|
Maden Terimleri
Sözlüğü -B |
BACA, 1) Kömür ocaklarında kömürün
kazılarak çıkarıldığı yer veya kara tumba metodu ile çalışılan panolarda
sürülen kılavuz ve başyukarılar. 2) Cevher içinde açılan boşluk. 3) Kazanlarda,
fırınlarda, sobalarda ve ocaklarda zararlı gazların yanması sonucu meydana
gelen gazları dışarı atmak ve lüzumlu çekişi sağlamak için yapılan sistem.
BACACI
RANDIMANI, —> Ayak randımanı.

BAGER,
1) Örtü tabakasını veya madeni kazıyarak yüklemek için kullanılan,
elektrik, mazot veya bezinle çalışan, çarklı (döner kepçeli), zincirli, kepçeli
vb. tipleri olan, paletler veya yürüme takımı üzerine monte edilmiş ağır iş
makinası. 2) Ekskavatör. —> Dreglayn,
Döner kepçeli ekskavatör, Kepçeli bager, Aktarıcı kazıcı, anma kapasitesi.
BAĞ, Normal olarak iki yan direk ve bir boyunduruktan
ibaret ağaç veya madeni tahkimat ünitesi. Kullanılan malzemeye göre bağın tavan
kısmı yarım daire, sepet kulpu, çok döşeli (—> Poligon tahkimatı) olduğu gibi tamamı daire, dikdörtgen ve çokgen
şeklinde de yapılır. Bağ yapmakla görevli işçilere bağcı denir. —> Galeri tahkimatı.
BAĞIMSIZ
SERBEST ZAMAN, —> Şebeke planlaması.
BAĞLAMA
KİLİ, Kaolinit türü killerin alt
grubu olup “ Ball Clay” olarak da bilinir. Bağlama killeri, kaolenlerden daha
ince tane yapısına sahiptirler ve daha fazla empürite içerirler. Özellikle
karbonat miktarı fazladır. Bağlama killerinin içindeki empüritelerin çokluğu ve
çeşitliliği özellikle ısı ile renk değişimi özelliğini kazandırır. Bunların su
absorbe ve plastik özellikleri daha fazladır. Kullanım alanlarına göre; a)
Seramik sanayiinde kullanılanlar, b) Yapay aşındırıcılar, emaye gibi diğer
sanayi dallarında kullanılanlar olarak sınıflandırılır. Bu tür killerin
kullanım spesifikasyonlarını belirleyen en önemli özellik ise içindeki
empüritelerdir, —> Kil.
BAĞLANTI
KANCASI, Çatal raptiye.


BAĞLANTI PABUCU, 1) Madeni bağların itme-ye karşı
birlikte çalışmalarını, bağların eşit aralıklarla bağlanmalarını ve fırçaların
yerinde durmalarını sağlamaya yarayan iki ucu tırnak şeklinde bükülmüş madeni
parça. 2) Tahkimat laması.
BAĞLI POLİGON,
—> Poligon.
BAĞ
PABUCU, Madeni bağ parçalarını
birbirine bağlayan ve bağın bir bütün olarak çalışmasını sağlayan özel imal
edilmiş parça.
BAĞTAMİR
HALKASI, Bozulan bağların veya
kırılan direklerin değiştirilmesinde kullanılan sürenleri tutan (ray, ağaç vb.)
ve yan direğe takılarak kullanılan özel halka.—> Tahkimat takviyesi.
BAKA
PİSTON, Yıkama kasası. —> Jig.
BAKIR, Kimyasal simgesi Cu, rengi ve çizgisi bakır
kırmızısı, sertliği 2,3, özgül ağırlığı 8,93 gr/cm3 ergime derecesi
1080°C, olan ince levha ve tel hâline sokulabilen, ısıyı iyi geçiren,
iletkenliği yüksek, kullanım sahası çok geniş metal. Bakırın kristal yapısı
kübiktir. Alevi yeşile boyar, asitlerde kolay çözünür. Nabit bakır olarak
tabiatta ender rastlanır; sülfitli ve oksitli bakır cevherlerinden
zenginleştirme ve izabe yoluyla metalik bakır elde edilir. En önemli bakır
cevherleri: kalkopirit (CuFeS2) , kovelin (CuS), bornit (Cu5FeS4),
kuprit (Cu2O) , kalkosit (Cu2S), krizokol (CuSiO32H2O)
malakit [ Cu Co3. Cu (OH)2] ve azurit [ 2 Cu CO3
Cu (OH)2 ] .
BAKIR
ALAŞIMLARI, Bakıra; çinko, kalay,
gümüş, nikel gibi metallerin katılması sonucu elde edilen ürünler (—> Alaşım). Bakıra başka elementlerin
katılması, eletrik ve ısı iletkenliklerini düşürür ama mekanik özellikleri
arttırır, erimede kalıplama kolaylıkları sağlar (saf bakıra nazaran daha düşük
erime noktası ve daha iyi döküm) ve özellikle tuzlu ortamlarda, aşındırmaya
karşı daha iyi dayanıklılık kazandırır.
Bakır alaşımlarını iki ana grupta toplamak
mümkündür. 1) Bakırın döküm alaşımları ve 2) Bakırın işlenmiş alaşımları. a)
Pirinçler (kızıl pirinçler, sarı pirinçler, silis pirinci) (—> Pirinç) , b) Bronzlar veya tunçlar
(silis bronzları, kalay bronzları, nikel-kalay bronzları, alüminyum bronzları),
c) Bakır-nikel alaşımları, d) Kurşunlu bakır alaşımları, e) Bakır, nikel, çinko
alaşımları; bakırının döküm alaşımları grubuna girerler. Bakırın işlenmiş
alaşımlarını ise aşağıdaki ürünler oluşturur:
a) Pirinçler (kurşunlu pirinçler, kalay pirinci,
kızıl pirinç), b) Bronzlar (fosfor bronzu, kurşunlu fosfor bronzu, alüminyum
bronzu, silis bronzu), c) Bakır-nikeller (bakırlı nikel) , d) Bakır-nikel-çinko
alaşımları (nikel gümüşü). Bakırın çinko ile yapmış olduğu alaşımlara genel
olarak pirinç denir. Pirinç, en yaygın bakır alaşımı olup; çubuk, levha, şerit,
boru (özellikle kondenser boruları) ve pres döküm ürünleri şeklinde geniş
kullanım alanı bulur. Sanayide kullanılan yaklaşık 20 çeşit pirinç vardır.
Pirinçler yapılarında bulunan bakır yüzdesine göre ticari ad alırlar. Bakırın
çinko dışında kalan diğer metallerle yapmış olduğu alaşımlara bronz denir ve
bunlar alaşım yapısındaki metalin adı ile anılır. Bakırın nikelle yapmış olduğu
alaşımlara ise nikel-gümüş veya —> Alman
gümüşü adı verilir. Ticari öneme sahip 20 çeşit bronz ve 5 çeşit nikel
alaşımı vardır.
BAKIR
ÇELİĞİ, İçine % 3,0 Cu ilave
edilerek elde edilen korozyona mukavim çelik.
BAKIR
İNGOTU, Yeniden eritildikten sonra
şekillendirilen, 20-35 libre arasında ağırlığı olan ve daha küçük parçalara
kırılabilmesi için genellikle çentiklenmiş bakır kül.
BAKIR
İPEĞİ, Tekstil sanayiinde
kullanılan ve bakır sülfatın katılması ile elde edilen bir cins yapay ipek.
Pamuk yağından temizlenen pamuk artıkları (lentersler) bakır sülfat ile sodyum
hidroksitten elde edilen hamura iyice karıştırılır. Bu karışım içine, indirgen
ilâve edilmiş koyu amonyak eriyiğinde iyice eritilip süzülür ve kalıntı, içinde
bulunan havadan tamamen arındıktan sonra, 250-750 mikron delikleri bulunan
kevgirden baskıyla geçirilir. Bu şekilde elde edilen lifler önce dondurma
banyosundan ve sonra da çekme işleminden geçirilerek viskoz ipeğine benzeyen
bakır ipeği elde edilir.


BAKIR
LİÇİ, Klasik bakır hidrometalurjisi. —> Ek-9. Hidrometalurjik bakır üretimi, düşük tenörlü cevher ve
madencilik işlem artıklarındaki bakır minerallerinin uygun sıvılarla
çözündürülmesine, yani liçine dayanır. Metal yüklü liç solüsyonlarından bakır
hurda veya sünger demirle çöktürülerek (—> Şekil) veya elektroliz
yoluyla kazanılır. —> Bakır üretimi.
Liç yapmak suretiyle bakır üretimi;
a) Yerinde (İn-Situ) Liç : Cevher bulunduğu yerde
ve çok basit bazı madencilik işlemlerini takiben liç edilir.
b) Yığma liç: Cevher “ madencilik işlemleri ile
bulunduğu yerden çıkartılıp tabanı geçirgen olmayan bir bölgeye yığılır ve
üzerine liç solüsyonu dökülerek liç edilir.
c) Süzülme (Perkolasyon) liçi: Kırılmış cevher
büyük tanklara doldurularak ve liç solüsyonu aşağıdan yukarı veya ters yönde
hareket ettirilerek liç edilir.
d) Karıştırma Liçi: Öğütülmüş cevher veya
zenginleştirme tesisinden elde edilen konsantre, tanklar içinde liç solüsyonu
ile karıştırılarak liç edilir.—> Liçing.
Genel olarak kullanılan liç solüsyonları, silisli
gang içeren bakır cevherleri için sülfürik asit, karbonatlı gang içerenler veya
nabit bakır için ise amonyaklı solüsyonlardır. Bunlar içinde en uygun olarak
tatbik edileni asit liçtir.
1947 yılında Colmer ve Hinkle ilk defa sülfürlü
minerallerin liçinde bakterilerin de rol oynadıklarını ispatlamışlardır. Bunu
takiben yapılan çalışmalar, bilhassa bakır ve uranyum madenlerinden çıkan
suların bakterilerle yüklü olduklarını göstermiştir. Maden sularında bulunan en
önemli bakteriler, bunların yaşamaları için gerekli enerji kaynakları ve en
fazla bulundukları pH aralıkları şöyledir.—> Çizelge.
Son
yıllardaki çalışmalar ise; liç ile metal üretimini hızlandırmak için
bakterilerin optimum bir şekilde nasıl kullanılması gerektiği ve biyoloji
mühendisliğindeki çalışmalarda “ yalnız bakteriler yardımı ile liç “ yapan
tesislerin kurulmasını mümkün kılma araştırması şeklindedir.
Hidrometalurjide
önemli bakteriler ve özellikleri:

