Eti Maden İşletmeleri
Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Yılmaz, dünyada bütün
sektörlerin Çin pazarı nedeniyle sıkıntıda olduğunu, Çinlilerin ise bor
madeni nedeniyle Eti Maden İşletmeleri'nden dertli olduğunu söyledi.
Eti Maden
İşletmeleri Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Yılmaz,
Balıkesir Bigadiç ve Bandırma, Kütahya Emet, Eskişehir Kırka ve Bursa
Mustafa Kemal Paşa'da bor mineralleri ve rezervlerinin bulunduğunu
belirterek, üretilen bor rezervlerinin yüzde 95'inin ihraç edildiğini
söyledi.
Eti Maden
İşletmelerinin kapasitesinin 2000'lerin başında 730 bin, kapasite
kullanımının ise 430 bin ton olduğunu anımsatan Yılmaz, şunları söyledi:
''2010 yılında 1 milyon 400 bine çıkarttığımız
kapasitenin tamamını kullanıyoruz. Bundan elde ettiğimiz ihracatta
2000'lerde 180-200 milyon dolarken, 2008'de 520 milyon dolara çıktı. Bu sene
650 milyon dolara yakın ihracat yapacağız.''
"Çin,
bize kota koymak istiyor"
Bor madeni
konusunda uzak Doğu ve Çin pazarına hakim olduklarını ifade eden Yılmaz,
şunları kaydetti: ''2002 yılında 9 milyon dolar bor madeni
ihraç ettiğimiz Çin'e 2008 yılında 209 milyon dolar bor madeni ihraç ettik.
Aynı şekilde uzak Doğu'da da 2002 yılında 34 milyon dolar olan bor madeni
ihracı 2008 yılında 286 milyon dolara çıktı.
Dünyada bütün sektörler Çin pazarı nedeniyle sıkıntıdayken Çinliler de bor
madeni nedeniyle Eti Maden İşletmelerinden dolayı sıkıntıda. İki sene önce
Çin'den 15 kişilik bir grup geldi ve bize kota koydurmak için
uğraşacaklarını söylediler. Çünkü biz Çin pazarının yüzde 75'inden fazlasını
aldık.''
"5 yıl sonra
Türkiye'nin en karlı kuruluşu olacağız"
2013 yılında 1
milyar dolar satış, 600 milyon lira da kar hedeflediklerini anlatan Yılmaz,
''Bu kar, çok büyük bir rakam. 2010 rakamları çıktığında karlılıkta
ilk 3'e gireceğimizi tahmin ediyoruz ama birinci çıkarsak da sürpriz olmaz.
5 yıl sonraki hedefimiz ise tabii kendi kategorimizde Türkiye'nin en karlı
kuruluşu olmak. Biz, hem üretimde hem karlılıkta, hem de ihracatta 5 yılda
sürekli büyüyeceğimizi taahhüt ettik'' diye konuştu.
"Biz 'kemiksiz ihracat' yapıyoruz"
Yaptıkları ihracatı
''kemiksiz'' diye tanımlayan Yılmaz, Eti Maden İşletmelerinin Türkiye'de 20.
büyük ihracatçı olduğunu belirtti.
Yılmaz, geçen yılki
karın 315 milyon lira olduğunu, bu seneki karın ise 420 milyon lirayı
geçeceğini söyledi.
Eti Maden
İşletmelerinin ithalatının sıfıra yakın olduğunu kaydeden Yılmaz,
''Önceden yatırımlarda kullanılan makine teçhizatları ithal ediliyordu. Ama
artık biz bu makine teçhizatları daha düşük maliyetlerle Türkiye'de imal
ettirmeye başladık. Böylece üretim safhasındaki ithalat, toplam üretim
maliyeti içinde çok cüzi bir rakama düştü'' dedi.
Yılmaz, şöyle
konuştu:
''Bizim ucuz, teknolojik ve dinamik bir
sistem kurmamız gerekiyor. Bu nedenle satın alma işlerini merkezileştirdik.
Böylece işletmeler asli görevleri olan üretime odaklanarak, kapasitelerinin
üzerinde üretim yapmaya başladılar. Birim karlılığımız çok arttı. Benzer
kalemlerde birkaç sene öncesine kadar 40 milyon TL tasarruf sağladık.
Türkiye ekonomisine 2008 rakamlarıyla 500 trilyon katma değerimiz var. Çünkü
madeni sıfırdan mamul halinde alıyoruz ve döviz haline getiriyoruz.''
"Kârımızın yüzde
80'ini hazineye aktarıyoruz"
Eti Maden
İşletmelerinin karının her sene yaklaşık yüzde 80'inin hazineye
aktarıldığını ifade eden Yılmaz, ''Eti Maden, hazineye 2000 yılında
3 milyon dolar temettü ödemiş. Bu rakam 2005 yılına kadar en fazla 46 milyon
dolar iken 2006 yılından sonra hazineye ödenen temettü artmaya başlamış ve
bu yıl 150 milyon dolar ödenecektir. Hazineye ödediğimiz temettünün 2011
yılında 200 milyon dolar, 2012'de 250 milyon dolar, 2013'te ise 290 milyon
dolar olmasını hedefliyoruz'' diye konuştu.
2004
yılından bu yana Eti Maden İşletmelerinin sadece bor madeni konusunda
çalıştığını hatırlatan Yılmaz, ''Eti Maden İşletmelerinin, 2004
yılından itibaren karlılık ve hazineye aktardığı temettü arttı''
dedi.
21
Mayıs 2010 Cuma, 10:39:30
En büyük 1000 leyjoner
2009 yılının en
büyük ihracatçıları belirlendi. Liderliği Renault aldı
Türkiye
İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, 2009 yılının en büyük
ihracatçısı 3 milyar 12 milyon 461 bin 935,15 dolar ile Oyak Renault
Otomotiv Fabrikaları A.Ş. oldu.
''Türkiye'nin en
büyük 1.000 ihracatçısı'' TİM Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyükekşi
tarafından düzenlenen toplantıyla açıklandı.
Büyükekşi'nin
verdiği bilgiye göre, 2009 yılında gerçekleştirilen 102,1 milyar dolarlık
ihracatın yüzde 62,2'sini ilk 1.000 ihracatçı firma gerçekleştirdi.
Türkiye'nin
ihracatının yüzde 53,4'ünü ilk 500 ihracatçı firma, yüzde 9,1'ini ikinci 500
ihracatçı firma ve yüzde 37,5'lik kısmını ise diğer ihracatçı firmalar
gerçekleştirdi.
EN BÜYÜK İHRACATÇILAR...
2009 yılının en
büyük ihracatçıları sıralamasında ilk sırada 3 milyar 12 milyon 461 bin
935,15 dolar ile Oyak Renault Otomotiv Fabrikaları yer alırken, ikinci
sırayı 2 milyar 84 milyon 111 bin 309,39 dolar ile Vestel Dış Ticaret,
üçüncü sırayı 2 milyar 81 milyon 957 bin 351,03 dolar ile Ford Otomotiv
aldı.
Sıralamada ilk
20 ihracatçı sırasıyla Tofaş, Tüpraş, Arçelik, Toyota Otomotiv, Habaş,
İçdaş, GSD Dış Ticaret, Diler Dış Ticaret, Şişecam Dış Ticaret, Çolakoğlu
Dış Ticaret, BSH Ev Aletleri, Pergamon-Status Dış Ticaret, Bosch Sanayi ve
Ticaret, Mercedes-Benz Türk A.Ş, Yücel Boru, Trakya Tekstil ve Giyim ile
Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü yer aldı.
Borda
satış hedefi bir milyar dolar
(veteknoloji.com - 18.12.2009)
Avrupa Birliği'nin
(AB), ''üremeye olumsuz etkili toksik madde'' listesine aldığı borda satış
hedefi, 2010 yılı için 1 milyar dolar olarak belirlendi.
AA muhabirinin Eti
Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü yetkililerinden edindiği bilgiye göre,
dünya bor rezervlerinin yüzde 70'inden fazlasına sahip olan Türkiye'nin bor
ihracatı, küresel krize bağlı olarak bu yıl geçen yıla oranla azaldı. Geçen
yılın tamamında 488 milyon dolar olan bor ihracatı, bu yıl Kasım sonu
itibariyle 395,5 milyon dolara geriledi. Yıl sonu itibariyle ihracat
tutarının 420 milyon dolara ulaşması öngörülüyor.
Geçen yılın
tamamında 1 milyon 395 milyon ton olan bor ihracatı, bu yıl Kasım sonu
itibariyle 927 bin ton düzeyinde gerçekleşti. İhracattaki düşüşte, küresel
krizin etkisi olduğu belirtiliyor.
İSO'nun 500 büyük
sanayi kuruluşu sıralamasında, geçen yıl 725 milyon liralık satış tutarı ile
üretimden net satışlar açısından 55'inci sıraya yükselen Eti Maden, 292,9
milyon liralık karı ile de 11. sırada yer almıştı. Bu yıl Kasım ayı sonu
itibariyle 254 milyon lira olan kurum karının yıl sonunda 300 milyon lirayı
geçmesi bekleniyor.
Kurum, 2009-2013
dönemi için strateji planını da oluşturdu. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)
tarafından onaylanan planda, kurumun, 2013 itibariyle 1 milyar dolarlık
satış gelirine karşılık 600 milyon dolar (900 milyon lira) kar elde etmesi
hedefleniyor.
Geçen yıl iç pazar
dahil 540 milyon dolar düzeyinde olan bor satışlarının, küresel krizin
etkisiyle, bu yıl 445-500 milyon dolara gerilemesi bekleniyor. Ancak, plana
göre, borun kullanım alanlarının giderek artması nedeniyle, Eti Maden'in bor
satışları, 2013 yılında 1 milyar dolara ulaşacak.
Edinilen bilgiye
göre, bu yılki bor ihracatının azalmasında, bor tüketimi açısından önemli
olan ülkelerin ekonomilerinde yaşanan küçülme etkili oldu. ABD, AB, Japonya,
Rusya ekonomilerindeki küçülmeye karşın, Çin ve Hindistan gibi ülkelerdeki
büyüme, ihracat açısından önemli fırsatlar sunuyor. Kurum, ürün
çeşitliliğini artırarak ihracatını artırmayı hedefliyor.
