİSTEMİ, Çift tanburlu, çift halatlı ve kuyruk halatlı, veya tek tanbur, tek halat sürtünmeli (köpe)
ve kuyruk halatlı ihraç sistemi. —> Dengesiz-,
Yarı dengeli ihraç sistemi.
DENGESİZ
İHRAÇ SİSTEMİ, Tek halatlı
ve tek tanburlu ihraç sistemi. —> Yarı dengeli. Dengeli ihraç sistemi.
DENGELENMİŞ
ORTALAMA DAMAR KALINLIĞI, —>
İşletilen ortalama damar kalınlığı.
DENİZ
FASİYESİ, Denizlerde
teşekkül etmiş eşyaşlı tortul tabakalar. Bunlardan
kıyılarda teşekkül eden kayaçlara kıyı fasiyesi, 200 m’ye kadar derinliklerde teşekkül eden çökellere sığ deniz fasiyesi, 200-1000 m. arasında derinliklerde teşekkül eden
çökellere batiyal fasiyesi,
daha derin denizlerde teşekkül eden çökellere de derin deniz fasiyesi denir.

DENİZALTI
KÖMÜR İŞLETMECİLİĞİ, Jeolojik, jeofizik ve sondajlı arama çalışmaları ile
ekonomik çalışabilir derinliklerde rezervi tesbit
edilmiş deniz altında bulunan kömür yataklarının işletilmesi. Kömür ihtiva eden
tabakaların deniz dibinden derinliğine göre denizaltı kömür işletmeciliğinde
sınırlı olarak oda-topuk, ayak-topuk, rambleli uzun
ayak işletme metodları, belirli derinliklerden sonra
ise; kömür işletmeciliğinde tatbik edilen tüm işletme metotları
uygulanabilmektedir.
DENVER JİG, Sabit
elekleri olan, suyun hareketi, piston veya diyafram vasıtası ile verilen bir
—> Jig türü. Buna harz
jigi de denir.
DEQ
(RIHTIMDA TESLİM),
Satıcının teslim yükümlüğünün, malları belirlenen varış limanındaki rıhtımda
alıcıya sunmasıyla sona ermesi anlamına gelen uluslararası ticaret terimi.
Genellikle bu terime “ GÜMRÜK RESMİ ÖDENEREK” açıklaması yapılır ve bu durumda,
satıcının gümrük giriş işlemlerini tamamlaması gerekir. Eğer satıcı doğrudan
veya dolaylı olarak ithal lisansı alamayacaksa bu terim kullanılmamalıdır.
Diğer yandan terimine “ GÜMRÜK RESMİ ÖDENMEKSİZİN” eki yapılmışsa; gümrük
işlemlerini alıcı üstlenmiş demektir. Eğer taraflar, ithal işlemlerinde yapılan
bazı ödemeleri (VAT yani KDV gibi) satıcının yükümlülük alanından çıkartmak
isterlerse bu istek, konuya açıklık getirecek sözlerle karşılanmalıdır, “
Rıhtımda teslim, VAT (KDV) ödenmeksizin (varış limanı... olarak) gibi. (Incoterms 1990).
DEPLASMAN,
—> Tasman.
DEPO,
1) Su toplama yeri. 2)
Ambar, Silo.
DEPREM, 1) Başlangıç noktası yerkabuğunun (~
50-700 km) içinde bulunan doğal nedenli yerkabuğu hareketi. 2) Yerkabuğunun
derin katmanlarının çeşitli nedenlerle kırılıp yerdeğiştirmesi
ya da yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntının yeryüzünden
hissedilmesi. 3) Yersarsıntısı. 4) Zelzele.
Depremler genellikle yerin altında az veya çok derinde (ama, 700 km’den derinde değil) bulunan, bir dereceye kadar
belirlenmiş bir yerde (deprem odağı), apansızın ortaya çıkan ve en azından
geçici olarak bütün çevrede yavaş yavaş birikmiş
gerilim toplanmasını sona erdiren bir denge bozulmasından ileri gelir. Belli
bir “ dengeye geri dönüş “ , çoğunlukla, birbirini izleyen aşamalardan geçerek gerçekleşir (çok sayıda sarsıntılar) . Yayılan
deprem dalgalarının çeşitli gözlem evlerine varma anları, deprem merkezinin (deprem odağına düşey olan yeryüzü bölgesi)
saptanmasını sağlar. Deprem dalgalarının zamanda ve uzamda dağılışının
incelenmesi, deprem bölgeleri haritalarının hazırlanmasına imkan verir. En sık
deprem olan bölgeler, manto ile kabuk arasındaki mekanik gerilimlerin en
şiddetli olduğu kırılma kuşaklarında bulunur. —> Harita (Türkiye’de deprem kuşakları)
Çoğu büyük ölçekli depremlerin kökeni ve
yayılması, “ —> Levha tektoniği”
kuramı ile açıklanır. —> Deprem bilim,
Mercalli ölçeği, Richter
ölçeği.

DEPREMBİLİM,
Depremleri ve sismik
dalgaları yerkürenin iç kesimlerinde inceleyen bilim dalı. Sismik araştırmalar
bölgesel veya yerküre ölçeğindeki amaçlara yönelik olabilir. Bu araştırmalarla;
bölgesel olarak yeraltı kırıklarının ve petrol, doğal gaz ve maden yataklarının
yeri belirlenmeye çalışılır. Yer’in iç kesimlerindeki faz süreksizlikleri, ada
yaylarının jeofiziksel özellikleri, okyanus çukurları, okyanus ortası sırtlar
ve yer malzemelerinin esneklik özellikleri; incelenir.
Depremlerin incelenmesine yönelik olarak da
sismik dalgaların çeşitli yer istasyonlarına ulaşma süreleri ve şiddetleri
belirlenir. Sismik dalgalar, yeraltı patlatmaları yoluyla yapay olarak da
üretilebilir. Sismoloji kavramı. “deprembilim “ ile eş anlamlıdır.
DEPREM
KUŞAĞI, —> Deprem.
DEPREM
ODAĞI, Deprem enerjisinin
meydana çıktığı yer. —> Deprem odak
derinliği.
DEPREM
ODAK (OCAK) DERİNLİĞİ,
Yeryüzü ile deprem enerjisinin meydana çıktığı yer yani deprem odağı (hiposantr) arasındaki düşey yönde ölçülen aralık. Diğer bir
deyişle —> Episantr ile
—> Hiposantr arasındaki mesafe. Yüzeyden itibaren 60
km’ye kadar odak derinliği olan depremler “ Sığ depremler “, 60-300 km arasında odak
derinliği olan depremler “ Orta derin depremler” olarak tanımlanır. Derin
depremlerin odakları ise 700 km derinliğe kadar olabilir. —> Deprem.
DEPREM
ŞİDDETİ, Herhangi bir
derinlikte olan bir depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki gücünün
ölçüsü. Depremin şiddet değerinin belirlenmesinde, episantra
olan uzaklık ya da yakınlığın, yerel zemin
koşullarının ve farklı tipteki yapı özelliklerinin etkisi olur. Gözlemsel
inceleme alanı içerisinde aynı şiddet değerine sahip noktalar birleştirilerek
elde edilen eğriye “Eş Şiddet” (İzoseist) eğrisi,
üzerinde izoseist eğrileri bulunan haritaya da “İzoseist Haritası” denir.
DEPRESYON, 1)
Maden ocağı, galeri, kuyu ve borularda havanın bir yerden başka bir yere
akışını sağlayan kuvvet. Ocak havalandırma-sında
ocağa verilen havanın basıncı düşük olduğundan ve genel olarak 1/10 atmosfere
kadar olan hava basıncı mm su sütunu (tazyiğin metrik
birimi) olarak ifade edildiğinden, depresyon m2 alana gelen mm/su
sütunu veya kg/m2 birimleri ile (1at = 1 kg/cm2= 10.000
mm su sütunu = 736,5 mm civa sütunu) ölçülür. —>Total depresyon. Dinamik depresyon. 2)
Ekonomideki iş çevrimleri (business cycles) aşamalarından biri. Bu aşamalar; depresyon
(çöküntü), canlanma (toparlanma), boom (aşırı
canlanma) ve resesyon (gerileme)den oluşur.Depresyon
evresinde ekonomide istihdam en düşük noktadadır, talep tam istihdam ve üretim
düzeyinin altındadır; kullanılmayan üretim kapasitesi yüksek düzeydedir;
fiyatların genellikle düştüğü görülür, kâr oranları düşüktür ; bu yüzden
yatırımlar hemen hemen durur.
DEPRESYON KONİSİ, Kuyudan
su pompalanması sırasında kuyu çevresinde oluşan, sudan arınmış koni biçimindeki
kısım.
DEPRESYON ZAYİATI, İçinden
hava geçen galeri, kuyu, hava borusu veya basınçlı hava boruları vb’nin uzun eksenleri boyunca tesbit
edilen iki noktada ölçülen basınç değerleri arasındaki fark. Diğer bir ifade
ile bu iki nokta arasındaki “statik basınç azalması.”
DERAYMAN, 1)
Demiryolu araçlarının raydan çıkması. 2) Ocak arabası, lokomotif vb. araçların
düşmesi.
DERE TELAKİSİ, Arazide
iki derenin kesiştiği (birbirine karıştığı) nokta.