BAKIR ÜRETİMİ, Bakır cevherlerinden, sülfitli, oksitli veya
kompleks bakır konsantrelerinden bakır elde edilmesi. Bu işlem; çeşitli
pirometalurjik, hidrometalurjik ve —> Elektrometalurjik
yöntemlerle yapılır. Pirometalurji yöntemleri; sülfürlü, oksitli ve nabit bakır
cevherlerine; —> Hidrometalurji yöntemleri,
düşük tenörlü oksitli bakır cevherlerine uygulanır. Elektrometalurjik yöntemler
ise, bir saflaştırma işlemi olup, hidrometalurjik ve pirometalurjik işlemlerden
sonra uygulanır. Pirometalurjik yöntemler ile elde edilen ve saf olmayan bakır,
elektrolitik rafinasyona tabi tutularak saf katot bakıra çevrilir. Bu arada
bakır, elektroliz işleminden önce, içindeki yabancı maddelerden önemli kısmını
bünyesinden ayırmak için ateşle rafinasyona tabi tutulur. Benzer şekilde
hidrometalurjik yöntemlerle çözeltiye alınan bakır da elektroliz işlemi ile
katotta saf olarak toplanır. Elektroliz sonucu elde edilen —> Katot bakır’a, daha sonraki şekillendirme işlemlerinde istenen fiziksel
özellikleri (süneklik, mukavemet, sertlik gibi) kazandırmak için tekrar ateş
rafinasyonu uygulanır. Oksijensiz yüksek iletgenlik özelliğine sahip bakır
(OFHC) üretilecek ise, katot bakır, ateş rafinasyonuna tabi tutulmaksızın,
koruyucu gaz ortamında ergitilmek suretiyle—> İngot veya profil şeklinde dökülebilir.
Pirometalurjik
bakır üretim yöntemlerini;
1.
Endüstriyel uygulanırlığı ispatlanmış konvansiyonel teknolojiler,
2.
Endüstriyel uygulanırlığı ispatlanmış yeni teknolojiler,
3.
Endüstriyel uygulanırlığı henüz (1996) ispatlanmamış yeni teknolojiler olmak
üzere üç gruba; ayırmak mümkündür.
1inci gruba yaş beslemeli reverber izabesi, kalsine beslemeli reverber izabesi,
elektrikli fırın izabesi, —> Otokumpu
flaş izabesi, Inco flaş izabesi; 2inci gruba —> Noranda yöntemi,—>
Mitsubishi yöntemi, Oksijen-yakıt
(OXY-fuel) reverber izabesi; ve 3 üncü gruba ise,—> Top blown konverter izabesi, —> QSL yöntemi, Oxygen Sprinkle izabesi, AMAX dead roast blast fırın
izabesi, segregation prosesi, thermo-electron chlorination prosesi girerler.
Klasik pirometalurjik yöntemlerle bakır üretimi şeması şekilde
verilmiştir.—> Ek-10 Hidrometalurjik
yöntemlerde; karbonatlı; silikatlı, sülfatlı bakır minerallerinden bakırca fakir olanları (% 1 den az Cu), içerisinde %
1-2 Cu olan cevherler ve oksitli bakır konsantreleri veya kavrulmuş sülfürler,
şekilde gösterilen işlemlerden geçtikten sonra katot bakır elde edilir.—> Ek-9. Okside cevherlerden bakır üretimi
dünya bakır üretiminin yaklaşık % 10 kadarını karşılar.
BAKIR
ÜRÜNLERİ, Metalik bakır elde edilmesi
amacıyla ve endüstrideki kullanımına göre yapılmış olan sınıflandırma. Buna
göre en genel anlamda bakır ürünleri iki grupta toplanır. Bunlar 1) Yarı bitmiş
ürünler ve. 2) Bitmiş ürünlerdir. Bakır konsantresi (Konsantre),—> Blister bakır, rafine (anot) bakır
(—> Yüksek kaliteli bakır) ve
katot bakır (—> Standart katot bakırı)
yarı bitmiş ürünler grubuna dahildir. Bitmiş ürünler de a) Elektrolitik ürünler
(—> Filmaşin,tel,blok,takoz;
levha, lama, şerit; çubuk, boru,profil.)
b) Elektrolitik olmayan ürünler (levha, lama, şerit
çubuk,boru,profil). ve c) Alaşımlar olarak üç gruba ayrılırlar.—> Bakır alaşımları.
BAKİYE
MADEN YATAĞI, —> Otokton maden yatağı.
BAKTERİLERİN
MİNERALLERİN LİÇİNE ETKİLERİ,—>
Bakır Liçi.
BALAST,
1) Demiryolu döşemesinde traverslerin
altına, karayollarında düzeltilmiş toprak veya blokaj üzerine döşenen kırılmış
taşlar. 2) Kırmataş.
BALAST
TAŞI,Mermer işletmeciliğinde, 3-7
cm arasındaki ebatlarda kırılmış taş. —> Balast.
BALATA,
Motorlu araçlarda ve vinçlerde
fren yapmayı sağlayan tambur, kampana veya disk üzerine yerleştirilmiş yarım ay
biçimindeki fren koluna çakılan aşınma parçası. —> Takoz.
BALGAM
TAŞI, Bir kalsedon minerali olan
jaspisin yeşil damarlı türü. Balgamtaşı deyimi alaca somaki veya mühresenk de
denilen oniks için de kullanılır, —> Mühresenk.
BALIK
KUYRUĞU MATKAP, —> Softbit.
BALONLAŞTIRMA,
—> Hazneleştirme.
BALTA,
1) Kablolu sondajda kullanılan
delici uç (matkap). 2) Ağaç kesmeye yarayan gereç.
BALTATAŞI, —> Yeşimtaşı.
BALYOS,
1) Çok iri ve ağır çekiç. 2)
Tokmak (Kömür madenciliğinde). 3) Varyos. Keskin ucu sapa dik olana “düz
balyos”, paralel olana “çapraz balyos” denir.
BANCHMARKING, 1) Bilgileşim 2) Ekonomide sektör içinde rekabet,
sektör dışında işbirliği esasına dayanan, boşa zaman harcanmasını önleyip
geliştirme ve yaratıcılığa sarfedilecek zamanın kazanılmasına olanak tanıyan,
rekabet gücünü artırıcı kalite aracı. Bu sayede sektör içinde üstün uygulamalar
tespit edilir, anlaşılır hâle getirilir; adapte edilerek deneyim ve bilgilerin
paylaşımı ve transferi sağlanır. Daha iyi yapandan öğrenilir veya daha iyi
yapan öğretir; bu şekilde zaman ve kaynak tasarruf edilir. Böylece tasarruf
edilen zaman geliştirme ve yaratıcılığa ayrılır. 3) Entegre tedarik zinciri.
Rekâbet ve maliyet faktörlerinin uygulanması madencilik faaliyetlerinde
eskisinden daha çok önem kazanmıştır. Banchmarking’in madenciliğe katkı aracı
olarak girmesi bu yönde olumlu gelişmeler sağlayacaktır.
BANK, Mermer işletmeciliğinde iki yatak sathı arasında
kalan taş tabakası.
BANDJASP,—> Jasp.
BANT, 1) Devamlı nakliye yapan ünite. 2) Devamlı nakliye
yapan ünitenin keten veya çelik kordlu (örgü ile pekiştirilmiş) lâstik, PVC vb.
madde kaplı kendine mahsus standardı olan maden veya taş taşıma kayışı.
Kullanım amaçlarına göre bantlar değişik tiplerde üretilirler. Genel olarak a)
Çelik kordlu, b) Tekstil kordlu bantlar olmak üzere iki ana gruba ayrılırlar.
Çelik kordlu bantlar da karkas yapım şekillerine göre, çelik örgülü bant ve
çelik halatlı bant olarak ikiye ayrılır. Tekstil kordlu bantları; pamuk dokulu,
polyamit dokulu, polyester dokulu, aramit dokulu ve yapay ipek dokulu bantlar
oluşturur. Çelik örgülü bantlar, genellikle 500-3000 mm genişliğinde olmak
üzere ençok 250 m uzunluklarda üretilirler.—> Şekil.


BANT
ARABASI, Ana iş makinesinin ilerleme ve hareket sahasını ve kabiliyetini
artırmak —> Döner kepçeli ekskavatör
(kazıcı) ile bant konveyör veya bant konveyör ile —> Dökücü makine
arasında kullanılan, paletleri üzerinde hareket edebilen bir bağlantı makinesi,
—> Şekil. a) Veriş bumu sağa sola
hareketli. Atış bumu da veriş bumuna uyumlu hareket düzenini haiz olup, ayrıca
her iki bum aşağı yukarı kaldırıp indirilebilir. b) Sağa sola hareketli düzene
sahip ve her iki bum yukarı aşağı hareket ettirilebilir.

BANT
EKLEME, Montaj sırasında veya kopma durumlarında bandın iki ucunun
bağlanarak sonsuz bant haline getirme işlemi. Bu işlem, tırnaklar veya menteşe
bağlarıyla çözülebilir; sıcak kauçuk kaynak (vulkani-zasyon) vasıtasıyla
tekstil veya çelik halat özlü bantlarda çözülemez (birbirinden ayrılamaz) bir
şekilde yapılır. Ekleme yeri, 0 ila % 40’a varan bant zayıflaması sonucunu
doğurabilir.

BANT
KANTARI, Rulolar üzerine gelen
ağırlık ve hand hızı vasıtasıyla, taşınan malzemenin ağırlığını tartmaya yarayan
düzen.

BANT
KONVEYÖR, Bir tahrik tamburu yardımıyla bandın makaralar üzerinden
çekildiği mâlzeme taşıma düzeni. Bant konveyörlerde gerdirme düzenleri çeşitli
şekillerde imâl edilir. Bant tahrik tamburu, band sıyırıcıdır.

BANT
SIYIRICI, Bant tesisinde malzeme
naklinde bandın alt yüzeyine dökülebilecek malzemenin tamburla bant arasından
geçerek banda zarar vermemesi için kuyruk tamburundan önce bandın hareket
yönüne göre diyagonal olarak yerleştirilen ve alt kenarına kauçuk takılan bant
yüzeyinin korunmasına yarayan sac levha. (—> Şekil). Bant tesisinde ağırlıklı gerdirme tamburunun bulunması
halinde ağırlık tamburunun ve bandın korunması için gergi sistemi öncesi bant
kayışı üzerine konulan sıyırıcı düzene de bant silgisi denir.—> Şekil. Bant silgisi ise lastik veya
kauçuk malzemeden yapılır. —
> Band
Konveyör, Band Tahrik Tamburu.

BANT
SİLGİSİ, —> Bant Sıyırıcı.
BANT
TAHRİK TAMBURU, Bant kayışına
hareket veren tambur. Bant boyunun uzun olması halinde bir bant tesisinde
birden fazla tahrik tamburu kullanılabilir.(—-> Şekil) Çift tahrik tamburlu olarak kurulan bir tesiste tahrik
tamburları bant başına veya biri bant başına diğeri bant kuyruğuna konabilir.
Bant tamburlarının çapı ise; tambur yüzeyinin, (sürtünme katsayısını artırmak
bakımından) seramik, çelik vb. malzeme ile kaplı olmasına göre değişir.—> Bant Konveyör, Bant Sıyırıcı, Bant.
BARAJ, Yeraltı işletmelerinde yangın, su, zararlı gazlar
veya infilakin başka panolara (işyerlerine) yayılmasını, galerilerden hava, gaz
ve su geçirmesini önlemek için yapılan sızdırmaz engel. Barajların yapımında
kum torbaları, kil, yapı malzemeleri vb. maddeler kullanılır.
BARAJ
KAPISI, Su baskınına veya su
patlamasına karşı ocağı veya ocağın bir bölümünü emniyete almak için yapılan
baraj içine yerleştirilmiş dirençli, bombeli, çelik kapı, —> Bekleme barajı.
BARELİ
KÖMÜR, —> Mikst.
BARBARA
SANCTA (Azize), Din kurbanı
bakire. M.S. 235’te İzmit’te (Nikomedia) öldürülmüştür. Sancta Barbara yıldırım
çarpmasına ve ani ölüme karşı insanları koruyan bir ermiş olarak kabul
edilmektedir. Ayrıca topçu sınıfı, madenci, duvarcı ve mahpusların koruyucusu
addedilir. Her yıl 4 aralık’ta dünya çapında madenciler günü kutlanır ve Sancta
Barbara anılır.