Dünyada bilinen bor
rezervlerinin yüzde 70'i Türkiye'de bulunuyor. Türkiye'den sonra en fazla
bor bulunan ülkeler ABD ve Rusya. Eti Maden, ihracatını artırmak için
2011'de Çin'de bir depo kurmayı planlıyor. Böylece depo sayısı 21'e
ulaşacak.
Türkiye'nin halan
yüzde 36 olan dünya bor pazarındaki payının, 2013 sonunda yüzde 39'a
çıkarılması hedefleniyor. Dönem sonunda bor kimyasalları ve eşdeğeri ürün
üretim kapasitesi 1 milyon 272 bin tondan 2 milyon 158 bin tona çıkarılacak.
Halen, Luksemburg,
Portekiz, İspanya, Belçika, İsviçre, İngiltere, Çek Cumhuriyeti, Fransa,
Slovak Cumhuriyeti, İrlanda, Slovenya, Avusturya, Macaristan, Hollanda, ABD,
Hırvatistan, Romanya, Yugoslavya, Bulgaristan, Finlandiya, Estonya, İsveç,
Latviya, Norveç, Litvanya, Danimarka, Rusya, İzlanda, Polonya, Beyaz Rusya,
Ukrayna, Singapur, Burma, BAE, Tayland, Umman, Endonezya, Hindistan, Hong
Kong, Sri Lanka, Güney Çin (Guanddong Eya), Bangladeş, Malezya ve Tayvan, G.
Afrika, Fildişi Sahilleri, Gana, Kenya, Zimbabwe, Nijerya, Benin, Uganda ve
Tanzanya'ya bor ihraç ediliyor.
Bor, nihai kullanım
alanı olan sektörlerde çoğunlukla bor kimyasalları şeklinde tüketildiği gibi
konsantre bor olarak doğrudan da tüketilebiliyor. Bor ürünleri; uzay ve hava
araçları, nükleer uygulamalar, askeri araçlar, yakıtlar, elektronik ve
iletişim sektörü, tarım, cam sanayi, kimya ve deterjan sektörü, seramik ve
polimerik malzemeler, nanoteknolojiler, otomotiv ve enerji sektörü,
metalurji ve inşaat gibi pek çok alanda kullanılıyor. Bor ürünlerinin yüzde
85'e yakını cam, seramik-frit, tarım ve deterjan sektörlerinde
değerlendiriliyor.
Özel bor
kimyasalları sanayinin Türkiye'de kurulması yönünde bir adım olarak 2013
yılı sonuna kadar üç ayrı özel bor kimyasalı üretimi planlanıyor. Bu alanda
yapılan yatırım çalışmaları kapsamında, ilk olarak 8 bin ton yıl kapasiteli
zirai bor üretim tesisi hizmete açıldı. Tesiste gerektiğinde bazı
modifikasyonlarla çinko borat üretimi de gerçekleştirilebilecek.
-AB'NİN BORU
ÜREMEYE ETKİLİ TOKSİK MADDE KAPSAMINA ALMASI-
Bu arada, AB'nin
boru ''üremeye etkili toksik madde'' sınıfına almasına ilişkin kararının
Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) götürülüp götürülmeyeceğine yönelik çalışmalar
da devam ediyor.
Türkiye, bu
karardan sonra, borun üremeye etkili toksik madde olmadığını kanıtlamak
üzere, 4 yabancı bilim adamının da görev aldığı bir bilimsel araştırma
başlatmıştı. Eti Maden işletmelerindeki işçiler üzerinde yapılan
araştırmanın ilk sonuçlarının gelecek yıl Ocak ayında alınması bekleniyor.
Yetkililer, kararın
DTÖ'ye götürülmesi halinde araştırma sonuçlarının önemli dayanak olacağını
vurguladı.
AB, dünya bor
rezervlerinin yüzde 70'inden fazlasına sahip olan Türkiye'nin itirazlarına
rağmen, boru, geçen yıl ''üremeye olumsuz etkili toksik madde'' listesine
almıştı.
AB, 67/548/ECC
sayılı AB Komisyonu direktifi doğrultusunda, tehlikeli maddelerin
sınıflandırılması, ambalajlanması ve etiketlenmesine yönelik çalışmalar
yapıyor. Direktif uyarınca, kimyasal maddeler, insan sağlığı yönünden risk
durumlarına göre 3 listede toplanıyor. İnsan üzerinde yapılan deneylere göre
sağlık üzerinde olumsuz etkileri belirlenen ürünler ilk listede yer alırken,
hayvanlar üzerinde yapılan deneylere göre insanları da olumsuz
etkileyebileceği öngörülen ürünler ''2 sayılı liste''de sınıflandırılıyor.
Şüphelenilen ve az riskli bulunan ürünler ise 3 sayılı listede bulunuyor.
Belirli aralıklarla yenilenen bu listelerdeki ürünler, ticaret sırasında
önemli kısıtlayıcı uygulamalara maruz kalıyorlar. Söz gelimi riskli bulunan
ürünler ihraç edilirken, ambalajlarının üzerine çok tehlikeli olduğunu
gösteren ''kuru kafa'' ya da çarpı şeklinde ''kemik'' logosu kullanılıyor.
Ayrıca AB'nin diğer mevzuatları kapsamında otomatik olarak ticareti
kısıtlayıcı etkileri oluyor.
Üçüncü listedeki
ürünlerin ise sadece etiketlerine ilişkin düzenlemeler bulunuyor.
AB komisyonu,
borun, ''üremeye olumsuz etkili toksik madde'' olduğu gerekçesiyle 2 sayılı
listede yer almasına ilişkin direktifi, 9 Haziran 2008'de kabul etti. Karar,
15 Eylül'de Topluluk Resmi Gazetesi'nde, 20 gün sonra yürürlükte olmak üzere
yayımlandı.
Türkiye, AB'nin
kararını, ''bilimsel temellere dayanmadığı ve ticarette teknik engel
oluşturmaya yönelik olduğu'' gerekçesi ile DTÖ nezdinde dava etmeye
hazırlanıyor.
Yıllık yaklaşık 500
milyon dolar düzeyinde olan bor ihracatının 130-140 milyon doları AB'ye,
yüzde 50'si Çin, Japonya, Malezya gibi Uzak Doğu ülkelerine yapılıyor. AB'ye
ihracatta düşüşte, sınıflandırma kararından çok küresel krizin daha etkili
belirtiliyor.
Kriz
'bor'u vurdu, ihracat 140 milyon dolar düştü (ZAMAN
- 15.12.2009)
Ekonomik kriz, maden ihracatında önemli bir yer tutan bor minerallerini de
vurdu. Dünya pazarını elinde bulunduran Türkiye'nin satışları, geçen yıla
göre yüzde 27 düştü
Zaman'ın edindiği
bilgilere göre Eti Maden İşletmeleri (Eti Maden) geçen yıl toplam 518 milyon
dolarlık bor ihracatı yapmıştı. Rakam bu yıl aralığın ilk haftası itibarıyla
378 milyon dolara geriledi. Bor mineralleri en çok inşaat, otomotiv ve
elektronik sektörlerinde kullanılıyor. Uzmanlar, küresel ekonomideki
düzelmeyle birlikte ihracatın da tekrar artışa geçeceğini belirtiyor.
Dünya bor rezervlerinin yüzde 72'si Türkiye'de
bulunuyor. Bor pazarını yöneten Eti Maden, daha çok konsantre ve rafine bor
ürünleri satıyor. Üretilen bor ağırlıklı olarak yurtdışına satılırken iç
pazarda da seramik, cam ve kimya sanayii, metalürji, temizleme ve beyazlatma
sanayii gibi sektörlerde kullanılıyor. Bor minerallerini cevher şeklinde
satmak yerine, işleyip kimyasal ürüne dönüştürerek satmak çok daha yüksek
gelir sağlıyor. Türkiye, bor pazarını elinde bulundurmakla birlikte ABD,
Rusya, Arjantin, Şili ve Çin de değişik miktarlarda üretim yapıyor. Devlet
Planlama Teşkilatı (DPT) verilerine göre dünya bor mineralleri rezervinin 1
milyar ton civarında olduğu tahmin ediliyor. Bilinen rezervlerin yaklaşık
yüzde 80'i Türkiye ve ABD'de bulunuyor.
Global ekonomik kriz ve sanayi üretimindeki
düşüş, Türkiye'nin bor satışlarını da olumsuz etkiledi. Dünya pazarlarına
satış yapan Eti Maden, 2008'de 65 milyon doları konsantre bor, geri kalanı
bor kimyasalları ve eşdeğer ürün olmak üzere toplam 518 milyon dolarlık
ihracat gerçekleştirdi. Bu yıl ise aralık ayının ilk haftası itibarıyla 13
milyon doları konsantre olmak üzere toplam 378,9 milyon dolarlık ihracat
yapıldı. Uzmanlar, satışlardaki düşüşte ekonomik krizin etkili olduğunu
ifade ediyor. Ayrıca bor fiyat politikalarının da bu konuda olumsuz etki
yaptığı kaydediliyor. Uzmanlara göre bor fiyatları mutlaka borsada
belirlenmeli. Uluslararası pazarlara entegre olunmalı ve borun satış fiyatı,
dünya emtia fiyatlarındaki değişime uygun olmalı.
Nükleer teknolojiden sabuna kadar
her alanda kullanılıyor
Eti Maden'in geçen yıl ürettiği 1,5 milyon ton borun 49 bin tonu iç pazarda
tüketildi. DPT Özel İhtisas Komisyonu raporuna göre borun belli başlı
kullanım alanları şöyle: Seramik, cam ve kimya sanayii, metalürji, temizleme
ve beyazlatma sanayii, yanmayı önleyici (geciktirici) maddeler, nükleer
uygulamalar ve rafine bor imalatı. Ayrıca ahşap, silisyum üretimi, döküm,
korozyonu önleme ve yapıştırıcı gibi ürünler de borun diğer bazı kullanım
alanları arasında yer alıyor. Öte yandan bor tüketimi ülkeden ülkeye
farklılık gösterebiliyor. ABD, boru daha çok fiberglas izolasyon sanayiinde
kullanırken Batı Avrupa'da ise sabun ve deterjan sanayii bor tüketiminde ilk
sırada yer alıyor. Japonya'da da borun en büyük tüketim alanı tekstil ve
fiberglas sanayii.