DERİN AÇIK İŞLETME, Derinlere
inebilmek için huni şeklinde açılmış ve derinliği 80 m’den fazla açık işletme. Derin açık işletmelerde
basamaklar taşıma araçlarının (demiryolu, kamyon, vb.) işletmenin en derin
noktasına inebilmelerini sağlamak üzere spiral şeklinde düzenlenir. Bugün için
250-300 m. derinliği olan açık işletmeler vardır. Ancak derin açık işletmelerde
arazi basınçları ile meydana gelecek —> Heyelanlar
bu derinliği sınırlar.

DERİN
DENİZ İŞLETMESİ, Deniz üzerindeki gemi veya dubadan deniz dibine indirilen
emici pompalar vasıtasıyla, deniz dibinde oluşmuş maden yumrularını veya maden
ihtiva eden şlamı emerek deniz yüzeyine çıkarmak
suretiyle uygulanan işletme metodu.
DERİN
DEPREMLER, —> Deprem odak derinliği.
DERİN
EMDİRME, —> Su emdirme.
DERİNLİK
KAYAÇLARI, 1) Yer kabuğuna
sokulma sonucu yerleşen mağmanın soğuyup kristalleşerek
katılaşması ile meydana gelen (batolit) magmatik kayaç. 2) İntrüsif
kayaç.
DERİN TROMP AYIRICISI, Derin ağır ortam (ağır mayi) ayırıcısı.
—> Statik ağır ortam (ağır mayi) ayırıcıları, Kömür yıkama yöntemleri —> Şekil.

DES
(GEMİDE TESLİM), Gümrük
giriş işlemleri yapılmamış malların belirtilen varış limanında gemi bordasında
alıcıya sunulmaya hazır hale getirilmesiyle satıcının teslim yükümlülüğünün
yerine getirilmiş olduğunu ifade eden, uluslararası ticari terim. DES’in uygulanması durumunda, malların belirtilen varış
limanına getirilmesi işlemleriyle ilgili her türlü risk ve masraf satıcı
tarafından karşılanır. (Incoterms 1990).
DESANDAN
HAVA AKIŞI, Yukardan
aşağıya doğru inen hava akımı.
DESANDAN
HAVALANDIRMA, 1) Üretim
yerlerinin yukardan aşağıya havalandırılması. 2) Ters havalandırma.
DESANDRİ,
1) Maden ocaklarında
aşağıdan yukarıya cevher veya kömür nakli yapmak amacı ile aşağıya doğru
meyilli olarak yantaş, cevher veya kömür içinde
sürülen galeri. 2) Maden yatağına ulaşmak için yeryüzünden başlayarak sürülen
meyilli galeri.

DESANSÖR,
İçinde çelik zırh veya zor
aşınan herhangi bir malzeme (sinter bazalt) kaplı
taşıma helezonu bulunan, taşıma kolaylığı bakımından üniteler halinde
parçalardan oluşan, graviteden yararlanmak suretiyle
madenin yeraltında dik kuyularda kırılmadan ve zayi olmadan yukarıdan aşağı
taşınmasını sağlayan çelik boru sistei. Genel olarak
çap 1,5 m ve ünite boyu 1 m olarak imal edilir.
DESİBEL,
Değişik ses şiddetlerini
karşılaştır-mak için “bar” biriminin on tabanına göre
logaritmasının onda biri olarak belirlenen ses şiddetini (düzeyini)
değerlendirme (ölçme) birimi. Desibel (dB) simgesi ile gösterilir. 0, 0002 mikrobar
basınç yapan ses, “duyma eşiği” olarak nitelendirilmekte ve sıfır dB olarak kabul edilmektedir. dB
olarak ölçülmüş iki gürültü varsa bunlar logaritmik
olarak toplanır. Değişik gürültü kaynakları ve bu kaynaklardan yayılmasına izin
verilen maksimum gürültü seviyeleri:


DETAY
ALIMI, 1) Jeodezik ölçme işleminde; arazide görünen yüzeye ait
değişikliklerin haritaya işlenebilmesi için, karakteristik noktalara mira
tutularak, dik düşülerek veya reflektör tutularak ölçme yapılması. 2) Fotogrametrik değerlendirme ise; fotoğraf çiftinden
sağlanan stereoskopik görüş sonrası, kürsör gösterge resim üzerindeki ayrıntı noktalarına
getirilip işaretlendikten sonra,
bilgisayar belleğine alınarak ölçme yapılması.
DETONASYON,
Kimyasal veya nükleer
zincir reaksiyonu tesiri ile patlayıcı maddelerin ani yanması. Patlayıcı
maddelerin kimyasal reaksiyon sonucu ani yanmasında, sıcaklığı 4500½C, ani
basıncı 250000 atmosfer civarında, sirayet hızı ses hızının üzerinde ve tahrip
gücü (kırıcılığı) yüksek, kor halinde bir kitle oluşur.
DETONASYON
HIZI, Patlayıcı maddenin
kimyevi reaksiyon sonucunda detonasyon oluşturarak,
yüksek basınç ve temperatürü haiz olan kor halindeki
bir gaz kitlesine dönüşmesi durumunda; reaksiyon noktasının silindirik şarjdaki
ilerleme çabukluğu. Nitrogliserinin infilak etmesinde, bir piko saniye (10-12s)
içerisinde temperatür birkaç bin dereceye çıkar ve bu
yüksek ısı altında kimyevi eksotermik reaksiyon
muazzam bir hızla başlar. Reaksiyon bölgesi yaklaşık 1 mm uzunluğundadır, detonasyon hızı 8000 m/s’yi bulur
ve 0,1 s kadar sonra sona erer. Detonasyon hızının
resmi, özel film makineleriyle bir yol-zaman eğrisi üzerinde tesbit edilir.
DETONASYON
LOKUMU, Patlatmak amacı
ile gerekli miktarda patlayıcı madde doldurulmuş lağım deliği içindeki
lokumlardan kapsül ihtiva edeni.
DETONATÖR,
Patlayıcı maddeleri
patlatmaya yarayan kapsül.
DETRİTİK
ÇÖKELLER, Magmatik kayaç-larla
tortul kayaçların mekanik veya kimyasal etkilerle ayrışıp dağılmasından meydana
gelen iyi tasnif edilmemiş ufak ve büyük parçalardan oluşan kayaç.
DEVEBOYNU
BORU, S, U ya da ı biçiminde boru. S ve U şeklinde olanlar boru
şebekesinde yön değiştirmede veya araya sıvı ortam koymak suretiyle irtibat
kesmede, omega borular da sıcak sıvı veya gaz
nakleden borularda genleşmeyi karşılamak için kullanılır.
DEVELOPMAN,
1) Maden yatağı keşfedilip
arama işi bittikten sonra üretim için yapılan büyük hazırlık işi. 2) Amenajman. 3) Açık işletmelerde dekapaj,
yeraltı işletmelerinde hazırlık işleri de developmanın
bir bölümüdür.
DEVİR,
1) Arama, ön işletme ve
işletme ruhsatları gibi maden haklarının, Maden Dairesi tarafından sakınca
görülmediği takdirde, bu hakları kullanmaya ehil gerçek veya tüzel kişilere
verilmesi veya miras yolu ile intikali. 2) Bir zaman dilimi. 3) Bir noktanın,
bir merkez etrafında dönerek aynı yere gelmesi.
DEVLETE
İNTİKAL, Arama, ön işletme
ve işletme ruhsatlarının fesh olunması, yürürlük
sürelerinin bitmesi veya terk sebebiyle sona ermesi hallerinde ruhsat sahibine
hiçbir ödeme yapılmaksızın her türlü emniyet tedbiri alındıktan sonra maden
haklarının devlete geçmesi.
DEVLET
HAKKI, 1) Yürürlükteki
3213 sayılı M.K. göre, maden sahasından çıkarılacak madenin işletme yıllık brüt
karının yüzde beşi. 2) Yürürlükten kalkan 6309 sayılı yasaya göre, üretilen
madenin satışına esas ton fiyatına göre saptanan, İ.R. ve İ.İ. sahaların
sözleşmelerine konup (mecburi imrar taahhüdü)
ödenmesi zaruri olan meblağ.
DEVLÜP,
—> Kollergang.
DEVRİDAİM
ÇAMURU, Sondajlarda bentonit kili ihtiva eden şlam.
DEVRİDAİM
HORTUMU, Sondaj pompasının
basma kısmını su başlığına bağlayan hortum.
DEVRİDAİM
POMPASI, —> Çamur pompası. Devridaim tulumbası.
DEVRİDAİM
SUYU, 1) Elmaslı sondajda
(krealius) takım dizisi içinden pompalanarak matkap
ağzından geri dönen, matkabı soğutup, kestiği kırıntıları (cuttings)
yeryüzüne getiren ve devamlı sirküle eden su. 2)
Maden zenginleştir-me tesislerinde devrettirilen su.
DEVRİDAİM
TULUMBASI, 1) Lavvarda suyu, şlamı veya ağır
mayii devrettirmek için kullanılan tulumba. 2) Devridaim pompası.
DEVRİK
ANTİKLİNAL, —> Antiklinal. Katlanma.
DEVRİLME
KAYMASI, —> Heyelan.

DEVRİLME
TÜRÜ KAYMA, Dike yakın
eğimli tabakalarla ayrılan uzun kolonların öne bükülüp kırılması sonucu blok
devrilmesi şeklinde oluşan —> Heyelan.
—> Şekil, Kayma,Sürtünme, Akma şeklinde heyelan.
DEZOKSİDAN
MADDE, —> Redükleyici.
DIAMIKNATISLI
MİNERAL, —> Minerallerin mıknatısiyet
özellikleri.
DIŞ
ÖLÇÜ, Mermer
işletmeciliğinde, taşın en çıkıntılı noktalarından geçen yüzeylerin belirttiği
geometrik şeklin nominal ölçüleri.