BARET,
1) Can güvenliği bakımından madende veya tehlikeli yerlerde çalışanlara
verilen sert bir maddeden (kösele, preslenmiş mukavva, alüminyum veya plastik)
yapılmış şapka. Enerji nakil hatlarının tehlike arzettiğiyerlerde iletken
olmayan baret kullanılır. 2) Emniyet şapkası.
BARİT, Baryum sulfatın (BaSO4) doğal zuhuru ve
baryumun ana cevheri. Saf barit rombik kristalli, hidrotermal fazda oluşan bir
minerâldir. Yaprak yaprak, sütunlu, kabuk şeklinde iğneli veya masif olarak
zuhur eder. Renksiz (şeffaf), kahverengine kadar dönüşen sarı, kırmızımsı,
kırmızı, mavimsi camsı veya mat-parlak görünümdedir. Yoğunluğunun yüksek oluşu
(4,5 gr/cm3), beyaz rengi ve kimyasal etkilere dayanıklığı ile x ve
gama ışınlarını absorblayıcı özellikleri nedeniyle yaygın bir kullanım alanı
vardır. Filon dolgusu, gang minerali veya sedimanter halde oluşur. İkincil
mineral olarak kurşun-çinko, fluorit, demir, bakır ve gümüş cevherleri içinde
bulunur. Baritin % 75-90 kadarı petrol ve gaz arama ve geliştirme sondajlarında
tüketilir. Sondaj çamurunda kullanılacak barit OCMA (Oil Companies Mineral
Association) veya API (American Petroleum Institute) standardlarına göre ticari
işlem görür. Bu standardlarda özgül ağırlık (en az 4.20 gr/cm3), yaş
elek analizi, suda çözülebilir katı maddeler, çözünebilir toprak alkaliler ve
fan viskozitesi belirlenmiştir. Türkiye’de TSE tarafından “ Sondaj çamuru katkı
maddesi Barit “ adı ile TS 919 numaralı standart 14101 sayısı Resmi Gazete’de
yayınlanmıştır.
Barit;
%60 ZnS ve % 40BaSO4 karışımından oluşan beyaz boyaların ana maddesi
olan litopon’u oluşturur ve en çok %15 oranında konulur. Boya sanayiinde
kullanılacak baritin BaSO4 oranı %94'ün üzerinde ve 20 mikrona kadar
öğütülmüş olması gerekir. Renk bozucu olarak kabul edilen Fe2 O3
oranın ise %0,05’den az olması gerekir.
Cam
sanayi için kullanılacak baritin %98 BaSO4, en çok % 0,15 Fe2O3,
% 15 Al2O3 ve %1,5 SiO2 içermesi ve 16-140
mesh arasında öğütülmüş olması istenir. Kimya sanayii için BaSO4
oranı en az %94, Fe2O3 ençok %1, Si SO4 en çok
%2, CaF2 en çok %0,5 ve öğütme inceliği 4-20 mesh arasında
olmalıdır.
BARİYER, —> Karakol.
BARKOD,
Ambalajların üzerindeki dikdörtgen şeklindeki çubuklar ve aralıklardan
oluşmuş çubuk kodların adı. Çubuk kod,
( çizgili kod ) mamulü belirleyen bir sayıdır. Daha önce belirlenen bir yapı ve
standardı temsil eden aralıklardan oluşmaktadır. Bu sembol elektronik olarak
bir ışıklı kalem yardımı ile veya bilgisayara bağlantılanmış düşük şiddetli
lazer tarayıcı ile okunabilmektedir.
Muntazam
( standard) bir çubuk kod, kodu temsil eden çubuklarla birlikte sağda, solda ve
merkezde koruyucu çubuklardan ( guard
bars) oluşmaktadır. Tarayıcı, soldaki koruyucu çubukları geçince okumaya başlar
ve sağdaki koruyucu çubukları geçince durur. Merkezdeki koruyucu çubuklar ise
soldaki üreticinin kodu ile sağda bulunan ( üreticinin) mamul kodunu ayırır.
Dünya
çapında iki çubuk kodlama sistemi kabul edilmektedir. Bunlardan biri MAMUL
KODU (Uniform Product Code) UPC, diğeri
de AVRUPA EŞYA NUMARASI ( European Article Number) EAN dır. UPC ABD’de ve Kanadada kullanılmakta ve bazen de
evrensel bir sistem olarak değerlendirilmektedir. Bu sistemin normal uygulaması
on rakamdan meydana gelmiştir. —> Şekil.
EAN ise —> Şekil onüç sayıdan oluşan eşya numarasını
geliştirmiştir. Bu sistem Avusturya, Avustralya, Belçika, Fransa, İrlanda,
Çekoslovakya, Danimarka, İtalya, Japonya, Lüksemburg, Hollanda, Yeni Zelanda,
Norveç, Güney Afrika, İspanya, İsveç, İngiltere, Almanya ve Yugoslavya
tarafından kabul edilmiştir.

BAROGRAF,
Belirli bir süre içerisinde,
mutlak hava basıncını m bar (0,750062 mm Hg) veya tor (1 mm Hg) cinsinden
yazılı olarak kaydeden basınç ölçü cihazı.
BAROLUKS,
Maden işletmelerinde yeraltı ve
yerüstü hava basıncını m bar (0,750062 mm Hg) veya tor (1 mm Hg) olarak
gösteren mutlak hava basıncı ölçme cihazı. Baroluks ile hava şebekesinin
belirli noktalarında ölçme yapılır ve bulunan basınç değerleri vasıtasıyla
ölçülen noktalar arasındaki basınç farkı tesbit edilir.
BAROMETRE,
1) Hava basıncını ölçmeye yarayan
cihaz. 2) Basınçölçer.
BAROMETRİK
YÜKSEKLİK TAYİNİ, Açıkhava basıncı
kullanılarak yapılan yükseklik tayini. Deniz seviyesinden itibaren, 20½C ısı
ortamında her 11m yükseklik için civa seviyesi 1 mm düşer. Yükseklik arttıkça
bu rakam değişir. Örneğin 3000 m den sonra civa sütununun 1 mm değişmesi için
yaklaşık 14 m yükseğe çıkılması gerekir. Havanın nem durumu ile enlem derecesi
ve özellikle meterolojik koşulların değişmesi bu olayda etkili olur. Bu yüzden
önemli düzeltmeler yapılır. İki tip barometre mevcuttur. Madeni ve cıvalı,
cıvalı olanları ise üç tiptir.
1
Yükseklik, h= 8019 ———— (1+0,0037 tm) Bm
formülü ile hesaplanır.
Bm: Ortalama hava basıncı
tm:
Ortalama ısı derecesi
BARUT, Patlama hızı düşük, güherçile (NaNO3
veya KNO3 - %70-80), kükürt (% 3-14) ve odun kömürü tozu (% 12-20)
karışımından meydana gelen patlayıcı madde. Buna “karabarut“ veya “madencilik
barutu“ da denir. Oldukça yavaş yanar; bu nedenle itici bir etki yapar. Fazla
duman çıkarır. Bir patlama deliğine hapsedilmiş barut ateşlendiğinde 400m/s hızla
yanar fakat şok dalgası oluşmaz. Âni yanma sonucu oluşan gazlar kaya kütlesine
baskı yaparak delik boyunca kayacı blok şeklinde kırar; ayrılan kaya blok
kütlesinde daha fazla hasar oluşmaz. Bu sebeple barut tercihen dekorasyon
taşlarını büyük bloklara ayırmada kullanılır. Bu patlayıcı suya karşı çok
hassastır; bu yüzden su içeren patlatma deliklerinde kullanılmaz. —> Pamuk barutu, Dumansız barut.
BARUTÇU, Kayaçları ve madenleri kolay kazılabilir hale
getirmek için patlatılmak amacı ile delinen deliklerin, patlayıcı madde ile
doldurulması ve ateşlenmesi işlerini yapabilen eğitilmiş, ehliyetli kişi .
Patlayıcı maddenin kullanılması ve taşınması yalnız barutçu tarafından yapılır.
BARUT
HAKKI, —> İmla hakkı.
BASAMAK, 1) Küçük atımlı fay. —> Kerti. 2) Açık işletmelerde, örtükazı ve üretim işinin verimli ve
güvenli yapılabilmesi için oluşturulan teras şeklindeki kademelerde oluşturulan
düzlük. 3) Graden.
BASAMAK
EĞİMİ, Basamağın üst noktası ile
dip noktasını birleştiren düzlem ile basamak düzlemi arasındaki açı değeri.
BASAMAK
YÜKSEKLİĞİ, Açık işletmede basamak
üst seviyesi ile alt seviyesi arasındaki dikey mesafe.
BASAMAK
TAŞI, Mermer işletmeciliğinde,
merdiven genişliğinde veya en az boyu 80 cm olan ve basamak profili kesidinde
masif ve yekpare olan taşlar.
BASIC, (Beginneer’s All-purpose Symbolic Instruction
Code). Bilgisayar veya elektronik veri işleme sisteminde programlama öğrenmeye
yeni başlayanların kolayca kullanabileceği genel amaçlı bir programlama dili.
En büyük özelliği etkileşimli (interactive) olmasıdır. BASIC yorumlayıcısı, bir
programı doğrudan işletebileceği gibi, tek bir program komutunu da işletebilir.
Program, yazılım esnasında söz dizim hatası varsa hangi satırda olduğunu
ekranda anında bildirir ve kullanıcıya düzeltme şansı verir. BASIC dili iki
önemli kısım ile tanımlanabilir. Bunlar, kaynak program ve programı oluşturan
satırlar ile sistem komutlarıdır. Bu iki kısım kullanıcıya denetleme ve
biçimleme olanağı sağlar.—> Bilgisayar.
BASINÇLI
AKIŞKAN YATAKLI YAKMA SİSTEMİ,—>
Akışkan yataklı yakma sistemi.
BASINÇLI
AKİFER, Altı ve üstü su geçirmez
tabakalarla sınırlanmış akifer.
BASINÇ
ÇATLAKLARI, —> Oturuşma çatlağı.
BASINÇLI
FİLTRE, Linyit, kil ve kaolan
şlamı gibi süzmesi zor sıvıların süzme hızını artırmak için münavebeli olarak
vakum ve basınç (pres) uygulanan, kesintili çalışan filtre.