Bor katkılı gübre, tarımda verim ve
kaliteyi artırıyor
Türkiye'nin en önemli yer altı zenginliklerinin başında gelen bor, tarımda
kullanıldığında mahsul verim ve kalitesini artırıyor. Ulusal Bor Araştırma
Enstitüsü (BOREN) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Zafer Sunu, son
yıllarda yapılan araştırmalarda, tarımda borlu gübreler kullanıldığında
başta tahıllar olmak üzere birçok mahsulün verim ve kalitesinde ciddi
yükselmeler görüldüğünü açıkladı. Sunu, "Son yıllardaki çalışmalarda, dünya
ve Türkiye topraklarında mikro besin elementleriyle ilgili problemlerin
yaygınlık gösterdiği ortaya koyulmuştur. Bunlardan biri de bordur. İki
yıllık tarla denemeleri sonuçlarına göre bor uygulamasıyla ekmeklik buğday
dane veriminde çok önemli artışlar elde edilmiştir." dedi. Türkiye'de toplam
9,5 milyon hektarlık alanda buğday ekildiğini ve yılda ortalama 20 milyon
ton mahsul elde edildiğini kaydeden Mustafa Zafer Sunu, "Hektar başına 2,5
kg bor kullanılırsa yüzde 35 verim alınıyor. Bu oran sarımsakta 2 kg'da
yüzde 22, yoncada 3 kg'da yüzde 30, domateste 1,5 kg'da yüzde 18, fındıkta 2
kg'da yüzde 19, pirinçte ise 3 kg'da yüzde 20 çıkıyor." şeklinde konuştu.
Ancak borlu gübrenin fazla kullanılması halinde zararlı sonuçlar da
çıkabileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Sunu, "Kontrole göre hektar başına
3 kg bor uygulaması, örtülü masurada yetiştirilen çilek bitkisinde yüzde
27'lik artış sağlarken aynı doz, açık sistemde yüzde 12 oranında artışa
sebep olmaktadır. BOREN tarafından üretilen bor içerikli gübre, gerek
topraktan gerekse dozu iyi ayarlanmak şartıyla yapraktan kullanılabilir."
açıklamasını yaptı.
Eti Maden'den yanmayan
kumaş mobilya ve kablo (TÜRKİYE - 12.10.2009)
BURSA -AA- Dünya bor ihracatında liderliği ele geçiren Eti Maden'in
Bandırma tesislerinde üreteceği çinkoborat ile yanmayan kumaş, mobilya ve
elektrik kabloları imal edilebilecek.
Eti Maden Bandırma Bor ve Asit Fabrikası İşletme Müdürlüğü bünyesinde 4,1
milyon dolarlık yatırımla kurulan yeni tesis nisan ayında deneme
üretimlerine başladı.
Yılda 8 bin ton kapasiteli tesis, zirai bor üretimi için yaptırıldı ancak
borun birçok yan ürününü imal edebilecek ölçüde dizayn edildi. Tesis, zirai
borun dışında borun ahşap koruyucu türevleri ile yanmaz özellikteki
çinkoborat üretimi de yapacak.
Yetkililer, Türkiye'de ilk olan fabrikada borun antiseptik özellikteki yan
ürününün de üretilebileceğini belirterek, "Normalde ağaçlar yüksek
maliyetlerle kromla kaplanıyor. Özellikle telefon direklerinde maliyet
yüksek oluyor. Yüksek basınç altında yapılan bu işlem çok pahalıya patlı
yor. Bizim üreteceğimiz bor ürünü ile ağaçların ömrü uzayacak. Ahşap ürünler
yıllarca korunmuş olacak. Haşereler ağaçlara zarar veremeyecek" dedi.
Tesislerde diğer önemli bir ürün olan çinko boratın da üretileceğini dile
getiren yetkililer, şunları kaydetti:
"Tesiste istediğimiz anda bu ürünü üretebileceğiz. Çinko borat sayesinde
yanmayan kumaş, mobilya ve elektrik kabloları imal edilebilecek. Özellikle
elektrik tesisatlarında kabloların yanma sıcaklığı ötelenerek üst seviyelere
çıkarılacak ve risk düşecek. Yanmayan kumaşlar ile tekstil sektöründe yeni
bir sayfa açılacak. Yanmaz özellikteki mobilyaları daha fazla duyacağız. Ar-Ge
çalışmalarımız aralıksız sürecek. Dünya pazarını ABD, Rusya ya da Çin'e
kaptırmaya hiç niyetimiz yok."
Petrol-İş Sendikası Bandırma Şubesi Başkanı Recep Gökdeniz de Türkiye bor
ihracatının 500 milyon doları geçtiğini, 2011-2012 yılı hedefinin 1 milyar
doların üzerine çıkmak olduğunu söyledi.
Stratejik bir ürün olan bor cevherinin sanayide 350'den fazla alanda
kullanıldığını dile getiren Gökdeniz, Türkiye'de yapılan Ar-Ge çalışmaları
ile borun yan ürünlerinin üretilmeye başlandığını, bunun ihracatı olumlu
etkileyece ğini bildirdi.
Gökdeniz, dünya bor rezervinin yüzde 70'ine sahip Türkiye'nin ihracatta 60
milyar doları yakalayabileceğini vurgulayarak, "Dünyanın bu ürüne talebi
giderek artıyor. Yeni yatırımlar bor üzerine yapılıyor. Bu konuda Türkiye,
yıldızı parlayan bir ülke olarak dünyanın dikkatini çekiyor" dedi.
Eti’de kapasite artacak
(İLK HABER - 31.07.2009)
Eti Maden Bandırma İşletme Müdür Yardımcısı Ersin Demirci, işletme
bünyesindeki boraks ve sülfürik asit tesislerinin kapasitesinin
artırılacağını söyledi.
İşletme bünyesinde faaliyetini sürdüren borik asit fabrikasının 85 bin ton
olan yıllık kapasitesinin 185 ton/yıla çıkartılacağını açıklayan Demirci,
projenin yatırım maliyetinin yaklaşık olarak 73 milyon TL öngörüldüğünü
söyledi. Yeni tesislerin hizmete girmesiyle birlikte işletmenin yurt
içindeki satışlardan yıllık 124 milyon TL yurt dışı satışlarından ise 737
milyon dolar gelir beklendiğini kaydeden Demirci, tesislerde çalışacak olan
personel sayısının ise 100 kişi olacağını, işletmede işlenecek olan borun
ise Kütahya Emet’ten getirileceğini dile getirdi. İşletme bünyesindeki
Sülfürik Asit Fabrikalarının da kapasite artırımına gideceklerini açıklayan
Demirci, işletme bünyesinde 240 bin ton/yıl sülfürik asit üretimin 480 bin
ton/yıla çıkartılacağını söyledi. Demirci, burada üretilen sülfürik asitin
tamamının borik asit işletmelerinde değerlendirileceğini açıkladı.
Ağıldere’nin boyu yükseltilecek
Kapasite artışıyla birlikte ortaya çıkacak olan atıkların Levent
Mahallesinde bulunan Ağıldere barajında depolanacağını dile getiren Demirci,
işletme olarak 25 metre olan baraj yüksekliğini 40 metreye çıkartacağız.
Ayrıca işletme müdürlüğümüz bünyesindeki arıtma tesislerinin yapım
çalışmaları Ağustos sonunda sona erecek. İşletme olarak çevreye karşı
duyarlıyız. 600 Evler Mahallesinde bulunan işletmelerimizde üretim
sonrasında oluşan şlamın sevkiyatında özel donanımlı araçlar kullanıyoruz”
dedi.
Buhar santrali yerli kömürle karşılanacak Kapasite artırımıyla birlikte
işletme bünyesindeki buhar santralinin de kapasitesinin arttırılacağını dile
getiren Demirci, günde 10 ton olan kömür tüketiminin ise 135 tona çıkacağını
santralde ise yerli kömürün tüketileceğini sözlerine ekledi.
Borlu
gübre' için deneme üretimi başladı.
(Dünya Online - 21.06.2009)
Bor gübresinin
kullanılacağı bölgeler yapılacak toprak tahlillerinden sonra belirlenecek
ANKARA - Dünyada bir çok ülkede kullanılan
borlu gübre artık Türkiye'de de kullanılacak. Tarımda verimlilik ve üretim
kapasitesini artıracak olan borun, gübre tesislerinde deneme üretimine
başlandı.
Edinilen bilgiye göre, Eti Maden İşletmeleri
Genel Müdürlüğünün Bandırma'da kuruluş çalışmaları tamamlanarak deneme
üretimine başlayan tesislerinde yılda 8 bin ton bor gübresi üretilecek.
İlgili kuruluşlar ile yapılan görüşmeler ve hazırlanan programa göre, borlu
gübre, bor eksiği bulunan bölgelerde tarımsal üretim amacı ile kullanılacak.
Tarımda verim ve kaliteyi artıracak olan bor
gübresinin kullanılacağı bölgeler yapılacak toprak tahlillerinden sonra
belirlenecek. Bor gübresi ile Türkiye'nin tarımsal üretim potansiyelinin
büyük oranda arttırılması amaçlanıyor.
Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünün
tamamen kendi imkanları ile gerçekleştirdiği Bandırma bor üretim
tesislerinde üretilecek bor gübresinin ihracatının yapılması da öngörülüyor.
Yapımına 2007 yılı sonunda başlanarak yaklaşık
bir yıl gibi bir sürede tamamlanan tesisler, teknoloji ve altyapısı dahil
olmak üzere tamamen Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından
"anahtar teslim" olarak gerçekleştirildi.
Bor ihracatı bu yıl da
sevindirecek (SABAH - 14.06.2009)
Dünyanın en büyük rezervlerini elinde
bulunduran Türkiye'nin bor ihracatı her geçen yıl artıyor.