DIŞA
DÖKME, Bir açık işletmede
yapılan dekapajın açık işletme sahasının dışına
dökülmesi. Bu döküm, daha önce madeni alınmış veya halen çalışmakta olan başka
bir açık işletme çukuruna da yapılabilir.
DİAGENEZ,
1) Kireçli şlamın kalkere, killi şlamın kil
ve şiste, kumun greye dönüşmesi gibi; tortul
kayaçların basınç, sıcaklık ve zaman etkileri ile (taşlaşması), değişmesi. 2)
Sedimantasyonla oluşmuş bir tabakanın oluştuğu zamandan sertleşmesine (taş
haline gelmesi) kadar geçen zamandaki taşlaşma süreci.
DİAMIKNATISLI
MİNERAL, —> Mineralin mıknatısiyet
özellikleri.

DİBEK
TAŞI, 1) Alt kısmı ince
bir kömür tozu ile kaplı olduğu için hemen farkedilemeyen
ve tavanın serbest yüzey teşkil etmesi durumunda ani olarak düşme tehlikesi
gösteren fosilleşmiş ağaç gövdesi. 2) Kupa.
DİFERANSİYEL
FLOTASYON, Yüzme
kabiliyeti olan minerallerden birinin yüzdürülmesi.
DİFÜZÖR,
Ocak havalandırmasında
kullanılan aspiratörlerde emici ana pervanenin lüle biçiminde gittikçe
genişleyen hava çıkış (ağzı) kısmı.
DİK
BAŞYUKARI, —> Kelebe.
DİK
DAMAR KESİM, Mermer
işletmecili-ğinde, taşın çökelme yüzeyine dik kesimi.
DİKEY
ATIM, —> Fay atımı.
DİKEY
AYAKLI GÖÇERTME, —> Tumba metodu.
DİKİT,
—> Sarkıt.
DİKME,
1) Tahkimat amacıyla taban
ile tavan arasında yerleştirilen direk. 2) Sütun.
DİKDÖRTGEN METODU,
Çoğunlukla büyük miktarda alınan numunelere (örneklere) uygulanan numune
miktarını azaltma yöntemi. Yaklaşık 2-4 ton malzeme temiz bir zemine dökülür.
1-1,5 m genişlik ve 8-9 m uzunlukta bir şerit haline getirilir, belirli
aralıklarla işaretlenip bölümler numaralanır —> Numune hazırlama. İlk önce 1,3 ve 5 inci parseller örnek olarak
alınır. 2,4, ve 6 kenara çekilir. Alınan parseller tekrar bir şerit haline
getirilir. Bu kez 2,4,ve 6’ncı parseller alınarak 1, 3 ve 5. parseller, kenara
çekilir. Bunu takip eden aşamadaki 2, 4 ve 6. parsellerle birleştirilerek bu
işlemin örnek istenilen miktara ininceye kadar devam ettirilmesi sağlanır.
DİKROİZM,
—> Pleokroism.

DİLİM,
Maden yatağı içinde galeri yüksekliğinin veya genişliğinin birkaç katı
yüksekliği veya genişliği haiz ve bir düzenlemede istihsal edilebilen maden
kitlesi. Maden yatağı eğimli olduğu zaman dilimler, cevherin hakiki tavan ve
tabanı ile açı yapacak şekilde düzenlenebilir. Yatay maden yataklarında
dilimler tabakalaşmaya paralel olduğu için bunlar bank diye isimlendirilir.
DİLİMLİ
GÖÇERTMELİ AYAK İŞLETME METODU, Asgari kayıp ve temiz cevher üretimi arzu edilen, kitle, tabaka ve
kalın damar halindeki, ihtiva ettiği maden (çürük) sağlam olmayan, tasman
tesirinin yeryüzünde zararı olmayan hallerde kömür ve metalik cevher
yataklarına uygulanan tahkimatlı ve taban döşemeli yeraltı (üretim) işletme
metodu. Bu usulde cevher yatay dilimler halinde yukarıdan başlayarak aşağıya doğru
giderek alınır. Her dilimde ana kelebeden hududa
kadar kılavuzlar sürülür; hudutta sağ sol aykırı bacalar yapılır; huduttan
başlayarak geriye doğru dönülür. Bir aykırının tavanı göçertilmeden yandakine
başlanmaz. Şartlara göre ilk dilime gerekirse sonraki dilimlere de taban
döşemesi de yapılır. Kestelek Bor Madenlerinde bu
şekilde yapılan dilimli işletme metoduna “Göçertmeli Badamalı
(Sun’i tavanlı) Uzun Ayak Metodu” denilmektedir.
—> Şekil.
DİLİM KALINLIĞI,
—> Atım yükü.
DİLİMLİ
RAMBLELİ AYAK İŞLETME METODU, 1)
Kitle, tabaka ve kalın damar dalindeki sağlam veya
çürük maden yatakları ile ramble edilmiş iki oda
arasında daha evvel bırakılmış topukların alınmasında yukarıdan aşağı alınan
dilimlerde taban döşenip veya aşağıdan yukarı doğru alınan dilimlerde ramblenin üstünde kazılan madenden meydana gelen boşluğun ramble yapmak suretiyle doldurulması esasına dayalı olarak
uygulanan tahkimatlı (üretim) işletme metodu. Bu metotla asgari kayıpla temiz
cevher üretilebilir. 2) Kalın kömür damarlarında; damar dilimlere ayrılarak her
dilimde bir uzun ayak teşkil edilip alt dilimdeki ayak en ileride, ondan
sonrakiler de 20-40 m aralıklarla birbirlerini takip edecek şekilde, alttaki
dilimlerdeki ayaklar rambleli, en üst dilimdeki ayak
da göçertmeli olarak

yürütülen işletme yöntemi. —> Şekil.
DİLİNİM,
Minerallerin
bileşimlerinde bulunan moleküllerin meydana getirdikleri yapıya göre kristal
yüzeyleri boyunca paralel olarak yarılma özellikleri. —> Klivaj veya teflik de denir. —> Minerallerin
dilinimi.
DİLİNİM
YÜZEYLERİ, —> Minerallerin dilinimi.
DİLUVİYAL PLASER ,
Su taşkınları yani muntazam su akıntılarının biriktirdiği malzemelerin
oluşturduğu sekonder maden yatağı.
DİMORF
MİNERAL, —> Polimorf mineraller.
DİNAMİK
DEPRESYON, Havanın ocak,
galeri veya havalandırma borusu içindeki hızından dolayı meydana gelen —> Depresyon. Havanın hızı fazla olursa
dinamik depresyon artar, dolayısı ile total (umumi)
depresyon da artacağından ortama hava veren veya hava emen vantilatör veya
aspiratör fazla enerji harcar. Bu nedenle daha ekonomik havalandırma yapmak
için hava hızı 5-6 m/sn yi geçemeyecek şekilde
havanın geçeceği ortamın kesiti ayarlanmalıdır.
Maden ve Taş Ocakları ile Açık İşletmelerde
Alınacak İşçi Sağlığı ve İşgüvenliği Tedbirleri
Hakkında Tüzük’ün161 ci maddesinde; insan ve malzeme
taşımasında kullanılan kuyularda, lağımlarda, ana nefeslik yollarında; hava
hızı, saniyede 8 metreyi geçemez şeklinde
sınırlandırılmıştır —> Total depresyon.
DİNAMİT, Esas itibariyle (% 25) diyatomit
(kiselgur) veya odun unu içine emdirilmiş (%75)
nitrogliserin (NG), den ibaret olan patlayıcı madde. Dinamitin terkibindeki
nitrogliserin diyatomit tarafından absorbe edilmiştir. Ancak patlama kabiliyeti yüksek olan ve
patlayıcı madde olarak kullanılan bütün terkiplere de dinamit denilmektedir.
Dinamit yapımında temel girdi olan nitrogliserin, gliserin ve glikolün birlikte oleum-nitrik
asit karışımı (nitrolama asidi) ile nitrolanmasıyla elde edilir. Üretilmesi istenen dinamitin
türüne göre nitrogliserin/nitroglikol, amonyum
nitrat, nitro sellülöz,
sodyum klorür, odun unu, kalsiyum karbonat, DNT, TNT gibi maddeler belirli
oranlarda karıştırılarak istenen homojen kitle elde edilir. Patlayıcı
maddelerle ilgili genel bilgiler, Ek-12 A, B, C, D ve E’de
cetveller halinde gösterilmiştir.
DİNAMİT
AMBARI, Genellikle
“Patlayıcı Maddeler Nizamnamesi”ne göre inşa edilmiş patlayıcı maddelerin
içinde saklandığı ve korunduğu depo.
DİNAMO,
—> Generatör.
DİNAMOMETAMORFOZ,
1) Orojenik olaylarda
tektonik hareketlere bağlı olarak oluşan başkalaşım. 2) Dislokasyon
metamorfozu.
DİNAMOMETRE,
Kuvvetölçer.
DİNGİL,
—> Mil.
DİNGİL
AÇIKLIĞI, Ön ve arka
tekerleklerin raya değdikleri noktalar arasındaki açıklık.
DİNGİL
SAYAR, Önceden
kararlaştırılan sayıda araba geçtikten sonra, bir
dizi işlemleri (ray değiştirme, frenleme vb.) başlatan mekanik aygıt.
DİNLENDİRME
HAVUZU, —> Tikiner.