BASINÇLI
HAVA, 1) Havanın, pistonlu,
santrifuj veya turbo kompresörlerle sıkıştırılması ile elde edilen, daha ziyade
patlayıcı gaz ortamı olan yerlerde ve özellikle madencilikte grizu tehlikesi
olan yerlerde vinç, martopikör, martoperforatör, vantilatör vb. makineleri
çalıştırmakta kullanılan; emniyetli fakat elektrik enerjisi kullanımına nazaran
çok daha pahalı olan güç kaynağı. 2) Sitim. 3) Tazyikli hava. 4) Muzayyik hava.
5) Sıkıştırılmış hava.

BASINÇLI
HAVA ALTINDA TUNEL AÇMA, —> Keson.
BASINÇLI
HAVA İLE PATLAMA (AIR-DOX), Çok
yüksek basınçlı (sıvı) havanın, lağım deliğine yerleştirilen çelik bir kovan
içine basılmasından sonra aniden boşaltılması ile patlama yöntemi —> Patlayıcı madde.
BASINÇLI
HAVA İLE RAMBLE, —> Pnömatik ramble.
BASINÇLI
HAVA KAÇAĞI, Tesisatı iyi
döşenmemiş veya peryodik bakımı yapılmamış basınçlı hava şebekesinden sızan
basınçlı hava. Basınçlı hava kaçakları aşağıda örnek olarak belirtilen güç
kayıplarına sebep olur.
Havanın Kaçan
havayı
kaçtığı 7
Bar’da üretmek için
delik çapı hava
kaçağı gereken güç
(gerçek
boyut)
mm dm3/sn kW
––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––
0,4 0,2 0,1
1,6 3,1 1,0
3,0 11,0 3,5
BASINÇLI
HAVA TENEFFÜS İSTASYO-NU, Ani
boşalma tehlikesi olan yerlerde ge-rektiği zaman kullanılmak üzere hazırlanmış
basınçlı hava teneffüs tertibatlarının bulunduğu yer.
BASINÇLI
HAVA TENEFFÜS TERTİBA-TI, Ani
boşalma tehlikesi bulunan işyerlerinde ocağın basınçlı hava şebekesinden
faydalanılarak kurulan ve gazlı bir ortamda belirli bir süre orada bulunanların
yaşamlarını devam ettirmelerini sağlayan teneffüs tesisi.
BASINÇLI
SU DÜZEYİ, Basınçlı akiferdeki
suyun hidrostatik basınç altında yükselebileceği düzey.
BASINÇ
METAMORFOZU, Yalnız üst
tabakaların basıncı ile meydana gelen başkalaşım. —> Metamorfoz.
BASİT
MAĞARA AÇIKAYAK İŞLETME METODU, Daha
ziyade tavanı çok sağlam, şekli gayrimuntazam ve kalınlığı fazla olmayan maden
yataklarına tatbik edilen hazırlık işleri bir kuyu ve rekuptan veya yalnız bir
rekuptan ibaret olan, cevher kesildikten sonra ilerletimli veya dönümlü olarak
çalışmak suretiyle gerektiği takdirde topuk da bırakılarak cevher yatağını oyup
boşaltma esasına dayanan tahkimatsız yeraltı (üretim) işletme metodu. Bu usulde
cevherden kalan boşluk bir mağara teşkil eder. Pratik, fazla yatırım
gerektirmeyen, randımanlı olmakla beraber uygulanma sahası çok dar olan bir
işletme metodudur.
BASİT
TAHKİMATLI AYAK İŞLETME METODU, Esas
itibariyle çeşitli meyillerdeki ince damarlara (damar kalınlaşırsa ramble
usulüne geçilir) tahkimatsız, —> Başaşağı
ve başyukarı açıkayak işletme metotlarının bir uygulaması olan; kabak
direk, domuzdamı, beton ayak vb. malzeme kullanılarak tavan göçmesinin
önlenmesi esasına dayanan, aşağıdan yukarı mail (eğik) dilimli veya dik dilimli
olarak çalışan, ağaç veya karışık tahkimatlı (üretim) işletme metodu. Bu usulde
tavan sadece direklerle tutulur. Sonradan dolgu kullanmak gerekebilir. Usulün
hazırlık safhası başyukarı veya başaşağı çalışan açıkayak işletme metodlarının
aynıdır. Bu usulün bir de ufki (yatay) dilimli uygulaması vardır. Ufki dilimli
uygulama da, iki ana galeri arasında kalan cevher, ufki dilimlere ayrılır ve
üstteki dilimden başlayarak dönümlü bir şekilde alınır; dilimlerdeki ayaklar
dikkate alınarak teşkil edilen genel işletme düzeni yaklaşık 45½’lik bir açı
yapacak şekilde yürütülür.

BASİT
SARIMLI DAMAR, Bir çelik halat sarım şeklini belirten ve damarı oluşturan
her sıradaki tellerin ayrı operasyonlar ile aynı yönde, fakat farklı açı
altında örülen konstrüksiyonları. Sıra telleri ile diğer teller arasında küçük
bir açı farkı bulunur.—> Şekil.
Basit Sarımlı Demetler
BASKI
KUVVETİ, 1) Sondaj esnasında
arazinin cinsine göre kesici uca verilmesi gereken kuvvet (kontrollu ağırlık).
Graviteden dolayı gelen kuvvet fazla ise azaltılır, az ise artırılır. Baskı
kuvveti sondajda en önemli faktörlerden biridir. Genelde baskı arttıkça
ilerleme de artar. Sert formasyonlarda artırılan baskı, ilerlemeyi artırır.
Ampirik olarak ilerleme, devir sayısının baskının k kuvvetiyle çarpımına
eşittir. Yani i (cm) = n (D/dk.) . pk (ton). Burada k yumuşak formasyon için
1,2, sert formasyon için 2,3 kabul edilmektedir. Çeşitli şartlarda sınırlı olan
baskı kuvveti sondajda kompleks bir karakter arzeder.
2) Delik delme esnasında martoperforatöre tatbik
edilen ilave kuvvet. —> Martoperfaratörün
delme hızı.

Baskı Kuvveti
BAŞAŞAĞI,
1) Yan taşta veya damar içerisinde
yukarıdan aşağı doğru sürülen meyilli yollar. 2) Desandri.
BASMA, —> Tavan
basması.
BASTIRICI,
—> Reaktif.
BAŞAŞAĞI
AÇIKAYAK İŞLETME METO-DU, Bilhassa
fazla yatımlı, tavan ve tabanı sağlam olan, cevheri sağlam olmayan filonlarla
ince damarlarda ve kazılan cevheri sağlam olan kalın damarlarda alt katlarda
hazırlık yapmadan cevheri aşağıdan yukarı taşımak, alt katta hazırlık
yapılmışsa kazılan cevheri maden yatağı içinde sürülmüş başyukarıdan veya
bürden aşağı akıtarak panodaki nakliyatı sağlamak esasına dayanan, alın iki
tarafa doğru basamak şeklinde, tahkimatsız veya çok az tahkimatlı (üretim)
işletme metodu. Bu usulde gerekirse bir kısım cevher topuk olarak da
bırakılabilir.