Edinilen bilgiye göre, Türkiye'de ve dünyada
maden ihracatının lider ürünü konumundaki bor üretimini çeşitlendirerek,
üretiminin önemli bir bölümünü de ihracata yönlendiren Eti Maden İşletmeleri
Genel Müdürlüğü, bu yıl bor ihracatını 650 milyon dolar olarak belirledi.
Geçen yıl, hedefinin üzerinde ihracat
gerçekleştiren kurum, 2008 yılında toplam bor ihracatını 500 milyon dolar
olarak öngörmesine karşın, yurt dışında yapılan yeni bağlantı ve alınan
siparişler sonrasında bunu, 520 milyon dolar düzeyine çıkarmıştı.
KRİZE RAĞMEN İHRACAT ARTTI
Dünyada yaşanan ekonomik ve küresel krize
rağmen ihracatı artırdıklarını ifade eden kurum yetkilileri, geçen yıl
gerçekleştirilen bu artışın 2009 yılına taşınarak, 2009 yılı toplam bor
ihracat hedefinin de iç satışlar dışında 650 milyon dolar olarak
öngörüldüğünü belirttiler.
Dünyadaki mevcut bor rezervlerinin yaklaşık
yüzde 72'sine sahip olan Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünün, 2012
yılındaki toplam bor ihracat hedefi ise 1 milyar dolar olarak öngörülüyor.
Kurumun, bor ihracatının önemli bir bölümü
Avrupa ve Uzak Doğu ülkeleri ile ABD başta olmak üzere yaklaşık 70 ülkeye
yapılıyor.
29.05.2009 - Eti Maden’den açıklama
Bandırma Bor ve Asit Fabrikaları İşletme
Müdürlüğü basın kuruluşlarında fabrikanın üretiminin durmasıyla ilgili çıkan
haberler üzerine bir açıklama yaptı. Açıklamada yerel basında çıkan
“ekonomik kriz sebebiyle üretim durdu” haberlerinin işletmenin itibarını ve
ihracatını olumsuz yönde etkilediği öne sürüldü.
Bandırma Bor ve Asit Fabrikaları İşletme
Müdürü Recep Şekerci “Kamu kuruluşu olan işletmemiz 2840 sayılı kanun
gereğince borların ülkemizdeki tek işleticisidir. Kurumumuz 518 milyon dolar
ile en fazla döviz girdisi sağlayan kuruluşlardan biridir. Yeterince
inceleme ve araştırma yapılmadan ortaya çıkarılan bu tür haberler üretiminin
yüzde 92’sini ihraç eden kurumumuzun ticari itibarını ve rekabet koşullarını
olumsuz etkilemektedir” dedi.
Her fabrikanın iş
programında yıl içinde bir aylık periyodik bakımın ön görüldüğünü dile
getiren Şekerci şunları kaydetti “Müdürlüğümüze bağlı fabrikalarda iş
yoğunluğu nedeniyle uzun yıllar periyodik bakım yapılamamıştır. Bu sene
tamamen teknik zorunluluklar nedeniyle işletmemize bağlı fabrikalarda
bakım,onarım ve iyileştirme çalışmaları yapma zorunluluğu doğmuştur. Üretime
bu nedenle ara verilmek zorunda kalınmıştır. Söz konusu teknik çalışmalar
bitmesiyle birlikte üretime devam edilecektir”
16 Nisan 2009 - Ilkhaber.com.tr
Eti Maden’den açıklama
Bandırma Bor ve Asit Fabrikaları İşletme
Müdürlüğü basın kuruluşlarında fabrikanın üretiminin durmasıyla ilgili çıkan
haberler üzerine bir açıklama yaptı. Açıklamada yerel basında çıkan
“ekonomik kriz sebebiyle üretim durdu” haberlerinin işletmenin itibarını ve
ihracatını olumsuz yönde etkilediği öne sürüldü.
Bandırma Bor ve Asit Fabrikaları İşletme
Müdürü Recep Şekerci “Kamu kuruluşu olan işletmemiz 2840 sayılı kanun
gereğince borların ülkemizdeki tek işleticisidir. Kurumumuz 518 milyon dolar
ile en fazla döviz girdisi sağlayan kuruluşlardan biridir. Yeterince
inceleme ve araştırma yapılmadan ortaya çıkarılan bu tür haberler üretiminin
yüzde 92’sini ihraç eden kurumumuzun ticari itibarını ve rekabet koşullarını
olumsuz etkilemektedir” dedi.
Her fabrikanın iş programında yıl içinde
bir aylık periyodik bakımın ön görüldüğünü dile getiren Şekerci şunları
kaydetti “Müdürlüğümüze bağlı fabrikalarda iş yoğunluğu nedeniyle uzun
yıllar periyodik bakım yapılamamıştır. Bu sene tamamen teknik zorunluluklar
nedeniyle işletmemize bağlı fabrikalarda bakım,onarım ve iyileştirme
çalışmaları yapma zorunluluğu doğmuştur. Üretime bu nedenle ara verilmek
zorunda kalınmıştır. Söz konusu teknik çalışmalar bitmesiyle birlikte
üretime devam edilecektir”
16 Nisan 2009 Perşembe -STAR
5 Bin yıl yetecek bor madeni bulundu
Kütahya'nın Emet ve Hisarcık ilçelerinde, Eti Maden İşletmeleri Genel
Müdürlüğü'nün yaptığı sondaj çalışmalarına göre yaklaşık 1 milyar ton bor
madeni rezervi bulunduğu tahmin ediliyor. Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN)
Başkanı Erk İnger, dünyada çıkarılan borun yüzde 40'ını ABD'nin tükettiğini
belirterek, dünya bor rezervinin yüzde 70'inin bulunduğu Türkiye'de ise bu
oranın yüzde 1'de kaldığını söyledi.
BOR
ZENGİNİ EMET
Sanayide kullanılan ve çağın madeni olarak tanımlanan borun dünyadaki
rezervinin yaklaşık yüzde 70'i Türkiye'de, bunun yüzde 70'i de Emet'te
bulunuyor.
50
YIL ÖNCE BULUNDU Bölgede bor madeninin varlığı, 1956 yılında, Maden Tetkik
Arama Genel Müdürlüğünde (MTA) görevli Alman Jeolog Dr. Gawlik tarafından
ilçe merkezinin 4 kilometre kuzeyindeki Espey mevkisinde ve 12 kilometre
güneyindeki Hisarcık ilçesinde tespit edildi.
ETİBANK İŞLETİYOR
Emet'teki bor sahaları, MTA tarafından 1958 yılında Etibank'a verildi.
Espey'deki sahaların bir bölümü özel şirketlerce, geri kalanı ise Etibank
tarafından bir süre işletildi. İlk yıllarda yer altı işletmeciliği yapan bu
kuruluşlar, daha sonra boru açık işletme sistemiyle çıkarmaya başladı. O
yıllarda Hisarcık'taki sahalarda ise Etibank'a bağlı Emet Kolemanit
İşletmesince açık ocak üretimi yapıldı.
İsmi Emet Bor İşletmesi olarak değiştirilen kurum, 1958 yılında resmen bor
üretimine başladı. Espey yakınındaki Killik mevkisinde 1957 yılında özel
sektör kuruluşlarınca işletilen sahalar, 1979'da dönemin Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Deniz Baykal tarafından kamulaştırılarak, Emet Bor
işletmesine devredildi. Bölgedeki tüm maden ocakları 1990'da açık işletmeye
dönüştürülerek, bor üretimine devam edildi.
BOR
MADENİNİN KULLANIM ALANLARI
Bor
mineralleri ve bileşikleri doğrudan kullanılamıyor, ancak sanayinin birçok
dalında katkı maddesi olarak değerlendiriliyor.
Cam
elyaf, optik ve teknik cam endüstrisi, sır ve emaye üretimi, boya ve diğer
bazı kimyasalların yapımı, seramik, gübre, fotoğrafçılık, ilaç, deri,
demir-çelik, kozmetik, sabun ve deterjan sanayisi, enerji sektörü ve nükleer
uygulamalarda kullanılan bordan son yıllarda uzay araçlarının üzerlerinin
kaplanması, ısı yalıtımı, pil, yanmaz kumaş, çelik yelek, askeri tank
zırhları imalatında ve araç yakıtı olarak yararlanılıyor.
GELECEĞİN PETROLÜ OLARAK GÖRÜLÜYOR
ABD'deki petrol kaynaklarının azalmasından sonra araç yakıtı olarak
kullanılabileceğinin belirlenmesi, borun stratejik önemini artırdı.
Türkiye'nin ihraç kalemlerinden de biri olan bor, ABD, Japonya, Çin, Rusya,
Avrupa Birliği (AB) ve Afrika ülkelerine gönderiliyor.
5000 BİN YIL ÖMRÜ VAR
Eti
Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü yetkilileri, Emet ve Hisarcık'taki
sahalarda yapılan sondajlara göre yaklaşık 1 milyar ton bor rezervi
bulunduğunu saptadı.
Müdürlük tarafından rezerv tespiti için çalışmaların MTA Genel Müdürlüğü
bünyesinde sürdürüldüğüne işaret eden yetkililer, sondajlara bu yıl da devam
edileceğini kaydetti.
Emet Bor İşletmesinin yıllık bor üretimi ve satışının yaklaşık 200 bin ton
olduğunu ifade eden yetkililer, bölgedeki bor madeninin ömrünü 5000 yıl
olarak tahmin ettiklerini belirtti.
BORLU ÇİMENTO ÜRETİMİ PROJESİ
Yetkililer, işletmede 830 işçi ve memurun çalıştığını bildirerek, bor ve bor
atıklarından çimento imalatında katkı malzemesi olarak kullanılması yönünde
çalışmalara devam edildiğini anlattı.
Eti
Maden İşletmeleri Genel Müdürü Orhan Yılmaz tarafından başlatılan çalışmalar
kapsamında teknik ekibin, dayanaklı çimento ve beton asfalt yapımı için
gerçekleştirilen deneylerden olumlu sonuç alındığına dikkati çeken
yetkililer, çimento üretimi için proje çalışmalarına ağırlık verdiklerini
duyurdu.