DİOS
YÖNTEMİ, Bir banyo
ergitmesiyle birleştirilmiş demir cevheri tozlarının —> Akışkan
yatakta ön redüklenmesini öngören, ve Japonya’da
geliştirilen bir proses. Proses sıvı demir aşamasında durur ve yüksek fırına
ilaveten sinter kok fabrikasının yerini alabilecek
bir üretim prosesini amaçlar.
DİREK,
1) Maden damarı içinde
üretim için gerekli işlemleri emniyet içinde yapabilmeyi sağlayan tavan ve
taban arasına dikilen, madeni veya ağaç tahkimat ünitesi. 2) Kolon.
DİREK
DİBİ, Bir tahkimat
direğinin veya bir çatalın yerleştirilmesi için galeri tabanında açılan yuva.
DİREK
HARMANI, Direklerin stok
edildiği yer.
DİREK
TRİKOSU, —> Triko.
DİREKSİYON,
Galerinin belirli
istikamette sürülmesi için en az üç şakülden oluşan şakül takımı ile verilen (istikamet) doğrultu. Şaküllerin uçlarından geçen doğru, alında galeri eksenini
işaretlemeye ve galerinin boyutlarına uygun açılmasını sağlamaya yarar. Şakül takımında üçüncü şakül kontrolu sağlar. Bu işleme doğrultu verme de denir. —> İstikamet.
DİREKSİYON
ŞAKÜLÜ, —> Şekil, Direksiyon.
DİREK
TÜKETİMİ, Ocaklarda sarma,
çatal, kama, takoz, domuzdamı direği, sıktırma, travers vb. ağaç tahkimat
malzemelerinin hacim olarak belirli zaman periyodu ya
da tüketilen miktarının aynı zaman periyodu içinde yapılan beher ton veya 1000
ton üretime düşen maden direği miktarı. Tüketilen direk miktarının hesabında
—> Kredili lağımlarda (işlerde)
kullanılan direk miktarı dikkate alınmaz.
DİRENÇ
FIRINI, Elektrik enerjisi
ile çalışan izabe fırını. Bu fırınlarda ısıtma prensibi, primer
(indirekt veya direkt), tel sarımlı (indirekt) ve sekonder direkt
(yüksek frekanslı veya alçak frekanslı indüskiyon)
şekillerinde olur. Primer rezistanslı ısıtmada ceryan eritilecek maddeden direkt veya indirekt
olarak geçer ve bu maddenin gösterdiği direnç sonucu meydana gelen ısının
etkisi ile ergime olur. Tel sarımlı (rezistanslı) fırınlarda ceryan geçen özel direnç ısınır ve direkt radyasyon ile
ısısını şarja verir. Alçak frekanslı (şebeke frekansı) ve yüksek frekanslı
indüksiyon fırınlarında da bir demir çekirdekli transformatordan
elde edilen birkaç yüz veya binlerce Hertz yüksek frekanslı ceryan,
demir çekirdeksiz fırının direkt ısıtılmasını sağlar.
DİRİ
FAY, 1) Pliokuvarterner zamanda oluşan fay. 2) Etkisi insanlık
tarihi içinde görülen, genç yahut kökeni daha yaşlı jeolojik zamanlara dayanan
ve halen aktif olan fay. 3) Mühendislik jeolojisi bakımından kırk bin yıl
içinde aktif etkileri görülen faylar da bu terimle ifade edilebilmekte ve
zemin, inşaat çalışmalarında kaale alınmaktadır.
DİSEMİNE,
Genellikle sülfürlü
minerallerin gang içine veya yan taşa ince taneler şeklinde serpilmiş hali.
DİSEMİNE
CEVHER, 1) Ana kütle veya
gang içinde çok ince tanecikler halinde dağılmış vaziyette bulunan (metalik
mineraller, genellikle sülfürlü) cevher. 2) Serpinti cevher.
DİSK
FİLTRE, Hazneye gelen şlamda bulunan sıvının bir aks üzerine yerleştirilmiş
disklerden oluşan döner düzen vasıtasıyla emilmesi suretiyle disklerin dış
yüzeyine katı maddelerin yapışması ve sonra bunun üflenerek ve sıyrılarak
alınması prensibiyle çalışan cihaz.
DİSKLİ
OLUK, Çok eğimli kazı
yerlerinde, madenin hızla akmasını önleyen, içindeki zincir üstünde belirli
aralıklarla diskler bulunan taşıma oluğu. —> Fren diskli konveyör.
DİSKORDANS,
—> Aykırı tabakalaşma.
DİSKORDANS
DÜZLEMİ, —> Aykırı tabakalaşma.
DİSLOKASYON-METAMORFOZ,
—> Dinamo metamorfoz.
DİSSOSİYASYON,
1) Bir bileşiği meydana
getiren moleküllerin belli koşullarda tersinir olarak bileşenlerine ayrışması
yani bileşiğin çözüşmesi olayı. 2) Ayrışma.
DİSTEN ; Formülü
Al2 Si O5 olan doğal bir alüminyum silikat minerali .
Uzun yaprak biçiminde kristaller halinde bulunur; saydam veya yarı saydamdır.
Türkiye için yüksek kaliteli ateş tuğlası yapımında düşük demiroksit
ve yüksek alüminası nedeniyle büyük önemi haizdir.
Ülkemizde batıda distenli gnays rezervleri, doğuda disten rezervleri bulunmuştur. Rezervlerin ekonomik olarak
işletilebilmesi için disten oranı en az %20
olmalıdır.
DİSTENİT, Aşağı
yukarı tamamen —> Distenden meydana gelen kristalli şist. Madagaskar’daki
distenit yataklarında altın bulunur.
DİSTOMAT,
Teodolit üstüne monte edilen veya teodolitin bir parçası şeklinde komple olarak imal edilen,
iki nokta arasındaki mesafeyi ışın göndererek elektronik sistemle ölçen alet.
Ölçüm yansıtıcı (reflektör) kullanılarak gerçekleştirilir. 3000-4000 m.
mesafeler için reflektör sayısı artırılarak ölçüm yapılır. Ölçüm hassasiyeti mm
mertebesindedir.
DİŞ
DİBİNDEN KOPMA, Sondajda
genellikle takım dizisinin en zayıf noktalarından olan diş diplerinin, iyi vira
edilme, yorulma ve çabuk aşınma gibi sebeplerle kopması olayı.
DİŞLİ
AYAK İŞLETME METODU, —>
Başyukarı rambleli ayak
işletme metodu.
DİŞ
SIYIRMA, Sondajda manevra
sırasında askıda bulunan takım dizisinin veya sıkışan takımın vinçle çekilerek
zorlanması sırasında en zayıf diş bağlantısının kendisini bırakması (diş
bozması) olayı.
DİVERSİVİTE
FAKTÖRÜ, 1) Bir grup
elektrik enerjisi tüketicisinin normal istek güçleri toplamının bu
tüketicilerin en büyük ortak istek gücüne oranı. 2) Elektrik enerjisi için
farklı zamanlılık katsayısı.
DİYABAZ,
Bazalt terkibinde,
genellikle labradorit ve piroksenden oluşmuş ofitik tekstürde kayaç. —> Mermer cinsleri. —> Bazalt.
DİYAGONAL
AYAK, Alnı, damarın doğal
eğiminden daha küçük eğimde hazırlanan ayak, (çapraz ayak).
DİYAGONAL
AYAK BOYU, Damar içinde
arzu edilen meyil istikametinde hazırlanan (diyagonal) kömür alnının uzunluğu
yani alt taban yolundan üst taban yoluna kadar ölçülen mesafe.
DİYASPOR,
1) H2Al2O4.
(Al2O3H2O) Sertlik 6,5-7, yoğunluk 3,4 gr/cm3,
rombik, renksiz veya sarımtrak,
yeşilimsi, mor veya saydam, genellikle korendonlu metamorfik kütleler ve bilhassa mermerler içinde bulunan,
asitlerde erimeyen, yassı kristalli alüminyum minerali. 2) Diyasporit.
DİYATOMİT,
Miyosen çağında, durgun
sularda yaşamış olan tek hücreli canlıların anorganik iskeletleri. Su altında
kümelenip, sonradan meydana gelen jeolojik hareketler sonucunda su üstüne
çıkmış olan tepecikler halinde bulunur. Şekilleri çok çeşitlidir. Tanelerinin
irilikleri 6-20. mikron arasında değişir ve esasını SiO2 oluşturur.
Hücrelerinin tipik özelliği hücre kapaklarının sonsuz denebilecek sayıda pek
çok delik kapsamasıdır. Saf diyatomit beyaz renkli,
asitlere dayanıklı, çok hafif (0,2-0,3 gr/cm3), absorpsiyon
kabiliyeti olan, ısı iletim katsayısı çok düşük, 1400°C civarında eriyen, bütün
bu özelliklerinden dolayı teknikte çok geniş bir kullanma sahası bulunan
kıymetli bir maddedir. Filtre yardımcı maddesi, dolgu maddesi, izolasyon
malzemesi olarak ve kimya sanayiinde kullanılır.