BAŞKALAŞIM,
—> Metamorfoz.
BAŞKALAŞMA, —> Metamorfoz.
BAŞKALAŞIM
KAYAÇLARI,—> Petroloji.
BAŞKALAŞIM
MADEN YATAKLARI, —> Metamorf maden yatakları.
BAŞ
LAMBASI, —> Madenci baş lambası.
BAŞYUKARI,
Yan taşta veya damar içerisinde
aşağıdan yukarı doğru sürülen meyilli yol. Taş içerisinde sürülen meyilli
yollar içinde nakliyat ünitesi yoksa taşbaşyukarı, vinç veya varagel gibi
taşıma üniteleri varsa, vinç veya varagel diye isimlendirilir.
BAŞYUKARI
AÇIKAYAK İŞLETME ME-TODU, —> Başaşağı açıkayak işletme meto-dunun
aşağıdan yukarı uygulanması esasına dayanan ve panodaki nakliyat aşağıya doğru
gravite ile sağlanan, hem aşağıda çalışan işçileri korumak ve hem de alt
kılavuzun cevherle dolmasını önlemek için ayakla pano arasında ya topuk
bırakılarak ya da çatal direklerle kapak yapılmak suretiyle çalışan tahkimatsız
(üretim) işletme metodu. Başaşağı açık ayak işletme metodunda olduğu gibi bu
metodun tatbikinde de alın, ters merdiven, eğik veya düz olarak düzenlenebilir.
BAŞYUKARI
RAMBLELİ AYAK İŞLET-ME METODU, 5-6
m. genişliği olan sağlam cevherli (tavanı ve tabanı sağlam olmayabilir) dik
yatımlı maden yataklarında —> Başyukarı
açıkayak işletme metodunda olduğu gibi hazırlık yapılarak kazısı yapılan
cevher alt ana nakliyat yolundan alınıp ramble malzemesi de üst ana nakliyat
yolundan getirilmek suretiyle metal, kömür ve tuz maden yataklarında
uygulanabilen rambleli (üretim) işletme metodu. Bu usulde alın düz veya
diyagonal dişli (ters graden), ters V veya piramit şeklinde olabilir. Cevher
nakliyatı ve insan inişi çıkışı için ramble içinde bırakılan (şütler) kelebeler
ağaç, çelik, beton veya tuğladan yapılabilir. Bu metot orta kalınlıkta ve kalın
damarlarda da uygulanabilir.
BATAK
JİG, Batak yıkama kasası denir.
Sabit elekli jigler grubuna girer. Batak (Batac) kelimesi Baum ve Tacub
kasaları sözcüklerinden üretilmiştir . Baum tip kasada olduğu gibi, kasası hava
ve yıkama bölgesi halinde ikiye bölünmeyip ; kasanın tüm alanı yıkamaya tahsis
edilmiş, böylece yıkama alanı genişletilmiş, kasası seri halde hava çemberleri
ile donatılmış, bu çemberlerden iki adedi her bölmede sabit elek altında ve
eleğin tüm genişliği boyunca uzatılarak kasaya verilen havanın kasada üniform
dağılımla her noktada eşit pulsasyon sağlanmış yıkama (zenginleştirme) ünitesi.
—> Şekil, Jig, Baum jig, Kömür yıkama
yöntemleri.
BATARLAMA,
1) Büyük atımlardan çıkan ve
yüklemesi yapılamayan iri parçaları, martoperforatörlerle yeniden delerek yapılan
ikinci bir ateşleme işlemi. 2) Yeraltı işletmeciliğinde normal ateşleme ile
kazılmamış kısımların kazısını sağlamak için kısa lağım delikleri delinmek
suretiyle yapılan ateşleme. 3) Batar atma.
BATARYA, 1) Birbirine benzer birkaç ünitenin biraraya getirilerek
belirli biçimde eklenmesinden oluşan takım. 2) Akümülatör. —> Selül.
BATIRMALI
KUYU, —> Keson kuyu.
BATİYAL
FASİYES, Denizlerin ışık
geçirme-yen 200-800 m. arasındaki derinliklerinde biriken çökeller.
BAUM
JİG, Malzeme ve yıkama suyunun
verildiği kasada suyun, piston yerine hava basıncı ile aşağı yukarı hareketini
sağlayarak zenginleştirme yapmaya yarayan yıkama (zenginleştirme) ünitesi.
Sabit elekli jiglerdendir. —> Şekil,
jig, Batak jig, Kömür yıkama yöntemleri.
BAYER
YÖNTEMİ, Boksit cevherinden sodyum
hidroksit katkısıyla otoklavlarda yüksek basınç (15 atm) ve sıcaklıkta (210°C)
sodyum aluminat çözeltisi elde edilerek, bunun; buharlaştırıcı, seyreltici,
durultucu (aluminat çözeltisinin çamurlardan ayrılması için), bozundurucu
(aluminatın çözüşmesi ve alüminin yaklaşık % 55’nin çökmesi için), durultucu
(hidratlı alüminin çözeltiden ayrılması için), döner süzgeç (hidratlı alüminin
suyundan ayrılması) ve döner fırın (hidratlı alüminin 1200°C’de kavrulması ve
alümina haline dönüşme için) gibi ünitelerden geçilerek —> Alümina
(Al2 O3)’nın elde edilmesi.
BAZ, 1) Nirengi şebekesinde hassas ölçülmüş kenar. 2)
Kazı işlerinde yapılan veya yapılan işi belirlemeye esas olarak alınan doğru
parçası. 3) Asitle birleşince tuz oluşturan madde. 4) Hassas olarak ölçülen ve
koordinat değerleri belli olan doğru parçası.
BAZ
LATASI, Optik yöntemle uzunluk
ölçmede kullanılan ve hesaplama kolaylığı bakımından 2 m uzunluğunda olan özel
gereç. Baz latası, sehpası üzerinde olmak üzere uzunluğu ölçülecek doğrunun uç
noktasına kurulur. Diğer ucunda saniye teodoliti bulunur. 75 m ye kadar olan
uzunluklar hassas olarak bu yöntemle ölçülebilir. —> Şekil.
BAZALT, Dar anlamda melafir ve diyabaz ile birlikte anılan
ve tersiyerden günümüze kadar geçen jeolojik zamanda oluşmuş bazik volkanik
kayaç. Seyrek kullanılan bir terim olan melafir ve sık kullanılan diyabaz,
mezozoik ve paleozoik devirlerinde oluşmuşlardır. Diyabaz genellikle gang
şeklinde tezahür ettiğinden farklı bir iç yapı gösterir. Yapı taşı olarak
tercih edilen bu kayaçlar, sağlam ve dayanıklı yapı özelliğinden dolayı
eritilerek içi bazaltla kaplanan borular madencilikte ramble malzemesi
naklinde, plaka halinde dökülmüş olanlar da aşındırıcı malzemelerin stoklandığı
siloların ve olukların kaplanmasında kullanılır. Ayrıca bazalt, parke taşı
olarak yol kaplamalarında da kullanılır.
BAZALTİK
POMZA, —> Pomza taşı.
BAZALTLI
BORU, Ramble malzemesi vb.
aşındırıcı malzemenin boru içinden geçmesi gibi durumlarda, sürtünmenin
aşındırıcı etkisini azaltmak için sinterleme suretiyle ergitilmiş bazalttan
(sinter-bazalt) dökülerek elde edilen ve dışına çelik zarf geçirilen özel boru.
BAZİK
BESSEMER METODU, —> Thomas metodu.
BAZİK
KAYAÇ, Bileşiminde kuars
bulunmayan ve silis miktarı % 40-52 olan, bünyesindeki minerallerin büyük kısmı
magnezyum, kalsiyum ve demirli, koyu renkli kayaç (Örnek: Peridotit % 41-45
silis ihtiva eder.)
BEKHU
(BACK HOE), —> Terskepçe.
BEKLEME
BARAJI, 1) Maden ocağında yangına
müsait panoların, herhangi bir yangın vukuunda çabuk kapatılmalarını sağlamak
üzere, bu panoların giriş ve çıkış yollarında önceden yapılmış, panoda çalışma
süresinde geçişe imkan veren baraj gövdesi ve barajın kapanması için yeterli
hazır malzeme. 2) Su patlamasına karşı kapısı ile birlikte önceden inşa edilmiş
baraj.
BELÇİKA
GRANİTİ, Küçük, beyaz lekeli siyah
mermer çeşidi.
BELİRLİ
MÜMKÜN REZERV, 1) Cevher yatağı en
az bir taraftan tesbit edilmiş veya 2-3 taraftan ortaya çıkarılmış olmasına
rağmen cevher kalitesi genel durumu ile tesbit edilmemiş, işletme esasları
yaklaşık olarak bilinen rezerv. 2) Evvelce aranan ve kısmen işletilmiş maden
yataklarında madenin çökmüş olması veya dökümanların yeterli olmaması halinde
veya arama sıklığı muhtemel rezerv sınıfına alınmasına yeterli olmayan rezerv.
3) Düzenli yataklarda 1600-400 m. aralıklarla, düzensiz yataklarda da 400-100
m. aralıklarla yapılan sondajlarla tesbit edilen rezerv.
BELLEME, Uzun ayaklarda ayak tahkimatını takviye için alına
paralel sarmaların altına ve ayak alnına dik olarak yerleştirilen sarma.
Gerekirse takviye olarak, bellemelerin üzerinden, takviye ettikleri sarma
direklerine paralel olarak süren direkleri de sürülür. —> Süren.
BELİRSİZ
HATALAR, —> Tesadüfi
hatalar.
BENT, 1) Basıncı veya temperatürü farklı iki ortamın
arasında bırakılan ve bu iki ortamın birinden diğerine geçişte uyum
sağlanmasına yarayan yer. 2) Küçük baraj.
BENTONİT
; Formülü Al4Si8O20(OH4).
nH2O olan, genellikle
ayrışmış volkanik küllerden oluşup; dökümcülükte, renk açmakta, sabun ve diğer
temizleme malzemelerinin yapımında, ıslandığı zaman kabarıp gözenekleri kapadığı
için sondaj kuyularında kullanılan, aluminyum ve magnezyum silikat minerali
ihtiva eden, montmorillonit bakımından zengin kil.Bentonitin ticari olabilmesi
için kendi hacminin en az beş katı şişebilmesi gerekir. Normal olarak iyi
nitelikli bentonitler 10-20, çok ender bentonitler ise 15-30 kat şişebilirler.
Genellikle kendi ağırlığının 5-6 katındaki suyu absorbe ederek 12-15 kat hacim
artışı gösteren bentonitler kaliteli sayılırlar.Bentonitleri beş grupta
toplamak mümkündür:
1) Alkali bentonit (Na-Bentonit), 2)
Yarı alkali bentonit (Ca-Na-Bentonit), 3) Toprak alkali bentonit (Ca-Bentonit),
4) Toprak alkali yarı bentonit, 5) Aktifleştirilmiş bentonit. Alkali bentonit,
çok gelişmiş vizkozite, tiksotropik ve plastik özelliklerine sahip iken,
Ca-Bentonit üstün ağartıcı ve absorpsiyon özelliklerini haizdir. Buna göre,
Na-Bentonit sondaj çamuru hazırlanmasında (%40); döküm kumu ve pelet bağlayıcı
olarak (%30) uygulama alanı bulurken; Ca-Bentonit yağların, şeker, meyve suları
v.b.’nin rafinasyonunda (%15) kullanılır. Ticari işlemler OCMA (Oil Companies
Material Association) ve APİ (The American Petroleum Institude) standartlarına
göre yapılır.
BENZİN, Karbonlu hidrojenlerin (petrol, bitümlü şist,
-marn, maden kömürü ve linyit) damıtılması ve petrolün kraking’i ile elde
edilen çok uçucu renksiz ve ıtır kokulu akaryakıt. Yağları ve kauçuğu eritme
özelliği vardır. Kolay yanar. Buharı, hava ile patlayıcı bir karışım meydana
getirir. Yoğunluğu 0,65, kaynama noktası 65½-95½C.
BENZİNLİ
LAMBA, —> Emniyet lambası.