BORİK ASİT FABRİKASI ZİNCİRİNE YENİ HALKA
Emet'te üretilen borun işlenmesi konusunda da önemli çalışmalar yapılıyor.
Bor
madeninden elde edilen borik asit, daha önce Balıkesir'in Bandırma
ilçesinde, Eti Maden İşletmelerinin tesislerinde üretiliyordu. Bu tesisin
ekonomik ömrünü tamamlamasının ardından Emet'te 2002 yılında borik asit
fabrikası kuruldu.
Yıllık 100 bin ton borik asit üretilen fabrika, yurt içi ve yurt dışından
gelen talepleri karşılayamayınca Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü
tarafından ikinci fabrikanın kurulmasına karar verildi.
YENİ TESİS YAPILACAK
Mevcut fabrikanın yanındaki alanda bu ay sonunda inşaatına başlanacak
tesiste, yıllık 100 bin ton borik asit kapasitesiyle 2010 yılında üretime
başlanması hedefleniyor.
"BU
DEĞER YÜKSELTİMELİ"
Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) Başkanı Erk İnger, Avrupa Birliği
(AB) ülkeleri, yılda toplam 200 milyon euro'luk bor ithalatı yaparken, bor
kullanarak ürettikleri ürünlerden 89 milyar avro kazandığını belirterek,
''Üniversite-sanayi işbirliğiyle teknolojik altyapıyı geliştirerek, bordan
elde ettiğimiz katma değeri yükseltmeliyiz'' dedi.
BİZDE TÜKETİM SADECE YÜZDE 1
Erk
İnger, dünyada çıkarılan borun yüzde 40'ını ABD'nin tükettiğini belirterek,
dünya bor rezervinin yüzde 70'inin bulunduğu Türkiye'de ise bu oranın yüzde
1'de kaldığını söyledi.
Türkiye'den çıkarılan borun yüzde 90'ının ihraç edildiğini, yüzde 10'luk
bölümünün ise genellikle cam, seramik ve temizlik sektörlerinde
kullanıldığını dile getiren İnger, beş yıl önce faaliyete geçen BOREN ile
sanayi-üniversite iş birliğinde borun kullanım alanlarını artırmayı ve yeni
ürünler geliştirmeyi hedeflediklerini ifade etti.
İnger, Balıkesir, Eskişehir ve Kütahya'da bulunan rezervlerden çıkarılan
borun, rafine ürün haline getirildikten sonra ihraç edildiğini anlatarak,
şöyle konuştu: ''Türkiye'nin ihraç ettiği rafine borun maddi karşılığı, 200
milyon avro civarında... AB ülkeleri ise yılda toplam 200 milyon avroluk bor
ithalatı yaparken, bor kullanılarak ürettikleri ürünlerden 89 milyar avro
kazanıyor. Üniversite-sanayi iş birliğiyle teknolojik alt yapıyı
geliştirerek, bordan elde ettiğimiz katma değeri yükseltmeliyiz.''
YENİ KULLANIM ALANLARI
Borun kullanım alanlarının artırılması amacıyla dünyada yapılan çalışmalara
da değinen İnger, beyin ve cilt tümörleri için deneysel bir kanser tedavisi
yöntemi olan bor ile nötron yakalamalı terapi (bor izotopunun kanserli
hücrelerin yok edilmesinde kullanılması) ve bor ile elektrik elde edilmesine
yönelik çalışmaların, Türkiye'de de sürdürüldüğünü ifade etti.
İnger, bor füzyon santrali yoluyla elektrik elde etme çalışmalarının
başarıya ulaşması durumunda, elektriğin kilovatsaat (KWH) maliyetinin 1
kuruşun altına ineceğini belirterek, bor füzyon santralinin, nükleer
santrale göre ''sıfır radyasyon'' avantajının bulunacağını kaydetti.
BOREN olarak 15'i aşkın ürün geliştirdiklerini, 100'ü aşkın projeyi de devam
ettirdiklerini anlatan İnger, bazı projelerde, diğer ülkelerden ileri
konumda bulunulduğunu ifade etti.
Ankara, 11 Nisan 2008 - TGRT Haber
ETİ
Maden'den dünya çapında bir buluş
ETİ Maden İşletmeleri,
bir ilki başardı ve dünya çapında bir buluşa imza attı. Düşük yoğunluklu bor
cevherini, bilinenlerden daha yüksek yoğunluklu ve kaliteli hale getirerek
KALSİNE TİNKAL adlı yeni ürünü başarıyla üreten ETİ Maden İşletmeleri Genel
Müdürlüğü, bu yeni buluş için Türk Patent Enstitüsü'ne de başvurdu. TGRT
Haber'e özel açıklamalarda bulunan Genel Müdür Orhan Yılmaz, yeni ürün ile
ilgili olarak daha şimdiden uluslararası piyasalardan büyük talepler
geldiğini söyledi.
KalcineTinkal? Bir çoğumuzun telaffuz etmekte bile zorlandığı
bu sözcükler, Eti Maden İşletmeleri'nin, Türkiye'nin en stratejik madeni
olan bordan geliştirdiği yeni ürünün adı. Son 5 yıldır bor kimyasalları
üretiminde ve satışında büyük atılımlar yapan İşletme, bir ilke imza atarak
geliştirdiği yeni ürüne dünya çapında patent alıyor. Ürünü Ar-ge safhasından
tesis safhasına kadar kendilerinin tamamladıklarını belirten Genel Müdür
Orhan Yılmaz, yeni ürünün klasik yöntemden farkını şöyle açıklıyor. Diğer
türlere göre, yüzde 50 daha pahalıya satılan yeni ürünün büyük rağbet
gördüğünü ve özellikle izolasyon sektöründen talep geldiğini belirten
Yılmaz, Eskişehir-Kırka tesislerinde ürettikleri 20 bin ton ürünü daha
şimdiden sattıklarını söyledi. Kurumun adından dolayı madencilik kuruluşu
gibi algılandığından da şikayet eden Yılmaz, aslında madenden itibaren bor
kimyasalları üreten bir kuruluş olduklarını vurguladı. Yılmaz, yine
kamuoyunda yanlış bilinen hammadde satışını da şiddetle yalanladı. Son beş
yılda üretimi yüzde 153 artırarak 1 milyon 100 bin tona çıkardıklarını
söyleyen Yılmaz satışlarda da çok iddialı.
17 Mayıs 2009 Pazar -HT EKONOMİ
37 milyon dolarlık ihracat Nisan
ayında, Bandırma Limanı'ndan 37 milyon dolarlık ihracata karşılık, toplam 99
milyon dolar ithalat yapıldı
Bandırma Limanı'ndan nisan ayında 37 milyon dolarlık ihracat yapıldığı
bildirildi.
Bandırma Liman Başkanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, nisan ayında
en çok ihracatı Eti Maden İşletmecileri A.Ş, en çok ithalatı ise
Bandırma Gübre Fabrikaları A.Ş (BAGFAŞ) yaptı.
Nisan ayının ihracat birincisi Eti Madencilik İşletmeleri A.Ş, Letonya,
Finlandiya, Belçika, İngiltere, Suriye, Rusya, Romanya, Mısır, Bulgaristan,
Türkmenistan, İspanya ve Sırbistan'a toplam 12 milyon 323 dolar tutarında
boraks, asitborik, kolemanit cevheri gibi ürünler gönderdi.
İthalat birincisi BAGFAŞ ise Suriye, Ukrayna, Kazakistan ve Bulgaristan'dan
toplam 9 milyon 147 bin dolarlık kalsiyum fosfat, amonyum sülfat, amonyak,
kükürt ve sülfürik asit satın aldı.
20-04-2009 - HABERORTAK
Eti Maden`den bor için büyük yatırım
Eti Maden`in Bandırma`da zirai bor üretimi için 4,1 milyon dolar maliyetle
yaptığı tesis, bu ay içinde deneme üretimlerine başlayacak.
Eti Maden yetkililerinden aldığı bilgiye göre, Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığının ilişkili kuruluşu Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) ve
Türkiye`deki bazı üniversiteler, borun tarımdaki etkileri konusunda geniş
çaplı araştırmalar yapıyor
Araştırmalarda bor cevherinin, buğday, yonca, sarımsak, pancar, fasulye,
nohut ve kolza gibi birçok üründe yüzde 20-30 civarında verim artışı artışı
sağladığı belirlendi. Özellikle Konya, Afyonkarahisar, Karaman, Aksaray,
Niğde, Nevşehir ve Kayseri illerini içine alan orta-güney Anadolu tarım
bölgesinde yapılan analizlerde, borun buğdayda yüzde 38`e varan oranlarda
verim artışı sağladığı ve kuraklığa karşı dayanıklılığı artırdığı ortaya
çıktı.
Tarımda yeni sayfa açacağı söylenen borun tarımda gösterdiği bu performans
üzerine Eti Maden Bandırma Bor ve Asit Fabrikası İşletme Müdürlüğü
bünyesinde zirai bor üretimi için harekete geçildi.
Geçen yıl, tarımda kullanılmak üzere mikro besleyici zirai bor üretimi için
yatırım yapıldığını ifade eden yetkililer, 4,1 milyon dolarlık yatırımla
hayata geçirilen tesisin bu ay içinde deneme üretimlerine başlayacağını
bildirdi.
Aslında bazı çiftçilerin boru yakından tanıdığını ve kullandığını dile
getiren yetkililer, ``Zeytin üreticileri yıllardır tarlasında bor
kullanıyor. Tabi bu biraz daha kontrolsüz oluyordu. Şimdi yeni tesisimizde
yılda 8 bin ton zirai bor üretilecek. Kontrollü üretim ile üretim miktarları
değişecek`` dedi.
Türkiye`de ilk kez üretilecek mikro besleyici bu ürünün tarımda verimliliği
artıracağını vurgulayan yetkililer, ``Dünya bor rezervinin yüzde 70`i
Türkiye`de bulunuyor. Türkiye ve dünyadaki tarım topraklarının önemli
bölümünde ise bor noksanlığı yüzünden verimde sorunlar yaşanıyor. Bu
ürünümüz Türkiye`de tarımı yeniden şekillendirecek. Ayrıca toprakları bor
sıkıntısı yaşayan dünyanın birçok ülkesine ihraç etme olanağı da olacak``
diye konuştu.