Diyatomit ürünleri doğal (naturel),
kalsine ve flaks-kalsine olmak üzere başlıca üç gruba ayrılır ve bunlar da
kendi aralarında tane iriliği dağılımlarına, fiziksel ve kimyasal özelliklerine
göre yeniden sınıflandırılır.
a- Diyatomitin en
geniş kullanım alanı suspansiyon halindeki katı
tanecikleri sıvılardan ayırmak amacıyla uygulanan
süzme işlemidir.Bu işlemde, çok ince tanecik yapısına sahip filtre yardımcı
maddeler sıvı akışının kontrolü ile yabancı taneciklerin tutulup ayrılmasına
yardımcı olur. Süzülmekte olan sıvıyla, diyatomitin
kimyasal münasebeti olmadığından (inert özelliğinden
dolayı) filtrasyon işlemi tamamen mekanik bir
olaydır. Filitre yardımcı maddeleri bez, elek,
gözenekli taş veya metalden yapılan destek yüzeyleri üzerinde biriktirilerek filtrasyon keki oluşturmak suretiyle veya sıvıya ilave
edilerek veya dozajlanarak kullanılır. Bu metodlar ayrı ayrı veya kombine
olarak uygulanabilir.Diyatomit filter
yardımcı maddeleri için en yaygın filtrasyon
uygulamaları bira, viski, şarap, ham şeker şerbetleri, yüzme havuzu suları,
kuru temizleme solventleri, eczacılık mamülleri, meyve ve sebze suları, endüstriyel atıklar,
kimyasal maddeler, vernik ve lakelere uygulanan birçok süzme işlemleridir.
b- Diyatomitin
dolgu malzemesi olarak kullanımı boya, plastik, lastik, kağıt, ilaç, kozmetik,
cila, kibrit, diş macunu ve kimya sanayiinde
yaygındır.Dolgu malzemesi olarak boya sanayiinde,
tanecik yapısından dolayı öncelik kazanır.Diyatomit
tanecikleri boyanın duvara daha iyi bağlanmasına ve renk, ışık gibi görünüm
özelliklerinin arttırılmasına yardımcı olur.Polietilen
film, torba v.b. üretiminde ise sıcak çekme ve üfleme sırasında tabakalar
arasına püskürtülen diyatomit pudramsı yapısı
sayesinde bloklaşma ve yapışmayı önler. Diyatomitin
kendi ağırlığının 2,5-3 katına kadar ulaşan su emme kabiliyeti; hayvanların
altına sergi malzemesi olarak kullanılmasını, halı temizlemede sıvı taşıyıcı
olmasını, kağıt üretiminde mikroskopik kılcal
kanalların kontrolünde uygulanma imkanı sağlar.
c-Flaks-kalsine tipi ise otomobil cilasında, diş üzerindeki
kirlerin sökülmesi için diş macunları imalinde kullanılır.Burada en önemli
özellik, tanecik yapısının çizmek veya tırmalamaktan ziyade düzeltme ve
cilalama etkisi yapan hafif aşındırıcılığıdır.
DİZELLİ
LOKOMOTİF, —> Ocak lokomotifi.
DİZEL
SANTRALLARI, —> Elektrik enerjisi üretim tesisleri.
DİZEL
YAKITI, 1) Ham petrolün
damıtılmasından elde edilen ve kaynama noktası yüksek rafineri ürünü akaryatık. 2) Mazot. 3) Motorin.
DİZLİK,
İnce ve az meyilli
damarlarda ayak içinde emniyet amacı ile kullanılan deri veya kalın lastikten
yapılı diz muhafaza (levazımı) gereci.
DOĞAL
(TABİİ) GAZ, Petrol ve
kömür yatakları gibi büyük sedimantasyon havzalarında organik maddelerin,
yüksek tazyik altında oksijensiz (anaerob) ortamda
bakterilerin etkisi ile değişmesi sonucu teşekkül etmiş gaz şeklinde karbonlu
hidrojen bileşikleri. —> Şema ve
Şekil. Bunlar daha ziyade metan (CH4), değişen oranlarda azot (N2),
karbondioksit (CO2), kükürtlü hidrojen (H2S) vb. gazların
karışımı şeklindedir. İçerdiği gazların oranlarına göre kalorifik
değeri değişir. Doğal gaz, hammadde olarak enerji üretiminde ve girdi olarak petrokimya sanayiinde kullanılır.
DOĞAL
HAVALANDIRMA, 1) Ocakta,
hava yoğunluğu farkından oluşan, doğal hava ile yapılan havalandırma. 2) Tabii
havalandırma. 3) Tabii vantilasyon.
DOĞAL
SODA ÜRETİMİ,—> Monohidrat yöntemi, Seskikarbonat
yöntemi.
DOĞAL
ELEMENTLER, Doğada başka
elementlerle bileşikler oluşturmaksızın yalnız halde bulunabilen kimyasal
elementler. Atmosferde gaz halinde bulunan elementler bu gruptan sayılmaz.
Doğada bulunan 96 kimyasal elementten
yalnızca 19’u katışıksız veya çok az katışıklı mineraller halindedir. Yalın
halde bulunabilen element sayısının bu kadar az olması, kimyasal elementlerden
çoğunun oksijen, kükürt ve halojenlerle bileşikler oluşturmaya çok yatkın
olmalarından kaynaklanır.
Doğal elementler, kimyasal özelliklerine
göre başlıca üç grupta toplanır. Metaller (platin, iridyum, osminyum,
demir, çinko, kalay, altın, gümüş, bakır, civa,
tantal), yarı metaller (bizmut, antimon, arsenik, tellür selenyum) ve ametaller
(kükürt, karbon).
DOĞRULTU,
1) a- Takeometre
veya teodolitin herhangi bir gözlem konumunda, yatay
açı tablasında okunan değer. İki doğrultu arasındaki farka da “ açı “ denir. b-
Damar üzerinde bulunan ve damar meyline dik olan çizginin kuzey ile yaptığı
açı. Örnek: Damar yatımı 30 ° S, damar doğrultusu 110° . 2) —> İstikamet, Kıvrım. Kömür damarının ve
katmanlarının kıvrılması neticesi iki önemli kavram meydana gelir. Bunlar
damarın veya katmanların yatımı, diğeri doğrultusudur. Yatım, doğrultuya
diktir. Damar veya katmanların konumu ancak bu iki kavram ile tanımlanır. Her
iki kavram da, açı ve yön belirtilerek kullanılır.
DOĞRULTU
VERME, Yeraltında sürülen
galeri ve bacaların planlanan doğrultuda ilerlemesini temin amacı ile tavana
asılan iki şakul (kontrol için üçüncü şakul de asılabilir) kullanılanılarak
ve arkalarına ışık tutularak yol
ekseninin kazılan arına işaretlenmesi. —> Direksiyon, İstikamet.
DOKANAK,
—> Kontak.
DOKU,
1) Bir kayacın iç yapısı.
2) —> Tekstür. İç yapı kayacın oluşum koşullarına
bağlı olduğundan belli başlı doku örnekleri olarak kayaç cinsine göre;
(a) Tortul kayaçlar, (b) Magmatik kayaçlar, (c) Başkalaşım kayaçlarının dokuları
gösterilebilir.
Tortul kayaçların dokusu genellikle birikme
koşullarına göre katlı; magmatik kayaçların dokuları
kristal, camsı, porfirsi, camsı porfirsi, akışizli ve
yuvarsı; kristal dokulu kayaçlar da tüm kristal, yarı kristal, iri kristalli,
ince kristalli ve taneli yapılarda; başkalasım
kayaçlarının dokuları ise; mozaiksi, eşit, değişik, porfirsi (porfirik) ve porfir kırıklı yapılar gösterir.
DOLDURMA
HAKKI, —> İmla hakkı.
DOLGU,
—> Ramble.
DOLGU
AÇISI, Dik damarlarda
yapılan ramblenin diyagonal meyil boyunca alt taban
yolu ile üst taban yolu arasında teşkil ettiği dar açı.
DOLGUCU,
—> Ramble.
DOLGU
MALZEMESİ, Cevher
alınmasıyla oluşan boşlukların doldurulmasında kullanılan taş, toprak ve
benzeri malzeme. —> Ramble.
DOLGU
PERDESİ, Dolgu yapılırken;
dolgu malzemesinin önüne çekilerek malzemenin üretim yerine akmasını önleyen
engel. Bu engel tel örgü, kağıtlı tel örgü veya kapak tahtaları çakmak
suretiyle sağlanır.
DOLGU
TELİ, Dolgu yapılırken
dolgu malzemesinin önüne çekilerek malzemenin üretim yerine veya alt yollara
akmasını önleyen tel örgü.
DOLİME,
Kalsine edilmiş dolomit. Deniz suyundan manyezit
elde edilmesi prosesinde katkı maddesi olarak kullanılması tercih edilen madde.
Bu suretle dolime içindeki manyezit de prosese
girerek verim artırımı sağlar.
DOLOMİT [(MgCa(CO3)2], 1) Renksiz, beyaz sarımsı, kahve renkli,
kalsitten daha sert (sertlik derecesi 3,5-4, özgül ağırlığı 2,85-2,95gr/cm3
) dilinim şekliyle kalsitin aynı, kolay kırılır, kırılma yüzeyi midye kabuğu
şekilli saydam ve yarı saydam, cam parıltılı, formülünde görüldüğü gibi birer
molekül kalsiyum karbonat ve magnezyum karbonattan oluşan, bileşiminde çoğunlukla
Fe,Mn bulunan üfleçte
erimeyen, sıcak asitte çözünebilen, kalkerden kesin ayırt edilmesi “ Lemberg reaksiyonu “ (AlCl3 eriyiği ve Blauholz
boyası ile kalker menekşe rengi olur, dolomit değişmez) ile olan mineral.