BENZOL, Aromat birleşiklerinin temel maddesi (C6H6), su
berraklığında, ışık kırıcı, yoğunluğu 0,88, kaynama noktası 80,5½C, eter
kokulu, kolay yanan bir akaryakıt. İyot, kükürt, fosfor, reçine ve yağları
eritir. Taşkömürü katranından yan ürün olarak elde edilir.
BERİLYUM
BRONZU,—> Paris bronzu.
BEŞİK
ARABASI, V kesitinde, yana
devrilmek suretiyle tumba edilen ocak arabası.
BETA SEPİYOLİT, —> Lületaşı
BETON
KOVASI, —> Fonsaj kovası.
BETON, Kum, çakıl, cüruf vb. maddelerin çimento ve su ile
karışımıyla elde edilen bir yapı malzemesi.
BETONARME
KIRMASI, Mermer işletmeciliğinde,
0,7-25 cm arasında kırılmış taş.
BETON
MUAYENE ÇEKİCİ, Kayaçların ve
betonun mekanik özelliğinden yararlanmak suretiyle kırılma mukavemetlerini
tesbit etmeye yarayan gereç.
BERİL, [ Be3 Al2
(Si O3)6 ],
Hem bir berilyum cevheri hem de kıymetli taş olarak kullanılan, doğada altı
köşeli iri kristaller halinde yeşil,mavi, beyaz, sarı, kırmızı, pembe renklerde
olabilen berilyum aluminyum silikat minerali. Sertliği 7,5-8, yoğunluğu 2,8
gr/cm3’dir.
Sanayide
(alaşım,metal,seramik) kullanılan berilin en önemli kaynağı berilyum
cevheridir. Beril, asil ve adi olmak üzere iki tür olarak sınıflandırılır.
Berilin büyük bölümü feldispat ve mika madenciliğinin yan ürünü olarak
üretilir.
Rengi bulanık olan adi beril granit, gnays,
pegmatit ve mikaşistlerin arasında tali mineral olarak bulunur. Şeffaf, güzel
yeşil ve güzel mavi renkli olan asil beril ise mücevher olarak kullanılır.
Yeşil berile zümrüt denir. Zümrütün rengi, içindeki kromoksitten gelir. Sarı,
yeşilimsi, deniz suyu renginde ve mavi renkli beril kristallerine “ akvamarin”
denir.
Bütün beril kristalleri fırınlanırsa yani
kızdırılırsa hem renk hem de şekil değişikliğine uğrar.
BERİLYUM
(Be), Hava ve uzay sanayiinde,
nükleer reaktörlerde, bakır alaşımlarında ve atomik araştırmalarda kullanılan
gri renkli hafif metal element (özgül ağırlığı 1,85 gr/cm3, atom numarası 4,
atom kütlesi 9,012). X ışınlarını geçirmesi nedeniyle x ışınları tüpünde çıkış
ve ışınım penceresi olarak ince levhacıklar hâlinde kullanılır. Yüksek ergime
sıcaklığı ve çok ince levhaların bile nötronlara karşı etkili olması, saf
berilyumdan nükleer sanayide nötron yavaşlatıcı olarak yararlanılmasını
sağlamıştır. Berilyum oksidi (BeO) nükleer reaktörlerde seramik malzeme olarak
kullanılır. Be ve bileşiklerinin tozları akciğerlerde öldürücü zehir etkisi
yapar. —> Beril.
BERİLYUM
TUNCU, Bakır ve berilyum (% 2)
alaşımı. Nikel ya da kobalt da katılabilir. Bakır alaşımları arasında en serti
ve en esnek olanıdır. Su verilirse yumuşar ve kütleye kolay biçim verilir,
—> Menevişlemeden sonra ise
sertleşir ve esneklik kazanır. Mekanik ve elektriki özellikleri dolayısiyle
makine sanayiinde ve elektroteknikte; kesicilerin , kontakların, yayların
imalinde ve maden ocakları için kıvılcım çıkarmayan takımlarda kullanılır.
Korozyona dayanıklıdır.
BETA
ALÇI, —> Alçıtaşı.
BEYAN, 1) “3213 sayılı Maden Kanunu”unda kullanılan bir
terim olup, maden işletmeciliği yapan veya bunlar adına hareket eden
yetkililerin, resmi kuruluşlara herhangi bir durumu belirlemek veya açıklamak
amacıyla vermiş oldukları yazılı belge. 2) Genel anlamda, söyleme, açıklama. 3)
Bir hukukî durumu veya bir olayın varlığını doğrulama, bildirme.
BEYAZ
BAKIR, Bir tür bakır, çinko ve
arsenik alaşımı.
BEYAZ
ÇİMENTO, Demiri düşük ve CaCO3
tenörü yüksek mermer ile kaolinin 1450-1500½C arasında pişirilerek elde edilen
klinkerin % 3-5 arasında alçı taşı karıştırılarak öğütülmesi ile üretilen
çimento. —> Çimento.
BEYAZ
DÖKME DEMİR, —> Dökme demir.
BEYLER, 1) Bilhassa darbeli sondajda kuyuda oluşan formasyon-su
karışımını (bulamaç-çamur) kuyudan boşaltmaya yarayan ve halatla kuyuya
indirilip çekilen alt klapeli özel kap. 2) Sondaj kovası.
BİLANÇO, 1) Madencilikte her işletme izni için ayrı ayrı,
yönetmelikteki örneğe göre hazırlanacak ve sadece Devlet hakkı, madencilik fon
katkısı, ihbar ve buluculuk haklarının hesaplanmasında geçerliliği olan belge.
2) Her firma veya işletmenin bir yıllık faaliyet sonucunu gösteren belge.
BİLANÇO
BRÜT KÂRI, Yönetmelikteki örneğe
göre hazırlanmış bilançoda; genel yönetim giderleri payı hariç tutularak
hesaplanan kâr.
BİLANÇO
REZERVİ, Doğu bloku ülkelerinde
kullanılan bir rezerv sınıfı. Varlığı belirlenmiş olan cevher kütlesinin yani
jeolojik rezervin ulusal ekonomi açısından yararlanılabilecek nitelikte olan
bölümü.
BİLEZİKLİ
YAĞLAMA, —> Yağlama sistemleri
BİLEŞİK
GÜÇ VE ISI SİSTEMLERİ, —> Kojenerasyon sistemi.
BİLGİ, 1) İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve
ilkelerin bütününe verilen ad. 2) Öğrenme araştırma veya gözlem yoluyla
ulaşılan gerçeklik. Bir nesneyi derinlemesine incelemek için yapılan zihinsel
işlemlerin sağladığı sonuç. Malumat. Vukuf.
Belirli bir alanda öğrenilen bilginin tümüne BİLİM,
insanların teknik ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve
bilimin dayanağı olan bilginin, özellikle elektronik makineler aracılığıyla,
düzenli ve akılcı biçimde işlenmesini konu alan bilim dalına BİLİŞİM
(informatik), bilgilerin sistemli olarak düzenlenmesi, saklanması, iletilmesi
ve kullanılmasına da BİLGİ İŞLEM denir. —> Teknoloji.
BİLGİSAYAR,
Çok sayıda aritmetiksel veya
mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp
sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin, kompüter. Bilgisayarın
bilgileri işleyebilmesi için iki ana unsurun biraraya gelmesi gerekmektedir.
Bunlardan birincisi ; bilgisayarın tüm elektronik ve mekanik birimlerinden (Ana
işlem birimi “Main Frame”, giriş birimleri “İnput”, çıkış birimleri “Output”)
yani cihazlardan oluşan BİLGİSAYAR DONANIMI (HARDWARE) dir . İkincisi ise,
bilgisayar donanımlarının hangi işlemi nasıl yapacakları, bilgileri nasıl
değerlendirecekleri, bilgilerin nasıl saklanacağı gibi konularda bilgisayarı
yönetmek veya bir bilgiyi işlemek üzere yapılan programlama, yani bilgilerin
nasıl alınacağını, bilgilerin hangi kurallara göre hangi sıra ile işleneceğini
belirleyen programlar, yordamlar, deyimler ve kısacası BİLGİSAYAR YAZILIMLARI
(SOFT-WARE)dir.Bilgisayarın yönetilmesi işlevini üstlenen program ise İŞLETİM
SİSTEMİ olarak adlandırılır.Bütün program derleyicilerini ve programları kapsayan
yazılımları yöneten işletim sistemi de DİSK İŞLETİM SİSTEMİ (DOS = Disk
Operating System) olarak isimlendirilir.Bir programın ana belleğe alınmasına bu
PROGRAMIN YÜKLENMESİ denir. Günümüzde madenciliğin hemen hemen her dalına
bilgisayarlar girmiş durumdadır. Özellikle etkileşimli (interaktif) bilgisayar
programları bilgisayar kullanımını basitleştirmiştir. —> Çizelge
BİLİRKİŞİ, 1) Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir
anlaşmazlığı çözümlemek veya bir işkazasında kazanın oluş nedenini belirlemek
için kendisine başvurulan kimse, uzman, ehlihibre, ehlivukuf, eksper. 2)
Hukukta çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya
düşüncesine başvurulan kimse, ehlihibre (bilirkişi), ehlivukuf (bilirkişi).
BİLYALI
DEĞİRMEN, Bir eksen etrafında
dönen ve içine zor aşınan öğütücü bilyalar konan iç cıdarı takoz, lastik veya
zırhla kaplı, kuru veya sulu öğütme yapmaya yarayan değirmen.
BİMS, 1) Birbirine bağlantısız, boşluklu, sünger
görünümlü silikat esaslı, birim hacim ağırlığı genellikle 1 g/cm3’ten
küçük, sertliği Mohs skalasına göre 6 civarında, camsı doku gösteren volkanik
(kayaç) madde. 2) Pomzataşı. 3) Süngertaşı. —> Pomza taşı.
BİRERİM
BİLEŞİMİ,—> Ötektik karışım.
BİRERİM
SICAKLIĞI, —> Ötektik karışım.
BİRERİM
NOKTASI,—> Ötektik karışım.
BİRLEŞTİRİCİ, Mermer işletmeciliğinde,taşı teşkil eden muhtelif
parçaları dağılmıyacak şekilde birbiriyle bağlıyan tabiî çimento.
BİRİNCİL
ALÜMİNYUM, —> Aluminanın
elektroliz yöntemi ile indirgenmesi ile elde edilen alüminyum.
BİSKÜVİ, Seramik endüstrisinde tek pişirimde elde edilen
sırlanmamış ara ürün, —> Hamlama.
BİTÜM, 1) Atmosferik ve kimyevi tesirlerden etkilenmeyen,
yanıcı karakterde kahverengimsi sarı, kahverengi veya siyah renkli tabii
karbonhidratlar karışımı. Bitüm sert (ozokerit, asfalt), yumuşak sıvımsı
(petrol) veya gaz (tabii gaz) şeklinde olabilir. 2) Tabii asfaltın
karbonsülfürde eriyen kısmı ile petrolün damıtılmasında arta kalan kısım.
BİTÜMLÜ
KALKER, Bileşiminde bitümlü
maddeler bulunan ve çekiç ile vurulunca bitüm kokusu veren kalker.
BİTÜMLÜ
ŞİST, Genellikle ince taneli ve
yapraklı yapıda olan ve “kerojen” adlı organik madde içeren, ısıtıldığı zaman
sentetik petrol ve gaz üretebilen tortul kayaçlara verilen isim. Bitümlü şist ;
bitümlü şeyl ve petrollü şeyl olarak da adlandırılır.Dünyadaki bitümlü şist
yatakları ; çökelme ortamları, kalınlık, organik madde içeriği, kömür ve diğer
hammadde kaynakları ile birlikte bulunuşuna göre ;
1- Kahverengi-siyah denizel platform
tipi ; 2- Gölsel, 3- Linyitlerle birlikte bulunan bitümlü şistler olmak üzere
başlıca üç ana grupta toplanabilirler.
BİYEL
KOLU, Makinelerde bir ucu pistona
bağlı öbür ucu —> Volanı (düzenteker)