Yetkililer, zirai borun, noksanlığı görülen yerlerde kullanılması durumunda
verimde artışı sağlayacağını, fazla görülen tarım alanlarında kullanılması
halinde ise üründe zarara yol açacağına işaret ederek, bu nedenle toprak
analizlerine göre hareket edilmesi gerektiğini bildirdi.
17 Mart 2009 Salı - NETHABER
Tayyip Erdoğan, Ciner Grup ve Eti Maden ortaklığının tesisini açtı... MHP'li
aday Yavaş, Erdoğan'ı çiçekle karşıladı.
Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Beypazarı'nda Eti Maden ile Ciner Grubu'nun işbirliği ile yapılan
soda külü üretim tesisinin açılışını yaptı.
Erdoğan, tesise
gelişinde MHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı da olan
Beypazarı Belediye Başkanı Mansur Yavaş tarafından çiçekle karşılandı.
Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile Ciner Grubu tarafından
Beypazarı'nda yaptırılan soda külü üretim tesisi bugün düzenlenen törenle
açıldı. Başbakan Erdoğan, Beypazarı Bağözü köyündeki tesise Emniyet Genel
Müdürlüğü'ne ait bir helikopterle geldi.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile birlikte tören alanına gelen Başbakan
Erdoğan, MHP'li Beypazarı Belediye Başkanı Mansur Yavaş tarafından çiçekle
karşılandı. Karşılama öncesinde Başbakan Erdoğan'ın korumalarının Yavaş'ın
elindeki çiçeği inceledikleri gözlendi.
Soda külü üretim tesisinin açılış törenine
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler ve davetlisi olarak
Ankara'da bulunan Rusya Enerji Bakanı Sergey İvonovich Shmatko, Sanayi ve
Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan ve Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu da katıldı.
Törende bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, bugün özel sektör ve devlet
işbirliği ile yapılan çok güzel bir eseri
Türkiye'ye kazandırdıklarını belirterek, sabit sermaye yatırımı
250 milyon dolar olan tesisin Beypazarı'na kazandırılmasında emeği
olanlara teşekkür etti.
Tesisin bin 500 kişiye dolaylı yada dolaysız istihdam sağlayacağını
vurgulayan Erdoğan bunu çok anlamlı bulduğunu belirtti. Erdoğan, "Şu
topraklarımızın altında neler var. Bunların yeryüzüne çıkarılması
noktasında bu tesisin yapılmasını önemsiyorum. Türkiye yıllar yılı bor
madeni rezervi ile birinci trona rezevi ile ikinci sırada yer aldı.
Bunlarla hep övündük ama bunları mamul haline getirmede hep el ovuşturduk. Şimdi bunları katma
değer yaratacak şekilde yeni ürünlere dönüştürmek gerekiyor. Bu tesisle bu
başarılıyor" şeklinde konuştu. Türkiye'nin sahip olduğu potansiyeli
hakkıyla değerlendirme konusunda hep geride kaldığını belirten Erdoğan,
şimdi AK Parti iktidarıyla bunları Türkiye'ye kazandırdıklarını söyledi.
Erdoğan, "Tartışmalarla, lafla vakit yitirmenin anlamı yok. İş, iş, iş;
üretim, üretim, üretim. Bahane üretmedik ve finansla sorunları aştık. Bu
tesisi hızla tamamladık. Bugün geldiğimiz yer madenciliğimiz açısında çok
önemlidir. Türkiye on yıllar boyunca yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle
övündü. Ancak bu zenginlikler son yıllara kadar hep atıl kaldı. Ülkemizin
geleceği için bunları hayata geçirmek zorundayız" şeklinde konuştu.
6.5 yıl önce Türkiye'nin dünyanın 26. büyük ekonomisi iken bugün 17.
sıraya yükseldiğini hatırlatan Erdoğan, Türkiye'yi daha iyi noktalara
getireceklerini söyledi.
Açılışta konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler ise
Türkiye'nin artık maden cevherinden kimsayala geçtiğine dikkat çekerek,
çevre dostu ve verimli bir teknolojiyi tercih eden tesisin 2 yılda
tamamlandığını söyledi. Tesisin yapımında kamuyla özel sektör işbirliğinin
en güzel örneğinin sergilendiğini dile getiren Güler, sodanın yanısıra kum
ve bor madeninin de bulunduğu Beypazarı'nın Türkiye ve dünyanın cam
merkezi haline getirilebileceğini kaydetti.
Ciner Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Ciner, 375 milyon dolar yatırımla yapılan tesisin yılda
300 milyon dolar katma değer sağlayacağını açıkladı. Ciner bunun 250
milyon dolarının ihracaat olacağını ifade etti. Ciner ayrıca yılda 1
milyon ton soda külü üretim kapasiteli tesiste 600 kişiye istihdam
yaratılacağını açıkladı.
Açılış konuşmalarının ardından Başbakan Erdoğan, açılış kurdelesini kesti.
Turgay Ciner, Başbakan Erdoğan'a sodanın ham haliyle işlendikten sonra
ortaya çıkan soda külünün bulunduğu bir plaket verdi. Başbakan Erdoğan
törenin ardından tesisi gezerek yetkililerden bilgi aldı.
07.11.2008 - CNNTÜRK
Eti Maden AB'nin bor kararı için dava açacak
Avrupa Birliği'nin (AB), boru "üremeye olumsuz etkili toksik madde"
listesine almasına karşı, Türkiye ülke olarak Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)
nezdinde dava açmaya hazırlanırken, boru işleyen ve ihraç eden Eti Maden
İşletmeleri de hukuki platformda hakkını aramak için harekete geçti.
Eti Maden İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü
Orhan Yılmaz, ihracat yaptıkları ülkelerde, AB'nin sınıflandırma kararına
karşı, "ticareti sınırlandırdığı, teknik engel çıkardığı, haksız rekabete
neden olduğu" gerekçesiyle dava açacaklarını ve bu amaçla avukatlarla
sözleşmeler imzalandığını söyledi.
Eti Madencilik, ayrıca, borun insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda,
yabancı bilimadamlarının da yer alacağı bir araştırma başlattı.
Yılmaz, "AB; daha önce, borda çalışan insanların kan ve sperm örnekleri
üzerinde yapılan araştırmayı kabul etmiyor. Bu nedenle yeni çalışma
yaparken, yabancı bilimadamlarını da araştırmaya davet ettik" dedi.
AB'nin kararı uyarınca bu maddelerin özel şartlarda taşınması,
ambalajlanması ve taşınması gerektiğini, bunun da kullanıcı şirketler
açısından maliyeti artırdığını anlatan Yılmaz, AB'de boru kullanan
sektörlerin de AB'nin bu kararından rahatsız olduğunu ve Türkiye ile
birlikte hareket ettiğini belirtti.
Bu yıl 550 milyon dolar bor ihracatı öngörüldüğünü, bunun yüzde 43'ünün
Avrupa'ya, yüzde 43'ünün Asya'ya ve yüzde 12'sinin de ABD'ye yapıldığını
kaydeden Yılmaz şu bilgiyi verdi:
"Bu olay yeni değil, 1998'den beri AB'nin çalışmalarını izliyoruz. AB,
bilimsel geçerliliği sınırlı bazı çalışmalara dayanarak, bor hakkında bu
kararı eylülde çıkardı. AB, önce fareler üzerinde yapılan deneyi insanlar
üzerine şamilleyip, üremeyle ilgili olumsuz etkilerinin olduğunu iddia
ediyor. Arkasından da 'siz bunun böyle olmadığını ispatlayın' diyorlar.
Sonuçta böyle bir karar çıktı. AB'ye sadece biz bor satmıyoruz. ABD'liler
de, Şili, Arjantin, Rusya, Çin de aynı şekilde bizimle birlikte hareket
ediyor. AB'de boru kullanan sektörler de bu karardan rahatsız oldu ve
bizimle birlikte hareket ediyorlar. AB'nin mantığı yanlış ama bu yanlış
sadece bize yönelik değil.
İkame ürünler, hammaddeler oluşturulmasını istiyorlar. Bunun doğal sonucu,
sanayileri, kirli üretim, Asya'ya, Afrika'ya kayıyor. Ama sonuçta, AB'de
konan kural bütün ticareti etkiliyor. Asya'da üretilen bir mal Avrupa'ya
ABD'ye ihraç ediliyor.
Dolayısıyla bütün üretimi etkiliyor.
Şimdi, bor tüketen bütün Avrupa ülkelerinde avukatlarımızı tuttuk,
vekaletnamelerimizi verdik, komisyon kararı aleyhine dava açacağız. Ticareti
doğrudan engelliyor. Haksız rekabete neden oluyor ve bilimsel niteliği
olmayan isnatlarda bulunuluyor. AB'deki bir şirketimiz aracılığıyla bu
organizasyonu yapıyoruz."
Avrupa'da Rusya'nın bor ihraç ettiği bölgelerin de bulunduğunu, karar
nedeniyle ihracatta frene basar gibi bir kesilme olmayacağını anlatan
Yılmaz, genel ekonomik krizden bağımsız olarak, bunun etkisinin orta ve uzun
vadede olacağını vurguladı.
Kararla getirilen özel ambalaj, özel taşıma ve özel kullanım şartlarının,
kullanıcı sektör açısından maliyeti artıracağına ve bu yönüyle caydırıcılık
vasfı bulunduğuna işaret eden Orhan Yılmaz, konuyu hem şirket olarak
kendilerinin hem de devlet olarak Türkiye'nin iki ayrı boyutta takip
ettiğini kaydetti.
Uluslararası nitelikli araştırma yapılıyor
Bor ile ilgili ilk iddialar gündeme geldiğinde, 1998-2000 yılları arasında,
işletmelerde çalışan ve doğrudan bora maruz kalan insanlar, çalışanlar
üzerinde araştırmalar yaptıklarını ve bunların sonuçlarını AB'ye
sunduklarını da anlatan Yılmaz, ancak AB'nin bunları eksik bularak kabul
etmediğini söyledi.