Dolomit büyük yataklar halinde ve diğer
tortul kayaçlar içinde damar halinde bulunur. Dolomitin primer
olarak oluşup oluşmadığı kesin olarak bilinmemekle beraber; başlıca Mg’lu eriyiklerin kalkerlerle metazomatozu
ile oluştuğu bilinmektedir. Organizmaların kalsitli, özellikle aragonitli
kısımları kolay dolomitleşir. Dolomit maden damarlarında magmatik
kayaçların yarıklarında da bulunur. Dolomitin bileşiminde bulunan Mg yerine bir miktar Fe ve Mn geçerse dolomite benzer ve dolomitin bir türü olan “Ankerit” oluşur. İçinde Fe ve Mn bulunan dolomit’e “Braun spat“ [Ca (Mg, Fe,
Mn) C2O6] adı verilir. 2) Kireçtaşı içine bazı özel ortam ve
şartlarda Mg CO3’in metazomatoz
yoluyla karışmasından oluştuğu kabul edilen kayaç. Oluşumu üzerinde tartışmalar
yaygındır. Okyanus yamaçlarında aragonit ve vateritin
magnezyum karbonatla birleştiği ve 200 m. derinlikten sonra dolomitik
yapıya rastlandığı sondajla kanıtlanmıştır. [ (Ca Mg(CO3)]. 3) Dolotaşı.
Kalkerden daha sert ve
kırılma yüzeyi değişik asitte fazla köpürmeyen, aşınmaya daha dayanıklı olan
manyezitli kalker diyebileceğimiz saf dolomit %54,34 CaCO3,
%46,85 Mg CO3 içerir. Dolomitte teorik
olarak %30,4 CaO, %21,7 MgO,
%47,9 CO2 bulunur.
Kullanım alanlarında, kalsinasyona bağlı olarak dolomitler değişik isim alırlar.
İşlem uygulanmamış dolomite, ham dolomit; 1100°C’ da ısıl işleme tabi tutulana kalsine dolomit; 1850-1950 °C de işlenene sinter dolomit; 1650° C sıcaklıkta demir oksitle birlikte
kavrulan ürüne ise “ dead burned
“ yani yakılmış ölü dolomit denir.
Dolomitin en çok kullanıldığı sanayi demir
çeliktir. İskenderun demir çelik (İSDEMİR) tesislerinde dolomitlerden istenen
kimyasal özellikler şöyledir :
%
Fe2O3 1,42
SiO2 3,50
Al2O3 0,5
CaO 30,0
MgO 18
Ateşte zayiat 46,38
Nem 3,0
Ereğli demir-çelik
tesislerinde (ERDEMİR) ise;
%
SiO2 2-5
Al2O3 1-3
CaO 34-38
MgO 15-17
Ayrıca düşük tenörlü demir cevherlerinin zenginleştirilmesinde, bazik peletlemelerde kullanılan dolomitin en az %19 MgO içermesi ve alkali, silis ve alumina
içeriğinin de yüksek olması istenir. Şişe cam sanayiinde
kullanılan dolomitlerde aranan özellikler ise ;
%
MgO 19
CaO 34
Fe2O3 en
çok 0,08
SiO2 en
çok 0,3
Tane boyu +3,18 (en çok % 1)
-125 mikron (en az % 5)
Isı ve ses izolasyonunda
kullanılan cam yünü için, dolomitin aşağıdaki nitelikleri içermesi gerekir :
SiO2 .
Al2O3
————————— = 1 olmalıdır ve ayrıca
CaO MgO
en
az % en çok%
SiO2 24 32
Fe2O3 2 3
Al2O3 8 12
CaO 16 21
MgO 10 13
A.Z. 26 29
Yüksek fırın ve sinterlemede kullanılan dolomitlerde ise şu nitelikler
aranır.
%
MgO 18
CaO 30
Al2O3 0,5
SiO2 3,5
Fe2O3 1,42
Ateşte zayiat 46,50
Yukarıda belirtilen kullanım
yerleri dışında ; yüksek fırınlarda bazik astar tuğlası imalinde, çelik
fabrikalarında harç yapımında, kırmataş şeklinde yol
kaplama malzemesi olarak yol inşaatında, asfaltla agregat
teşkil ederek 1-2 cm’lik parçalar halinde yol
kaplamada, 0,15 mikrona öğütülerek ziraat kireci adıyla toprak ıslahında ve mağnezyum metali elde edilmesinde kullanılır.
DOLOTAŞI, —> Dolomit.
DOM, Kubbe veya kümbet yapı. Kayaç
katmanlarının kırılmadan yukarı doğru kabarması sonucunda ortaya çıkan elips
biçimli yapıların ortak adı. Belirli bir yönde uzanmayan ve en yüksek
noktasından bütün yönlerde dışa doğru yayılan bir antiklinal
türü.
DOMUZDAMI, Travers parçaları, özel hazırlanmış
domuzdamı direkleri veya bunların arasında profil demirleri de kullanılarak diktörgen veya kare prizma şeklinde tavanı tutan ve ayak
arkasından tavanın muntazam kırılmasını sağlayan özel tahkimat birimi. Domuz
damları kamalar, sıktırmalar kullanılmak suretiyle sıkıştırılır. Ayak ilerledikçe
geriden sökülerek ileri alındığı için buna “ seyyar domuzdamı” da denir.
Domuzdamının kolay sökülmesini sağlamak için ağaç domuzdamı direkleri arasında
set halinde (—> Şekil) bir çift
madeni domuzdamı direkleri de kullanılır.
—> Ağaç kasa.
DOMUZDAMCI,
Domuzdamı kuran işçi.
DONUK
MİNERAL, —> Minerallerin parlaklığı.
DORE
İZABESİ, Cu, Ni, Te,
Se giderme işleminden gelen bakır anot
çamurlarının —> Reverber (dore) fırınında izabe edilerek —> Dore-metale
dönüştürüldüğü pirometalurjik proses. İşlemin sonunda
dore-metal, dore-anot
kalıplarına dökülerek elektro-rafinasyona verilir. Dore izabesinin amacı, kurutulmuş çamur konsantresi
içindeki istenmezleri (safsızlıkları) curuf fazında
toplamak, curuf fazının altında dore-metal
fazını sağlamaktır. Bazı safsızlıklar baca tozu şeklinde sistemden
uzaklaştırılır. İstenmezlerin (Cu, Te, Pb, Ni,
Bi, As gibi) süpürülmesi primer
curuf aşamasında, baca tozu ve primer
curufla olur. Süpürülmeyen kısmı ise oksijen rafinasyonu (oksidasyon) ile sekonder curufa geçirilir. Dore fırınlar magnezit-krom refrakteri ile
astarlanır ve operasyon 7 aşamalıdır.
Bunlar şöyle belirtilebilir:
Fırın
sıcaklığı Fırın atmosferi
1- Şarjın beslenmesi
ve flakslama 1150-1250° C Kısmi
redüktif
2- Karıştırma ve
çökeltme 1250°
C Redüktif
3- Primer curuf çekme 1250° C Oksidan
4- Ara curuf
çekme
(ara izabe) 1250°
C Oksidan
5- Oksidasyon 1000° C Oksidan
6- Sekonder curuf
çekme 1200°
C Kısmi reduktif
7- Anot döküm 1150° C Kısmi redüktif
Kullanılan flakslar,
susuz broks, —> Hafif soda, Portland çimentosudur.
DORE METAL, İçinde
genellikle değersiz metal artıkları % 5’den az olan altın ve gümüş karışımı. Dore yapmak üzere kullanılan üç tür fırın vardır: 1)
Silikon karpit pota, 2) Gaz veya propan yakılan —> Reverber fırını, 3) Indüksiyon fırını.
DOZER, Öne doğru
çıkmış kolları ve bu kollara monte
edilmiş bir çelik bıçağı olan, önündeki malzemeyi dağıtmaya, zemin yüzeyini
sıyırmaya yarayan, buldozer ve angeldozer diye
tipleri olan traktör.
DOZÖR, 1) Flotasyon selülüne çöktürücü veya
yüzdürücü kimyasal maddeleri (reaktifler), ayarlanmış bir dozla veren cihaz. 2)
Stoklanmış malzemenin belirli miktarlarda taşıyıcı araca aktarılmasını sağlayan
düzen. —> Reaktif dozörü.
DÖKME CAM, Yüzeyine
parlatma işlemi uygulanmamış, işlenmemiş durumda olan ince cam.
DÖKME ÇELİK, Büyük
pörlit tanelerinin büyük ebatta ferrit
taneleri ile çevrilip metal olmayan partiküllerin de bunların etrafına dizilmiş
şekilde strüktür gösteren ve kalıplara dökülen çelik.
DÖKME DEMİR, 1)
Karbon oranı yüzde 2,5’dan fazla olan ve doğrudan doğruya demir cevherinden
sıvı halde elde edilen demir-karbon alaşımı. 2) Pik. Yapıyı değiştirmek
amacıyla, dökümden önce bazı maddelerin katılması durumunda ALAŞIM DÖKME DEMİR
elde edilir. Kırık yüzeyleri beyaz renkte görülen dökme demirin içinde demir
karbür (sementit) bulunur ve BEYAZ DÖKME DEMİR diye
adlandırılır. DÖVÜLEBİLİR (temperlenmiş) DÖKME DEMİR’in bileşiminde grafit bulunduğu için kolaylıkla
dövülebilme özelliği gösterir.—> Çelik
dövme.
DÖKÜCÜ, Açık
işletmede bant, demiryolu veya kamyonla döküm yerine getirilmiş dekapaj toprağını döküldüğü yerden alıp, konsol şeklindeki
bant vasıtası ile, istenilen yere (dekapaj döküm
sahası) yığın halinde dökülmesini sağlamak gayesi ile paletler veya demiryolu
üzerinde hareket edebilen iş makinesi. —> Şekil Büyük stok sahalarında dökücüler sistemli bir şekilde stok
kaldırmak işlerinde de kullanılır.