çeviren (çubuk) kol. Biyel tertibatı pistonun itme hareketini (doğrusal
hareket), volan dönme hareketine (dairesel hareket) çevirmeye yarar.
BİYOGAZ, Organik artıkların, hava alışverişi ile büyük
ölçüde ilişiğinin kesildiği oldukça kapalı bir yerde, başlangıçta muayyen bir
sıcaklığın üzerinde, kimyevi bir değişikliğe uğrayarak yanıcı gazlar neşretmeye
başlaması olayı sonucu ortaya çıkan gaz. Gelişmiş toplumlarda kırsal alandaki
aileler için bir enerji kaynağı teşkil eden bu uygulama yeryüzünde yayılma
göstermekte olup, ülkemizde son senelerde Tarım Bakanlığı bünyesinde bu konu
ile ilgili bir birim oluşturulmuştur.
BİYOKÖMÜR,
Linyit kömürlerinin 4-5 cm çapında
ve oval olarak kireçle biriketlenmesi sonucu elde edilen ürün.
BİYOSTRATİGRAFİK
BİRİM, İçinde bulunan özel bir
fosil topluluğu dolayısiyle, komşu kayaçlardan ayrılabilen kayaç tabakaları.
BİYOTİT
, Formülü K (Fe, Mg)3
(Al,Fe) Si3 O10 (OH, F)2 olan monoklinik mika; karamika,
siyah renkli, heksagonal yapraklar biçiminde bulunur. Biyotitler, demir-II,
demir-III, magnezyum kutupları arasında bir seri oluşturur. —> Mika.
BLİSTER
BAKIR, İçindeki oksitlenebilen
empüriteler (yabancı maddeler) cüruf ve gaz haline getirilmek suretiyle
ayrılmış olan, yüksek tenörlü metalik bakır. Blister bakırın içindeki bakır
oranı % 77-99 arasında değişir. Kükürt oranı ise % 0,25-0,75 arasında olabilir.
BLOK, Planlı olarak ve belirli bir süre içerisinde
yapılması düşünülmüş üretim için hazırlanan ve boyutlandırılmış maden yatağı
kısmı. Bu hudutlamada kitle, genellikle dikdörtgen prizma şeklinde, yüksekliği,
eninden ve genişliğinden daha fazla olarak boyutlandırılır.
BLOK
ÇALIŞMA YÖNTEMİ, Döner kepçeli
ekskavatör (bager, kazıcı)’nın kullanıldığı örtü-kazı işinde uyğulanan çalışma.
Bu yöntemde kazıcı, blok içinde olup, paletlerin konumu ve yürüyüş yönü dilim
yönüne (kademe boyuna) paraleldir. Nakil aracı (bant konveyör veya demiryolu
nakliyatı) dilim dışında ve dilim doğrultusundadır. Blok büyüklüğü, kullanılan
kazıcının boyutlarına göre değişir.—> Şekil.
Bu yöntem blok çalışma ve —> Yarı blok
çalışma yöntemi olarak iki şekilde uygulanır. —> Kazı Yönü, İşletme Yönü,
Kapalı İşletme, Açık İşletme.
BLOK
ÇÖZELTi YÖNTEMİ, Yerinde çözelti
madenciliği (liçing) ile bilinen kapalı işletmeciliğin birlikte uygulandığı
maden işletmeciliği. Bu yöntemde düşük tenörlü madenler yeraltı odalarına
doldurulur ve odanın üst kısmına konulan çözücü sıvı aşağıya cevher içine
sızdırılır. Bu durumda maden yüklü çözelti, madeni elde etmek için yeryüzüne
pompalanır. —> Liçing.
BLOK
DÜŞMESİ, —> Şev duraysızlık.
BLOK
GÖÇERTMELİ AYAK İŞLETME METODU, 100
metreye kadar yükseklikleri olan cevher kitlelerinin, belirli boyutlarda
(30x50x100 m) altları kesilerek üstündeki tabakaların tazyiği veya cevherin
kendi stabilitesinin azlığı nedeni ile göçmesi veya blokların etrafının
kesilmesi sağlanarak damar halinde veya kitle halindeki maden yataklarına
uygulanan yeraltı (üretim) işletme metodu. Blok göçertmeli ayak işletme metodu,
cevheri yatay bloklara ayırarak veya ayırmadan panonun bir ucundan başlayarak
cevherin altını tavandan tabana kadar kesip geri çekilerek tavandaki göçen
cevheri almak suretiyle de yürütülür. Usul emniyetli, merkezi üretime
(konsantrasyona) müsait olmakla beraber uygulamada aksaklıklar olması halinde
başka metoda geçmek güçtür.
BLOK
GÖÇERTMESİ, Çok kalın ve kırılgan
cevheri ihtiva eden maden yatakları, bloklara ayrıldıktan sonra bu blokların
altları (topukları) ateşlenerek bloğun göçmesi sağlanmak suretiyle üretim
yapılan işletme yöntemi.
BLOK
KAYMA, —> Şev duraysızlık.
BLOK
TARZINDA İŞLETME, Kalın ve
genellikle mukavemeti az olan maden yataklarında kitlenin, üst üste veya
yanyana gelen panolara bölünerek alınması metodu. Maden kitlesi, ya panonun
dilimlere ayrılarak veya kitlenin ağırlığından istifade edilerek göçertilmesi
suretiyle alınır.
BLOKAJ
TAŞLARI, Mermer işletmeciliğinde
7-25cm arasındaki ebatlarda kırılmış taş.
BLOV
AVT PREVENTER, 1) Sondaj yapıldığı
sırada rastlanacak basınçlı gaz ve sıvıların dışarıya kontrolsüz fışkırmasını
önlemeye yarayan koruyucu kuyu ağzı tertibatı (vana). 2) Noel ağacı. 3) B.O.P.
—> Şekil.
BLUM,
12,5-12,5 cm’den daha büyük ve
kare kesitli olan genellikle, kütüklerden haddeleme veya doğrudan sürekli döküm
suretiyle elde edilen haddelenmiş demir külçesi.
BOME,
—> Gravite.
BONANZA,
Bilhassa altın ve gümüş
madenlerinde rastlanan fevkalade derecede zenginleşmiş durumdaki cevher kapanı.
BOND
KANUNU, Tanelerin hacimleri ve
yüzey alanlarının, gerekli kırma işinin hesabında ele alınması gerektiği
görüşünden hareket ederek, ortaya konulan, modern kırma işlemi kabûllerine
dayanan ve kırma işleminde harcanan iş miktarını ifade eder.—> Charles genel kırma kanunu.
BOR,
Periyodik sistemin üçüncü grubunun
başında bulunan 2,34 gr/cm3 özgül ağırlıklı ve 2300°C’da ergiyen
element. Doğada serbest olarak bulunmaz; oksijenle birleşerek bor tuzları
şeklinde veya silikatlar hâlinde bulunur. Doğada 200’e yakın bilinen bor
bileşikleri içinde ticari önemi olan bor minerâlleri, —> Boraks,—> Kernit, —> Üleksit,
—> Probertit, —> Kolemanit, —> Pandermit, —> Szaybelit,
—> Hidroborasittir.
Çok geniş ve çeşitli alanlarda ticari
olarak kullanılan bor mineral ve ürünlerinin kullanım alanları giderek
artmaktadır. Bor minerâlleri ve ürünlerinin kullanıldığı sanayi sektörleri,
cam, seramik, temizleme ve beyazlatma, yanmayı önleyici maddeler, tarım,
metalurji, nükleer sanayileri vb’ dir. Bor elementi oksijenli bileşikleri
çeşitli elementlerle tek tek veya birkaç elementle birlikte minerâl grubu oluşturur.
Bor minerâlleri B2O3 içeriğine göre değerlendirilir. Bor
minerâllerini gruplandırmak gerekirse; 1)Kristal suyu içeren boratlar, 2)
Bileşik boratlar (hidroksil ve / veya diğer tuzlar ile), 3)Borik asit (sassolit
veya doğal borik asit), 4)Susuz boratlar, 5) Borofluoritler, 6)Borosilikat
minerâlleri olarak tefrik edilirler.
Bor mineralleri genelde konsantre ve
rafine ürün olarak pazarlanırlar. Rafine ürünler boraks dekahidrat, (10 sulu
boraks; kolemanit + soda külü reaksiyonuyla veya tinkalın çözündürülüp tekrar
kristalleştirilmesiyle); boraks penta hidrat (5 sulu boraks), anhidrik boraks
(susuz boraks) ve borik asittir. Çeşitli bor minerâllerinden rafine bor
ürünlerinin elde edilmesi EK-12 şemada gösterilmiştir.
Bor minerallerinden elde edilen
ürünlerin çok geniş bir kullanım alanı vardır. Rafine bor ürünleri, doğrudan
doğruya kullanıldıkları gibi, sodyum metaborat, sodyum pentaborat ve sodyum
perborat gibi bileşikleri de endüstrinin çeşitli alanlarına katkı maddesi
olarak girerler. —> Şema. Bor
ürünleri ve bileşiklerinin kullanım alanları.
BORAKS, 1) Boron minerallerinden 10 molekül kristal suyu
ihtiva eden rafine soydum borat (monoklinal kristalli bor tuzu). Na2B4O7.10H2O.
2) Tinkal.
BORASİT, Sert kristal veya yumuşak beyaz kütle halinde
bulunan magnezyum borat (Mg6Cl2B14O26).
Müstakilen bir yatak halinde oluşabileceği gibi jips ve anhidrit yataklarında
da bulunur.
BORAT, Bor asidi ile bir oksidin birleşmesinden oluşan
tuz. Hekimlikte ve lehim işlerinde kullanılan borat, sodyum borat olup, boraks
ya da tenekar adları ile de alınır.
BORKARBÜR,
Borik anhidritin elektrik arkında
karbonla indirgenmesiyle elde edilen (B4 C) çok sert bir madde.
BOR
KARPİT , Boraks ve kok kömürünün
karışımdan elde edilen ; yapay elmasdan sonra, en sert yapay aşındırıcı (B6C).
BOR
MİNERALLERİ, Bor elementi
oksijenli bileşiklerinin, çeşitli elementlerle münferiden veya müştereken
oluşturdukları mineral grubu. —> Çizelge.
Bunların en önemlileri —> Tinkal,
Üleksit, Kolemanit, Pandermit gibi minerallerdir. Bor mineralleri B2O3
içeriğine göre değerlendirilir. Bor minerallerini gruplandırmak
gerekirse; 1) Kristal suyu içeren boratlar, 2) Bileşik boratlar (hidroksil ve/
veya diğer tuzlar ile), 3) Borik asit (sassolit veya doğal borik asit), 4)
Susuz boratlar, 5) Borofluoritler, 6) Borosilikat mineralleri olarak tefrik
edilirler. Ancak ticari önemi olan bor mineralleri sınırlı olup, yukarıdaki
listede gösterilmiştir:
Bor mineralleri genelde konsantre ve rafine ürün
olarak pazarlanırlar. Rafine ürünler boraks dekahidrat (10 sulu boraks; kolemanit+soda
külü reaksiyonuyla veya tinkalin çözündürülüp tekrar kristalleştirilmesiyle);
boraks penta hidrat (5 sulu boraks), anhidrik boraks (susuz boraks) ve
borikasittir. Çeşitli bor minerallerinden rafine bor ürünlerinin elde edilmesi
aşağıdaki şemada gösterilmiştir.
Bor minerallerinden elde edilen ürünlerin çok geniş
bir kullanım alanı vardır. Rafine bor ürünleri, doğrudan doğruya
kullanıldıkları gibi; sodyum metaborat, sodyum pentaborat ve sodyum perborat
gibi bileşikleri de endüstrinin çeşitli alanlarına katkı maddesi olarak
girerler. Sayfa 48 ’de özet olarak bor ürünleri ve bileşiklerinin kullanım
alanları gösterilmiştir.
BOŞ, Mermer ocaklarındaki bloklarda rastlanan
sedimantasyon boşlukları. Büyük olanlara “Ana Boş”, küçük olanlara “Ara Boş”