Yılmaz, bu nedenle, Almanya'dan bazı bilimadamlarının da katılmasıyla 2
yıllık bir araştırma projesi başlattıklarını ve bunun eylül ayında
başladığını bildirdi.
Orhan Yılmaz, şu bilgiyi verdi:
"Bizim bor işletmelerinde çalışan işçilerin doğurganlık oranları, kan ve
sperm örnekleri üzerinde daha önceden, Prof. Dr. Bekir Sıktı Şaylı
tarafından bir araştırma yapılmıştı. 1998-2000 arasında.
Bölgede yaşayanlar değil, doğrudan bora maruz kalan, torbalamada çalışan
işçilerden aldıkları kan sperm örnekleri üzerinde araştırma yapıldı.
Doğurganlık oranı, sperm sayıları ve kandaki bor düzeyi açısından,
Türkiye'nin genel oranları arasında bir fark yok. Bu raporlar bizim
arşivlerde var.
En kötü şartlarda çalışan insanlar üzerinde nefatif unsura rastlanmadı.
Ancak şimdi, yabancıların da içinde olacağı şekilde aynı nitelikte araştırma
tekrar başlatıldı. İşçilerden kan, sperm örnekleri alınacak."
"En kötü senaryolara göre araştırma yapılıyor"
Eti Madencilik'in başlattığı araştırma projesinde görev alan Ankara
Üniversitesi (AÜ) Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Duydu da, AB'nin yaklaşımını haksız olarak
nitelendirirken, AB'nin Türkiye'de yapılan bilimsel çalışmaları dikkate
almadığını söyledi.
Prof. Dr. Duydu, Türkiye'de bununla ilgili yeterli düzeyde çalışma
bulunduğunu ve AB'nin bunları görmezden gelerek hayvan deneylerini baz
aldığını, "hayvan deneylerini baz alınca da iddialarında haklı duruma
geldiklerini" belirtti.
Hayvan deneylerinde bu tür etkilerin belirlendiğini, ancak toksikolojide
kimyasalların toksik etkisi değerlendirilirken insanlarda bir sonuç varsa,
deney hayvanlarından gelen sonucun ikinci planda kaldığını anlatan Prof. Dr.
Duydu, şöyle devam etti:
"Zaten deney hayvanlarında yapılan çalışmalar, insanlardaki toksik etkilerin
tahmin edilmesi içindir. Şu anda insanlar üzerinde yapılan deneylere ilişkin
sonuçlar var. Ama AB bunların eksik olduğunu söylüyor.
Bunun için biz de yeni bir çalışma başlattık. Eylülde başlattık ve 2 yılda
tamamlanması öngörülüyor. Ama işin durumu nedeniyle, mümkün olduğunca kısa
sürede sonuç almayı öngörüyoruz. En kötü senaryoyu test ediyoruz; bir
insanın maruz kalabileceği en yüksek bor konsantrasyonunda neler oluyor, onu
göstereceğiz. Bunun içinde, doğrudan bor fabrikalarda çalışan insanlardan
örnekler alacağız."
Daha önceki çalışmaların anket bazında yapıldığını, insanlara, "kaç
çocuğunuz var, sakat çocuğunuz var, istediğinizde hamile kalabiliyor
musunuz, kaç erkek, kaç kız çocuğunuz var" gibi sorular sorulduğunu kaydeden
Prof. Dr. Duydu, şu ana kadar "insanlar üzerindeki etkisinin olumlu veya
olumsuz olduğuna dair" kabul edilen bir çalışma bulunmadığını söyledi.
Türkiye'nin yaptığı bir çalışmada, "olumsuz etkisinin olmadığının"
belirtildiğini, Rusya'da yapılan çalışmada ise olumsuz etkinin
belirtildiğini kaydeden Prof. Dr. Duydu, bu iki çalışmanın da AB tarafından
eksik bulunarak kabul edilmediğine ve hayvanlar üzerindeki çalışmaları kabul
ettiğini belirtti.
BORUN KULLANIM ALANLARI
Eti Maden İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre, bor, inşaat
sektöründe, çimentoda mukavemet artırıcı ve izolasyon amaçlı,daha sağlam,
hafif ve depreme-ısıya dayanıklı binaların yapılmasında, yalıtımda, ayrıca
cam elyafı üretiminde kullanılıyor. Borun kullanıldığı diğer alanlar şöyle: Ahşap Koruma: Bakteri ve çürümeye karşı koruyucu ve alev geciktirici olarak
kullanılıyor.
Yanmayı Önleyici
(Geciktirici) Maddelerde: Borik asit ve boratlar, selülozik maddelere, ateşe karşı dayanıklılık
sağlıyor. Bor bileşikleri, plastiklerde yanmayı önleyici olarak giderek
artan oranlarda kullanılıyor. Bu amaç için kullanılan bor bileşiklerinin
başında çinko borat, baryum metaborat ve amonyum fluoborat geliyor.
Nükleer Uygulamalar:
Atom reaktörlerinde borlu çelikler, bor karbürler ve titanbor alaşımları
kullanılır. Paslanmaz borlu çelik, nötron absorbanı olarak tercih ediliyor.
Atom reaktörlerinin kontrol sistemleri ile soğutma havuzlarında ve reaktörün
alarm ile kapatılmasında (B10) bor, ayrıca, nükleer atıkların depolanması
için kolemanit kullanılıyor.
Metalurji:
Boratlar yüksek sıcaklıklarda düzgün, yapışkan, koruyucu ve temiz, çapaksız
bir sıvı oluşturma özelliği nedeniyle demir dışı metal sanayiinde koruyucu
bir cüruf oluşturucu ve ergitmeyi hızlandırıcı madde olarak kullanılıyor.
Borik asit, nikel kaplamada, fluoboratlar ve fluoborik asitler ise; kalay
kurşun, bakır, nikel gibi demir dışı metaller için elektrolit olarak,
alaşımlarda, özellikle çeliğin sertliğini artırıcı olarak kullanılıyor. Bu
konuda ferrobor oldukça önem kazandı. Çelik üretiminde 50 ppm bor ilavesi
çeliğin sertleştirilebilme niteliğini geliştiriyor.
Otomobil
Hava Yastıkları, Antifriz: Bor, hava yastıklarının hemen şişmesini sağlamak amacıyla, ayrıca
otomobillerde antifriz olarak ve hidrolik sistemlerde de kullanılıyor.
Sağlık:
BNCT (Boron Neutron Capture Therapy) kanser tedavisinde kullanılıyor.
Özellikle, beyin kanserlerinin tedavisinde hasta hücrelerin seçilerek imha
edilmesine yaraması ve sağlıklı hücrelere zararının minimum düzeyde olması
nedeniyle tercih nedeni olabiliyor. Metabolizmadaki bor, kalsiyum, magnezyum
ve fosfor dengesini ayarlıyor. Sağlıklı kemiklerin oluşumuna, kasların ve
beyin fonksiyonlarının gelişimine yardım ediyor.
Füze/Uçuş
Yakıtları:
Bor kimyasalları özellikle füze yakıtı olarak, sodyum tetraborat, özel
uygulamalarda yakıt katkı maddesi olarak kullanılmakta.
Atık
Temizleme:
Sodyum borohidrat, atık sulardaki civa, kurşun, gümüş gibi ağır metallerin
sulardan temizlenmesi amacıyla kullanılıyor.
Borlu Katı
Yakıtlar / Hücre Yakıtları / (Fuel Cells):
Son günlerde sodyum borohidritinin kullanıldığı, sodyum borohidrattan enerji
üreten hücre yakıtıyla ilgili çalışmalar hız kazandı. Sodyum borohidratın
kimyasal bağlarında hidrojen bulunuyor ve katalist hidrojeni açığa çıkarıyor
veya elektrik üretiyor. Bu üretimde temel prensip ise su ile boraksın
reaksiyonu. Bu reaksiyondan üretilen hidrojen, doğrudan içten yanmalı
motorlara beslenebiliyor veya hücre yakıtlarında kullanılabiliyor. Enerji Üretimi
ve Isı Depolama:
Bor, demir ve nadir toprak elementleri kombinasyonu (METGLAS) yüzde 70
enerji tasarrufu sağlıyor. Bu güçlü manyetik ürün; bilgisayar disk
sürücüleri, otomobillerde doğru akım-motorları ve ev eşyaları ile portatif
güç aletlerinde kullanılıyor. Son yıllarda, borların piller/aküler de
kullanılması ile maliyetler düşürüldü ve çevre dostu piller/aküler
üretilmeye başlandı.
Bor, sanayide, fiber optik, kozmetik, kauçuk ve plastik sanayii,
fotoğrafçılık, havai fişek gibi patlayıcılar, antifirizler, hidrolik yağlar,
petrol boyaları, yanmayan ve erimeyen boyalar, tekstil boyaları, zımpara ve
aşındırıcılar, kompozit malzemeler, manyetik cihazlar, moleküler biyoloji
gibi ileri teknoloji araştırmalarında, ayrıca mumyalamada da kullanılıyor.
Cam
sektöründe:
Camın ısıya dayanmasını, cam imalatı sırasında çabuk ergimesini ve
devitrifikasyonun önlenmesini sağlayan bor; yansıtma, kırma, parlama gibi
özelliklerini de artırıyor. Bor, camı asite ve çizilmeye karşı koruyor. Cam
tipine bağlı olarak; cam eriğinin yüzde 0,5 ile yüzde 0,23'ü bor oksitten
oluşuyor. Örneğin Pyrex'de yüzde 13,5 B2O3 var. Genellikle cama boraks,
kolemanit, borik asit halinde karma olarak ilave ediliyor.