DÖKÜM,
Ergime halindeki bir
madeni katılaşmak üzere bir kalıba veya külçe kalıbına dökme işlemi. Madenin
boşaltıldığı kalıbın tipine göre iki döküm şekli vardır ve bunlar “ Kum dökümü
“ (—> Şekil) ile “ Pres döküm” dür. (—> Şekil). Kum dökümü, döküm kumundan hazırlanmış bir kalıp içine
yapılır, —> Kokil dökümü veya külçe kalıbına döküm ise
madeni kalıplara yapılır. Kum dökümü, madenin nisbeten
yavaş olarak soğumasını sağlar. Oysa kokil dökümde,
madenî kalıp çeperlerinin termik iletgenliği yüksek
olduğundan, soğuma da süratli olur. Pres döküm; katılaşmadan sonra herhangi bir
işlem gerektirmeyen küçük parçaların seri imalâtında kullanılır. Pres dökümde
ergimiş (metal, bir pistonun basıncı ile veya metal üzerine basınçlı hava
verilmesiyle, bazen de metalin vakum altında emilmesiyle (az kullanılan bir
usuldür)) basınç altında metal bir kalıba gönderilir ve metal, kalıp çeperinin
bütün boşluklarına sızarak kalıbı iyice doldurur. Ergime noktası daha yüksek
olan metaller (bakır alaşımları) için, kalıba gönderme işlemi hamur haldeki
ısıtılmış maden ile yapılır.
DÖKÜM
ÇAPAĞI, Bir döküm
parçasında, döküm kalıbının bitişme yerlerinden taşan metalin bıraktığı yassı
çıkıntı. Kalıba dökülecek bir parçada metalin eksik gelmemesi için, kalıba
ölçüden biraz fazla malzeme aktarılır; bu fazlalık, kalıplar sıkıştırıldığı
zaman ek yerlerinden taşarak döküm çapağını meydana getirir. Bunu almak için,
parçaların dış profili boyunca erkek kalıpla dişi kalıp arasındaki fazlalık
kesilerek çıkarılır veya çapak alma işlemi uygulanır.
DÖKÜM
ÇELİĞİ, Bünyesinde % 1,5-3
Si; % 3,25-4,25 C; % 1’den az P ve % 0,036-0,05 S olan kolay dökülüp
işlenebilen çelik.
DÖKÜM
HATASI, Kalıplama yoluyla
hazırlanmış ve son işlemlerden geçirilmemiş eşyadaki çıkıntı ve çukurlar.
DÖKÜM
ÜRÜNÜ, Sıvı metalin kalıp
içine çeşitli yöntemlerle dökülmesi ve katılaşarak kalıbın şeklini alması ile
elde edilen ürünleri tanımlayan ve daha ziyade alüminyum sektöründe kullanılan
bir terim.
DÖKÜNTÜ,
Arazi üzerinde bir
mostradan koparak araziye serpilmiş şekilde bulunan maden parçaları.
DÖNEL
DELME, 1) Matkabın belirli
bir baskı uygulanarak döndürülmesi ile sürekli kesme sağlanan delik delme
yöntemi. 2) Rotari delme.
DÖNEMEÇ,
1) Viraj. 2) Kurba.
DÖNER
DARBELİ SONDAJ, —> Darbeli-rotari
sondaj.
DÖNER
DELMELİ SONDAJ METODU, 1)
Matkap, ağırlık tijleri ve tijlerden
oluşan takım dizisiyle yapılan sondaj türü. Birbirine vira edilen tijlerin yeryüzünden döndürülmesi suretiyle dönme hareketi
matkaba iletilir. Ağırlık tijleri matkap üzerindeki
baskıyı sağlarlar. Tijler içinden sondaj çamuru
pompalanır. Matkaba kadar ulaşan çamur, oradan takımla kuyu cıdarı
arasında yükselerek yeryüzüne ulaşır. Çamur kırıntı numuneyi getirir ve havuzda
çamurun sürüklediği kırıntıların çökmesi sağlandıktan sonra, aynı çamur tekrar
kuyuya pompalanarak devridaim sağlanır. Derin ve çok derin sondajlar bu metotla
yapılır. 2) Rotari sondaj metodu.
DÖNER
(Rotari) FIRIN, Boyu ve çapı yapılacak metalurjik
işlemin cinsine göre imal edilen ve silindir biçiminde olan izabe fırını. Çelik
gövdenin içi ateşe dayanıklı refrakter tuğla ile
örülür. Yakıt, fırının alt ucundan yakılıp gazlar fırını üst uçtan terk
ederler, şarj ise genellikle üstten beslenip alttan alınır. Döner fırınlar
kurutma, kalsinasyon ve destilasyon
maksadıyla kullanılır.
DÖNER
KEPÇELİ EKSKAVATÖR, 1) Radyal olarak üzerine kepçe yerleştirimiş
büyük bir çarkın döndürülmesi suretiyle devamlı kazı yapabilen iş makinası. Bu kazı makinası
çalışırken, dönen büyük çark, kazılması istenen malzemeye dayanır; çark dönmeye
başlayınca kepçeler malzemeyi belirli bir dalma derinliğinde kazarak içine alır
ve sistemin bandına döker. 2) Çarklı bager.
DÖNER
SAC, 1) Maden
ocaklarındaki raylı taşımada dik açı ile kesişen iki ayrı demir yolundan birinde
bulunan bir vagonu diğer yola geçirmeye yarayan düzen. 2) Plakturne.
DÖNER
TABLA, —> Rotary tablası.
DÖNER
TUMBA, —> Tumba.
DÖNMEYEN
HALAT, Bir halat özü
etrafına sarılmış içiçe iki halattan oluşan özel
halat. Bu iki halat birbirinin aksi yönde çapraz sargılıdırlar. Tek halatlı kreynlerde, kaldırılan yükün dönmeden durmasını
sağladıkları için kullanılırlar.
DÖNMEZ
TİP HALATLAR, İki veya
daha çok damar katından meydana gelen ve yük altında dönme eğilimi en az olan
halatlar. Bir dönmez çelik halatta, tepki kuvvetini mümkün olduğu kadar
azaltmak için, birçok demet katlarının genellikle ters yönde sarımı
yapılır.—> Şekil.
DÖNÜMLÜ
AYAK, —> Uzun ayak.
DÖRT
KÖŞE BAĞ, 1) Dört parçadan
oluşan ve karşılıklı kadranlarla birbirine eşit ve birbirine geçecek şekilde hazırlanan ve uygulanan dikdörtgen kesitli
kuyularda yapılan bağ. 2) Bir cins kuyu tahkimatı.
DÖRT
KÖŞE BAŞLI CIVATA, Takım
tezgahları ve el çarklarında tesbit civatası olarak kullanılan başı dört köşe olarak imal
edilen civata.
DÖRTLEME METODU, Boyut
bakımından homojen olan numunelere (örneklere) uygulanan örnek küçültme metodu.
Bu usulde örnek koni şeklinde yığılır, kürek yardımı ile birbirine dik iki
eksenle dörde ayrılır, bunlardan karşılıklı ikisi alınır ikisi kenara çekilir.
Örnek istenilen miktara ininceye kadar dörtlemeye devam edilir. Numune
hazırlamada bölme işlemi elle veya mekanik aygıtlarla olabilir. —> Dikdörgen metodu, Numune hazırlama.
DÖVME
ÇELİK, Akkor hale kadar
ısıtıldıktan sonra dövülmek veya haddelenmek suretiyle strüktürü değiştirilmiş
çelik. Dövülmüş ve haddelenmiş çelikte dökme çeliğin strüktürü bozulur. Pörlit ve ferrit kristalleri
küçülerek çeliğin bünyesine dağılmış ve çeliğin iç yapısı daha sıkı hale
getirilmiş olur.
DÖVMELİ
DELME SİSTEMİ, Darbeli
lağım açma prensibine dayanan bu sistemde matkap veya tij
üstünde bir çekiç bulunur. Basınçlı hava veya bir elektrik motoru tarafından
hareket ettirilen çekiç dövme işlemini sağlar. —> Çekici lağımda çalışan deliciler.
DÖVÜLEBİLİR
DÖKME DEMİR, —> Dökme demir.
DÖVME
SANAYİİ, —> Çelik
dövme.
DÖVME
TASLAKLARI,—> Çelik dövme.
DREÇ
AMELİYESİ, 1) Dreç tabir edilen taraklı dubaların, nehir, göl veya
denizlerde bulunan maden yataklarında yaptığı iş. 2) Sıvı içinde dibe çökmüş
katı parçacıkların bir skreyper veya tarayıcı konveyörle sıvıdan ayrılması işlemi.
DREGLAYN,
1) Açık işletmelerde ve
kazı işlerinde kepçesini zemine yüksekten düşürerek daldıran ve toprağın
kazılıp aktarılmasında kullanılan bir çeşit kazı makinesi. 2) Kovalı bager. 3) Çekmeli kepçe.
DRENAJ,
1) Genel anlamda, maden
işletmelerinde çevreden gelecek suların ocağı basmasını önleyebilmek, çalışma
platformunu kuru tutabilmek veya kapalı ocak içine gelen suların üretim
çalışmalarını aksatma ihtimalini bertaraf edebilmek için alınacak önlemler
dizisi. Kapalı işletmelerde drenaj için ayrı bir —> Su ihracı sistemi teşkil edilir. Açık işletmelerde ise drenaj,
—> Drenaj kanalı, Drenaj havuzu,
Drenaj galerileri, Drenaj kuyuları, yatay drenaj delikleri vb. drenaj
usulleriyle, müştereken veya münferiden sağlanır. 2) Akaçlama.