denir; blokların yırtılıp ayrılmasında genellikle bu boş yüzeylerden
yararlanılır.
BOŞLUK, —> Oda.
BOŞLUK
DUYARLIĞI, Fünye (ateşleyici)
içeren yemlenmiş bir şarjın (verici), fünyesiz bir şarjı (alıcı) patlatacağı
hava aralığı mesafesi.
BOŞLUK
TAHKİMİ, Galeri tahkimatı
boyunduruğunun üzerindeki boşluğu tahkim etmek için vurulan takoz ve yastık.
BOYNUZ
TAŞI, Bozuk renkli (esmer sarı,
kırmızı) , saydam olmayan —> Jasp.
Boynuza benzediği için bu isimle anılır ve ince taneli türüne skarn içinde
rastlanır. —> Sileks.
BOYUNA
KAMA, Manivela kolu, çark, dişli,
kasnak vb. makine parçalarını mil ve akslara tesbit için kullanılan kama.
BOYUNA
KESİT, Bir maden yatağının,
galerinin veya demiryolu şebekesinin uzun ekseni boyunca dikey bir düzlemdeki
izdüşümü.
BOYUNA
PROFİL, —> Profil nivelmanı.
BOYUNDURUK,
Galerilerde ağaç bağ tahkimatında
iki ucu yan ve tavan basıncını karşılayacak şekilde çintili olarak hazırlanıp
yandirekler üzerine yerleştirilen yatay veya tavan taşına uyumlu direk.
Boyunduruk metal profilden de yapılabilir.
BOZUK
DİNAMİT, Koku yayan veya sızıntı
yaparak ambalaj kağıdını yağlamış olan dinamit. Bozulmuş dinamitlerin
ambalajında boşluk görülür. Bunlar turnusol kağıdını 15 dakikadan kısa bir
zamanda kırmızıya boyar.
BOZULMAMIŞ
NUMUNE, Özel karotiyer veya sempler
kullanılarak alınan, arazinin (temelin) özelliğini aynen vermesi istenen hiçbir
deformasyona uğramamış ve atmosferik etkilerden korunmuş özel numune.
BOYUTA
GÖRE AYIRMA, Çeşitli büyüklükteki
tanelerin karışımından oluşan malzeme tanelerini belirli boyutlara göre tasnif
etmek suretiyle birbirinden ayırma işlemi. Bu işleme tane büyüklüğüne göre
tasnif de denir. Genellikle boyuta göre ayırma hava ceryanı, elek (—> Eleme), su (—> Klasifikatör) kullanılarak gerçekleştirilir.
BÖLGE, Madencilikte birkaç bölümden oluşan, üretim ve
yönetim birimi.
BÖLGESEL
BAŞKALAŞIM, —> Rejyonal-metamorfoz.
BÖLÜM, Birkaç kartiyeden ve karodan oluşan üretim birimi.
BÖLÜNME
BOYUTU, —> Ayırma boyutu.
BREŞ, 1) Tektonik hareketlerden meydana gelen basıncın
etkisi ile ortaya çıkan, köşeli kayaç parçaları arasındaki boşluğun pudinglerde
olduğu gibi silisli, kalkerli, killi, demirli vb. bir çimento ile birlikte;
sertleşmesinden meydana gelen kayaç ( tektonik breş). Genellikle çimentonun
rengi kayaç parçalarının renginden farklı olduğu için bu cins kayaçlar
cilalandıkları zaman güzel bir görünüm arzederler. 2) Köşeli kayaç parçalarının
aralarındaki boşluğun çimento vazifesini gören magma ile dolarak
sertleşmesinden meydana gelen kayaç (volkanik breş).
BREŞ
MERMERİ, —> Mermer.
BREŞOİD
STRÜKTÜR, 1) Köşeli çakılların
doğal bir çimento ile birleşmesinden hasıl olan kayaç yapısı. Kayacın çimentosu
madensel suların bıraktığı çökellerden meydana gelmişse buna tortul breş,
magmanın çimento ödevini yaptığı hallerde meydana gelen kayaca da püskürük breş
adı verilir. 2) Breş yapısı.
BREŞ
YAPISI, —> Breşoid strüktür.
BRİKET, Toz ve kırıntılardan oluşan maddelerin preslerde
belirli fiziksel şartlar altındaki katkılı veya katkısız bir şekilde muntazam
geometrik hacimli olarak sıkıştırılması ile elde edilen tüketim maddesi. Briket
elde etme prosesine de briketleme denir. Bilhassa kömürler, yapı ve yol
malzemeleri briketlenerek tüketime daha yararlı ve kullanışlı hale
getirilirler.
BRİKETLEME, İnce taneli maddelerin yüksek basınç altında veya
bir bağlayıcı kullanarak presle daha büyük parçalar haline dönüştürülmesi.
Briketleme;
a)
Uygulanan sıcaklık bakımından: -Sıcak briketleme-Soğuk briketleme
b)
Kullanım yerine göre: -Sanayi briketi -Ev yakıtı briketi
c)
Uygulanan yönteme göre: - Katkı maddeli - Katkı maddesiz olarak
gruplandırılabilir.
En yaygın
briketleme kömürde yapılır ve burada iki amaç sağlanır.Birincisi, yeterli ısıl
değere sahip tozlaşan kömürleri değerlendirmek ; ikincisi ise yüksek su
içerikleri nedeniyle tuvönan olarak yakılması güç olan kömürlerin kurutma
yoluyla ısıl değerlerinin arttırılması ve arkasından briketleme ile yüksek ısıl
değerli, sağlam bir yakıt haline dönüştürülmesidir. Briketleme kömür dışında ;
krom konsantreleri, demir tozları, bakır konsantreleri, grafit, nikel tozları
v.b gibi malzemelere de değişik katkı maddeleri kullanılarak uygulanır. —> Linyitlerin briketlenmesi.
BRİNEL
SERTLİĞİ, Sertleştirilmiş çelik
bir bilyenin muayyen bir yükle (P) sertliği ölçülecek cismin yüzeyine
bastırılarak bilyenin cisim yüzeyinde meydana getirdiği küçük daire şeklindeki
çukurun HB = [2P/şD(D–šD2–d2)] formülü ile bulunmuş kg/m
m2 cinsinden değeri. Formülde D bilyenin, d daire şeklindeki çukurun
çaplarıdır. —> Rokvel Sertliği.
BRONZ, Bakır ve kalay metallerin belirli oranlarda
karıştırılarak ergitilmesi suretiyle elde edilen alaşım.
BROYNERİT, —> Manyezit.
BTU
(British thermal unit), Bir libre
(454 gr) suyun sıcaklığını bir fahrenhayt artırmak için gerekli olan ısı
miktarı, ki bu yaklaşık bir kilokalorinin dörtte biri kadardır. —> Kısaltmalar.
BUHAR, 1) Kaynama sıcaklığının çok üzerinde ısıtılmış
maddenin yoğunlaşmaya yakın gaz hali. 2) Az basınç artması veya sıcaklık
düşmesi ile tamamen sıvı haline geçmeye hazır yani yoğunlaşıp sıvı hale geçmeye
yakın durumda bulunan bir maddenin hali. 3) Yoğunlaşma noktasına yakın bir
sıcaklıkta buharlaşma fazında bulunan bir maddenin sis ve gaz olarak birarada
bulunduğu durum.
BUHAR
KAZANI, Buhar elde etmek için;
alev borulu, su borulu, alev ve su borulu olmak üzere çeşitli sistemler halinde
hareketli veya sabit ızgaralı veya yakıt püskürtmeli olarak imal edilen tesis.
BUHAR
SANTRALI, —> Elektrik enerjisi üretim tesisleri.
BULAMAÇ, —> Palp.
Şlam.
BULDOZER,
Önündeki bıçağı sağa ve sola
döndürme hareketi verilemeyen; ancak yukarı ve aşağı doğru hareket verilebilen
kazıyıp taşıyıcı (yayıcı) iş makinası. —> Angldozer.
BULON, —> Temel
cıvatası.
BULUCULUK,
Herhangi bir ruhsat döneminde,
yönetmeliğinde belirtildiği şekilde, bir maden zuhurunun ortaya çıkarılması.
BULUCULUK
HAKKI, Maden yataklarının
bulunmasına yardımcı olanlara tanınan (maden hakkı) maddi imkanlar.
BUM, 1) Bagerde kepçeyi taşıyan uzun kol. 2) Seren.
BUNKER, —> Silo.
BUREAU OF
MİNES YÖNTEMİ, Ferrik klorürün
oksitleyici özelliğini kullanan ABD “ Maden Bürosu” araştırma merkezinde
geliştirilen hidrometalurji prensiplerine dayalı bakır üretim yöntemi. —> Şekil.
BURGU, 1) Gevşek formasyonda delik delmek ve kırıntı
numune almak için kullanılan helezon çubuk. 2) —> Matkap çubuğu.
BURGULU
NUMUNE ALMA AYGITI, Tane büyüklüğü
25mm ye kadar olan —> Toz kömür stoklarından nümune almada
kullanılan, boyut ve biçimi TSE tarafından belirlenmiş, uzunluğu 1m olan boru
şeklindeki çelik veya aluminyum sapa iliştirilen çapraz parçaya monte edilmiş
iki durağan bıçak ağızlı kanatlardan oluşan gereç.—> Şekil, Numune.
BURGU
MAKİNESİYLE YAPILAN AÇIK İŞLETME METODU (AUGER MINING), Yatay veya yataya yakın tabaka halindeki maden
yataklarında, açık işletme panosunda D/K oranı ekonomik sınıra geldiği zaman,
yeraltı işletmesine geçmeden, pano alnında galeri açma makineleri- bant veya
spiral nakliyat sistemi kullanarak veya klasik usullerle birbirine yakın ve
paralel; tavan, taban ve madenin stabilitesine göre; 50-150 m’lik tahkimatsız
galeriler açmak suretiyle açık işletme panosundan daha fazla üretim yapılmasına
imkan veren (üretim) işletme metodu.—> Şekil
1 ve 2.
BURGU
UCU, —> Lağım burgusu.
BUSTER, Yardımcı ünite.
BUSTER
KOMPRESÖR, Ana kompresörden daha
yüksek basınçlı hava elde etmek için kompresörün hava emiş tarafına veya
basınçlı havanın kullanıldığı yerde basıncı yükseltmek için, devreye seri
olarak kurulan yardımcı kompresör.
BUSTER
PERVANE, Bir galeriden geçen tüm
havanın basıncını yükselterek hava akımını artırmak için galeride kullanılan
yardımcı pervane.
BUSTER
TULUMBA, Ana tulumbaya emiş
kolaylığı sağlamak için kullanılan yardımcı tulumba.
BUSTER
VANTİLATÖR, Havalandırma
sisteminde ana vantilatörün yüksek depresyonla çalıştırılmaması için, direnci
yüksek olan yollara kurulan yardımcı vantilatör.
BUZULTAŞI,
—> Moren.
BÜNYE
NEMİ, Havada kuru kömür
numunesinin 105°C sıcaklıkta oksijensiz ortamda kalıcı bir ağırlığa ulaşıncaya
kadar kaybettiği—> Rutubet.
BÜR, Katlar veya tali katlar arasında bulunan; özellikle
maden naklinde kullanılan —> Kelebe veya
iç kuyu.
BÜYÜK
AÇIK İŞLETME, Günlük istihsali
1000 ton’dan fazla olan açık işletme.
BÜYÜK
HAZIRLIK, Ocaklarda ana kuyular,
kat lağımlarının sürülmesi, ana havalandırma ile su ihraç sistemleri, tumba ve
yükleme istasyonları hazırlanması ve bunların teçhizi gibi amenajman işleri.
BÜYÜK ONARIM, 1) Tesis, makine, cihaz ve aletlerin sürekli ve kuvvetli bir basınç ve
temas veya ısı ve nem altında bulunmayan veya bulunsa dahi kısa bir süre içinde
kırılması, aşınması, çürümesi olağan olmayan ana parçaların veya tesis kısmının
fabrikasyon hatası, ayar bozukluğu veya kaza gibi arızi nedenlerle kırılması,
çürümesi ve bozulması sonucu değiştirilmesi. 2) Olağan uzun dönemli
revizyonların gerektirdiği değiştirme ve onarım.