Seramik
sektöründe:
Emayelerin akışkanlığını ve doygunlaşma ısısını azaltan bor oksit yüzde
20'ye kadar kullanılabiliyor. Özellikle emayeye katılan hammaddelerin yüzde
17-32'si borik oksit olup, sulu boraks tercih ediliyor. Bazı hallerde bor
oksit veya susuz boraks da kullanılıyor. Temizleme
sanayii:
Sabun ve deterjanlara mikrop öldürücü (jermisit) ve su yumuşatıcı etkisi
nedeniyle yüzde 10 boraks dekahidrat ve beyazlatıcı etkisini artırmak için
toz deterjanlara yüzde 10-20 oranında sodyum perborat katılıyor. Tarım
sektöründe:
Bor mineralleri, bitki örtüsünün gelişmesini artırmak veya önlemek
maksadıyla kullanılıyor. Bor, değişken ölçülerde, birçok bitkinin temel
besin maddesi.
Bor eksikliği görülen bitkiler arasında yumru köklü bitkiler (özellikle
şeker pancarı) kaba yoncalar, meyva ağaçları, armut, zeytin, kahve, tütün ve
pamuk sayılıyor. Bu gibi hallerde susuz boraks ve boraks pentahidrat içeren
karışık bir gübre kullanılıyor. Bu da suda çabuk eriyebilen sodyum
pentaborat (NaB5O8.5H2O) veya disodyum oktaboratın (Na2B8O13) tarım ürününün
üzerine püskürtülmesi suretiyle uygulanıyor.
Bor, bitkilerin köklerinin ve yapraklarının gelişmesine, çiçek açmasına,
polen üretimine, filizin gelişmesine, tohum ve meyve vermesine yardımcı
oluyor.
04 Mayıs 2008- HÜRRİYET
Eti Maden 'Kalsine Tinkal'i buldu, izolasyoncu kuyruğa girdi
1935 yılında kurulan Eti Maden İşletmeleri ilk kez bir buluşa
imza atarak, Bor'dan yeni bir kimyasal üretti. Ürün, AB Patent Birliği'ne
tescil ettirildi.
Bulunan ürün, cam ve seramik sektörü için büyük önem taşıyor. İzolasyon
ürünleri artık daha az enerji ile daha ucuza üretilebilecek. Eti Maden
İşletmeleri Genel Müdürü Orhan Yılmaz, buluşlarını TBMM KİT Komisyonu
üyeleriyle paylaşınca milletvekilleri de heyecanlandı. Komisyon,
yöneticilerin ödüllendirilmesi için Sanayi Bakanlığı'na başvurma kararı
aldı. Yılmaz, "Benim anlattıklarım cek cak değil. Yeni ürün için tesisimizi
kurduk, talep doğdu, ürün sattık. Eskişehir'in Kırka Beldesi'nde geçen yıl
10 bin tonluk derme çatma tesis kurduk, 100 bin tonluk talep gelmeye
başladı, şimdi tesisi büyüteceğiz" dedi.
Buluşun adı
Kalsine Tinkal
Geçen hafta kurumun 2006 yılı hesaplarının görüşüldüğü toplantıda açıkladığı
buluşu Hürriyet'e anlatan Orhan Yılmaz, şunları söyledi: "Bor madeninden
tamamen yeni bir ürün ürettik. Adı Kalsine Tinkal. Cam ve seramik sektöründe
üretimde enerji kullanılımı çok azaltan bir ürün. Tamamen bizim buluşumuz.
Yeni ürünümüzün piyasası kısa zamanda 250 milyon YTL'yi aşacak. İzolasyon
malzemesi üreten sektöre vermek için ürün yaptık. Dünyada bu konuda rekabet
eden firmalardan daha az enerji ile üretim yapabilecekler."
İzolasyon için çok
önemli
Orhan Yılmaz, Kalsine Tinkal sayesinde şirketlerin artık daha az enerji
kullanarak izolasyon malzemesi üretebileceğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Bildiğimiz camın değişik kullanım şekilleri var. Bor cam dediğimiz sıcağa
dayanıklı camlar, cam yünü, cam elyafı üretiliyor izolasyon sanayinde. İşte
bulduğumuz yeni ürün, bu alanda çok önemli. Üretimde enerji kullanılımı
azalttığı için hem üretim maliyetini ucuzluyor, hem de üretim artıyor."
Bor ihracatında
sıçrama
Yılmaz, Eti Maden'in yeni buluşla bor kimyasalları pazarında birinci sıraya
çıktığını kaydederek, şunları dile getirdi: "İzolasyon sektörü için itici
güç olacağız. Bu sektörde maliyetler çok pahalıdır, daha ucuz olduğu için
bizi tercih ediyorlar. Türkiye'de bora dayalı sanayi cılız. O yüzden bor
kimyasallarının yüzde 93'ünü ihraç ediyoruz. Türkiye'nin en önemli ihraç
ürünlerinden biridir. Yıl sonunda tüm bor kimyasallarında ihracat rakamımız
500 milyon doları geçecek."
'Buluşunuzun dünyada benzeri yok' dediler
ETİ Maden İşletmeleri Genel Müdürü Orhan Yılmaz, "Bor madeni tek
başına hiçbir şeydir. 'Çıkar çıkar sat' diye bir şey yok. Bizim satışımızın
yüzde 88'i bor kimyasalları. Önemli olan boru, mamül hale getirmek. Esas
olan bor kimyasallarıdır. Bizim asil işimiz de budur. Eti Maden İşletmeleri
1935 yılında kuruldu. İlk buluşu budur. Patente konu ilk işi biz yaptık. AB
Patent Birliği'nde tescilini yaptırdık. Avrupa Patent Birliği, "Buluşunuzun
dünyada benzeri yok" diye bize tebrik yazısı gönderdi. Bor kimyasalları
konusunda üretici 5 ülkeden biriydik. Şimdi ABD'nin de önüne geçtik, birinci
sıraya yükseldik. İşimizi üç kat büyüttük. İhracatımız üç kat artı. Üretim
üçe katlandı. Eleman sayımız yüzde 20 azaldı" dedi.
Tek
kuruş almayacağım
22 yıldır kurumda çalışan, 2004 yılında genel müdürlüğe getirilen
Orhan Yılmaz, TBMM KİT Komisyonu'nda, fırsat ve para düşkünü gibi görülmek
istemediğini, bunun için Kalsine Tinkal buluşundan bir kuruş bile
almayacağını açıkladı. Yılmaz, bu sözlerinin nedeninin sorulması üzerine de
Patent Yasası'nda, "Patente konu bir işte, buluşcular haktan mahrum
edilemez" maddesi bulunduğunu anımsattı. Yasaya göre buluşa katkı
sağlayanların yüzde alma hakkı olduğunu ancak çıkan bazı dedikodular
nedeniyle bu hakkını kullanmayacağını söyledi.
22 Ocak 2008 Salı- HABERLER.COM
Eti Maden İşletmeleri
Genel Müdürü
Orhan Yılmaz, Türkiye'de Çıkarılan Bor Madeninin Tamamının
Hammadde Olarak İhraç Edilmesi Gibi Bir Durumun Söz Konusu Olmadığını,
Üretimi Yapılan Borun Büyük Bir Kısmının Ülke Sanayiinde Kullanıldığını
Söyledi.
Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürü
Orhan Yılmaz,
Türkiye'de çıkarılan bor madeninin tamamının hammadde olarak ihraç
edilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, üretimi yapılan
borun büyük bir kısmının ülke sanayiinde kullanıldığını söyledi.
Eskişehir Ticaret Odası (ETO) Toplantı Salonu'nda basın
toplantısı düzenleyen Yılmaz, "2003 yılında çalışanlarının maaşını
veremeyen genel müdürlüğümüz, 2007 yılında 1 milyon ton üretim yapar
hale geldi. 750 bin ton üretimle devraldığımız kurumumuz, 2011
yılında 2 milyon ton üretim hedeflemektedir. Kamuoyunda 'bor madeni
ham olarak yurt dışına ihraç ediliyor' mantığı hakimdir. Bu, gerçeği
yansıtmamaktadır. Bor satışlarımızın sektörel dağılımına
baktığımızda yüzde 55'i cam, yüzde 16'sı seramik, yüzde 9'u deterjan ve geriye
kalan yüzde 20'lik kısımsa diğer sanayi kollarında kullanılmaktadır.
Bu sanayiler, ülkemizde faaliyet gösteren sanayi kollarıdır.
Üretimin tamamının ihraç edilmesi gibi bir durum söz konusu
değildir" dedi. Eti Maden
İşletmeleri'nde çalışanların işlerini severek yaptığını ve bunun
üretimde doğrudan etkili olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Bizde yıldız
futbolcuya tahammül yoktur. Takım ruhuyla hareket ederiz. Normalde
devlet kurumları hedeflerini açıklamazlar. Ama biz hedeflerimizi
belirledik. Önümüzdeki 3 yılda 600 milyon dolar, sonraki 3 yılda 800
milyon dolar ve daha sonraki 3 yılda ise 1 milyon dolar seviyesinde
kar elde etmeyi planlıyoruz" diye konuştu.
Orhan Yılmaz, kuruma bağlı işletmelerin bulundukları yerlere çok büyük
katkılar sağladığının altını çizerek, şunları söyledi:
"Dünyanın en büyük
kompleksine sahibiz ve yakın bir tarihte üretimimizi iki katına
çıkaracağız. Aldığımız yatırım kararları, bölgeye istihdam olarak
yansıyacak. Şu anda bin 200 olan işçi istihdamının 2 bin civarında
olacağını düşünüyoruz. Yeni yatırımlarımızı şu şekilde
sıralayabiliriz. Tek kademeli penta üretimine 2008 yılı içerisinde
geçilecek ve kapasitesi saatte 150 ton olacak. Boraks pentahidrat
üretim tesisini 2009 yılında tamamlayacağız ve yıllık kapasitesi 100
bin ton olacak. Dördüncü boraks pentahidrat
tesisini 2010 yılında bitirmeyi planlıyoruz ve yıllık kapasitesi 240
bin ton olacak." Eti Maden
İşletmeleri Genel Müdürü Yılmaz, kurumun özelleştirilmesinin söz
konusu olamayacağını sözlerine ekledi.
Anadolu’nun yer altı kaynaklarını değerlenirmek için
kurulan ve bugün Eti Maden adını alan Etibank, 70 yıllık süreçte
fonksiyonunu değiştirmedi...