DRENAJ
GALERİLERİ, Açık
işletmelerde örtü taba-kasının ve istihsal panolarının drenajını, statik
(yeraltı) su seviyesinin düşü-rülmesi suretiyle
sağlayabilmek için; açılan kuyularla irtibatlı olarak teşkil edilen ve drenajı
yapılacak bölgelerin altında sürülen galeriler. Drenaj gale-rileriyle, graviteden yarar-lanılarak açık işletmelerde, örtü tabakasının ihtiva ettiği
su işletmeden önce, boşaltılarak zararsız hale getirildiği gibi, yamaçlarda
teşkil edilen kapalı işletmelerde de enerji harcama-dan ocak sularının dışarı
atılması sağlanır.
DRENAJ
HAVUZU, Açık işletmede
ocağa ulaşan yüzey sularını toplayabilmek için, çalışma platformlarının altında
ve açık işletmenin en alçak kotunda teşkil edilen ve biriken suyun pompa
vasıtası ile dışarıya atıldığı havuz. Suların havuza kolayca akmasını ve iş
makinelerinin kuru zeminde çalışmasını sağlamak için basamaklara, aynaya doğru
% 2 civarında eğim verilir ve havuz hacmi en yoğun şekilde gelebilecek su
miktarını bir vardiya muhafaza edebilecek kadar olmalıdır.
DRENAJ
KANALI, Çevre sularını
henüz açık işletmeye girmeden toplamak ve dışarı atmak için çevrede açılan
kanal. Bu şekilde suların atılması, suyun ocağa girdikten sonra bir havuz ve
pompa vasıtasıyla dışarıya atılmasına nazaran daha ekonomiktir.
DRENAJ
KUYULARI, Açık
işletmelerde statik (yeraltı) su seviyesini düşürebilmek ve böylece dekapaj ve istihsalin yapılmasını sağlayabilmek için
basamaklarda seri olarak ve bir sistem dahilinde teşkil edilen kuyular.
Basamaklarda açılan kuyular genellikle tulumba ile su emilecek seviyeye kadar
(6-8 m) derinleştirilir. Bu kuyulara sızan sular tulumba ile emilerek işletme
dışına basılır. Derin açık işletmelerde ise yeraltı su seviyesini, işletmenin
en derin seviyesinin altına düşürmek arazinin ve madenin stabilitesi
bakımından yararlı olduğundan, bu gibi işletmelerde drenaj işine işletmeden
birkaç yıl önce başlanır ve gerekli hallerde drenaj sondaj derinliği 300 m’ye kadar olabilir. Derin drenaj kuyularında dalgıç
tulumbalar kullanılarak yeraltı suyu işletme dışına basılır.
DREWBOY
AYIRICISI, Sığ ağır ortam
(ağır mayi) ayırıcısı, —> Statik ağır ortam (ağır mayi) ayırıcıları,
Kömür yıkama yötemleri —> Şekil.
DRİLL
COLLAR, —> Ağırlık tiji.
DRİLL
PİPE, —> Tij.
DSM
(DENSE MEDİA) SİKLONLARI, Ağırmayi veya ağır ortam siklonları. Hollandada
geliştirilen,0-40 mm arasındaki kömürleri verimli bir şekilde
zenginleştirebilen (yıkayabilen), sınıflandırma (tane büyüklüğüne göre tasnif)
siklonlarına benzer bir yapısı olan, meyilli olarak kullanılan, ağır ortam
sıvısı ile kömür karışımı pompa ile beslenen, kapasitesi çapı ile doğru
orantılı olan 75 cm çapındaki bir ünitenin kapasitesi 120 t/h civarında olan
kömür zenginleştirme (yıkama) ünitesi. —> Santrıfüjlü ayırıcılar, Ağır mayi ile ayırma, Kömür yıkama yöntemleri. —> Şekil.
DUAL
YÖNTEMİ, —> AC (Amonyum klorür) yöntemi.
DUMAN,
Yanma sonucu havaya
karışan uçucu katı parçacıklar ve gazlardan oluşan yanma artığı. Dumanda su
buharı, karbon oksitleri, kükürt dioksit, azot, katran buharı, is, uçucu kül
vb. bulunur.
DUMANSIZ
BARUT, Barutun esas olarak
eter ve alkol veya santralit ile özel bir muameleden
sonra şekil verilebilir hale getirilmesi yani jelatinleştirilmiş nitroselüloz
ile nitrogliserin karışımından elde edilen (hafif dumanlı barut) patlayıcı
madde. Nitrogliserinin pamuk barutu (kolodyum pamuğu)
ile karıştırılmasından elde edilen nitrogliserinli barutların yanma ısıları
fazladır. Hafif dumanlı barutlar artık bırakmadan yanar; yandığı zaman kara
baruta göre üç misli fazla ve çok hafif berrak bir duman çıkarır. Bu yüzden
sürücü (itici) kuvveti daha büyüktür. Çok az nem çeker. Daha uzun zaman
depolanabilir.
DURALÜMİN, Bünyesinde
%4 Cu, %1,4 Mg, %0,5 Si ve
%1,2 Mn bulunan bir alümimyum-bakır-magnezyum
alaşımı. Bunun 490°C’de sulanmasından ve adi
sıcaklıkta olgunlaşma-sından sonra, mekanik direnci
44 kg/mm2’yi bulur. En düşük ağırlığa karşılık en yüksek mekanik
dirence sahip olduğu için havacılıkta kullanılır. Duralümin,
korozyona karşı, alüminyum metali kadar, dayanıklı olmadığı için iki tarafı
ince saf aluminyum ile kaplanır (sandviçlenir).
DURDURUCU,
Arabayı, önceden
kararlaştırıl-mış noktada durdurmayı sağlayan mekanik
düzen.
DURULTMA
HAVUZU, —> Tikiner. Koyulaştırma.
DUYARLIK, Bir patlayıcının harici bir uyarıcıya
maruz bırakılması durumunda, sahip olabileceği nisbi
patlama yeteneği. Kullanmada optimum emniyeti elde etmek için patlayıcı kazaen
olan darbelere ve sürtünmelere duyarsız olmalıdır ve patlayıcılar ancak
imalatçısının tarif ettiği şekilde ateşlendiğinde patlamalıdır. Doldurmanın
mekanik olarak yapıldığı durumlarda, emniyet şartlarını iyileştirmek için genellikle
düşük duyarlıklı patlayıcılar tercih edilir. Bu durumda, patlatma deliğine daha
emniyetli yöntemlerle yerleştirilen küçük ara şarjlar (yemleme) konularak
patlamayı başlatmanın desteklenmesi zorunludur. —> Boşluk duyarlığı.
DÜRBÜNLÜ
PUSULA, —> Pusula.
DÜŞEY
AÇI İLE YÜKSEKLİK TAYİNİ,
1) A ve B noktaları arasındaki h yükseklik farkının trigonometrik yöntemle yani
A ve B ‘yi birleştiren hattın yatayla yaptığı açının sinüs ve tanjantı
vasıtasıyla bulunması. —> Şekil.
DÜŞEY
MERKEZKAÇ DÖKÜM, —> Savurma döküm.
DÜŞÜK
KARBONLU ÇELİK, Bünyesinde
% 0.2’den daha az karbon bulunduran çelik.
DÜŞÜK
KARBONLU FERROKROM, Özel
çelik imalinde kullanılan ve karbon muhtevası en çok a) : 0,15, b) % 0.10, c) %
0,06 olan Ferrokrom. C oranına göre % 1-4 C için
7500-10000 kWh/t; % 0,01-0,10 C için 13500-15000 kWh/t elektrik enerjisi tüketilir: Ferrokrom
karbon muhtevasına göre: % 2-10 C, Si % 3 Ferrokrom
karbür; % 0,5-2 C, Si (en çok) % 1,5 Ferrokrom afine;
C<% 0,5 S % 0,05 P, % 0,05 N % 0,05, Mn % 0,3 Ferrokrom sürafie diye
sınıflandırılabilmektedir.
DÜŞÜM,
Drenaj sonucu doğal su
tablasında görülen değişme.
DÜZ
DAMAR KESİM, Mermer
işletme-ciliğinde taşın çökelme yüzeyine paralel
kesimi.
DÜZENSİZ
HATALAR, —> Tesadüfi
hatalar.
DÜZGÜN
OLMAYAN BİR YÜZEYİN ALANI, —> Geometrik
şekilli olmayan yüzeyin alanı.
DÜZLEMSEL
KAYMA, —> Heyelan.
DYNAWHİRLPOOL (SANTRİFÜJ FIRLA-TICI) AYIRICISI, ABD’de geliştirilen 0,3-30 mm tane
büyüklüğündeki kömürlerin yıkanmasında (zenginleştirilmesinde) yaygın olarak
kullanılan kömür zenginleştirme (yıkama) ünitesi. Ayırma
işlemi yatay düzlemle 20°-25°’lik açı yapan
silindirik bir hücrede gerçekleştirilir ve hücrenin beslenmesi farklı
girişlerden yapılır. 65 cm çapındaki bir ünitenin kapasitesi 100t/h cıvarındadır. Performansı, ağır ortam siklonları ile benzerlik
gösterir. Ünite içindeki ağır ortam yoğunluğu homojen olmayıp şist çıkışına ve
hücre duvarına doğru artış gösterir. —> Santrifüjlü
ayırıcılar, Ağır mayi ile ayırma,
Kömür yıkama yöntemleri. —> Şekil.